KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/6555 E., 2023/10209 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/103 E., 2021/502 K.
- Hüküm/karar
- Reddine
Karar Metni
759 kelime·4 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasında verilen karar ile ilgili Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 10.02.2021 gün, 2019/1427 E, 2021/1057 K sayılı bozma ilamına İlk Derece Mahkemesince uyulmasına karar verilmiş, bozma sonrası taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı ...'nın Denizbank'tan kullandığı kredi sözleşmesinde kefili olarak yer aldığını, kefalet sebebi ile kredi borcunun ödendiğini, ödediği meblağın tahsilini teminen Aydın 3. İcra Müdürlüğünün 2015/14048 Esas sayılı dosya ile takibe geçildiğini, davalı borçlunun acz halinde olduğunu, davalı borçlunun mal kaçırma gayesi ile adına kayıtlı gayrımenkullerini diğer davalılara devrettiğinin belirlendiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davacı tarafından geçerli bir aciz vesikasının dosyaya ibraz edilmediğini, mal kaçırma gayelerinin bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 04.02.2016 tarihli ve 2015/397 E., 2016/12 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 10.02.2021 tarih ve2019/1427 E- 2021/1057 Karar sayılı ilamı ile; "....taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece taraf teşkili sağlanarak yapılan yargılama neticesinde verilen kararda; alacağın doğum tarihinin davacının davalı borçlunun kredi borcunu ödediği 16.04.2015 tarihi olmasına, tasarrufların ise iş bu tarihten çok önce yapılmış olduğunun anlaşılmış olmasına göre davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı borçlunun acz halinde olduğunu, krediye kefil olunan tarihin borcun doğum tarihi olduğunu, davalılar arasında akrabalık ilişkisinin de bulunduğunu beyan ederek kararın bozulması talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 277 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme 1. İİK'nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nın 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nın 278, 279 ve 280 inci maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda; davacı tarafından davalı borçlu aleyhine Aydın 3 üncü İcra Müdürlüğünün 2015/14048 Esas sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığı, takibin kesinleştiği, takibin dayanağının, davalı borçlu ...'nın Denizbank'tan kullandığı krediye kefaleti bulunan davacının kefalet borcunu 16.04.2015 tarihinde ödemesinden kaynaklandığı, davalı borçlunun bilinen adresinde yapılan 04.05.2015 tarihli menkul haciz tutanağının da İİK'nın 105 inci maddesi gereğince geçici aciz vesikası hükmünde olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece dava konusu takibin dayanağının kefalet borcunun ödenmesi olduğu, kefalet bocunun da 16.04.2015 tarihinde ödenmiş olması, dava konusu tasarrufların ise bu tarihten önce gerçekleşmiş olduğu gerekçesi ile davanın redddine karar verilmişse de varılan sonuç doğru görülmemiştir.
Dosya içerisindeki belgelerden, davalı ...'nın 09.04.2012 tarihinde Denizbank'tan kredi kullandığının, davacı ...'in de bu tarih itibari ile kredi sözleşmesinde kefaletinin bulunduğunun, kredi borç ödeme yükümlülüğünün de bu tarih itibari ile başlamış bulunduğunun anlaşılmış olmasına göre; borcun doğum tarihi olarak, davalı borçlu ile dava dışı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesi tarihinin dikkate alınması gerekirken kredi borcunun ödendiği tarihin borcun başlangıç tarihi olarak değerlendirilmesi hatalı olmuştur.
Bu sebeple mahkemece işin esasına girilerek İİK'nın 277, 278, 279 ve 280 inci madde hükümleri ayrı ayrı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. KARAR
(1) nolu bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile;
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
(2) nolu bentte açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/6555, K. 2023/10209, 4 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama