KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/9137 E., 2025/8642 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/104 E., 2023/1035 K.
Karar Metni
2.657 kelime·13 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalılar ..., ... ve ... vekilleri tarafından intenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma günün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte taraflardan kimsenin gelmemiş olduğu belirlendikten sonra işin incelenerek karar bağlanması için uygun görülen 27.05.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin ... ili ... ilçesi ....
Mahallesi Tam Yeri Mevkii 108 ada 11 parselde bulunan taşınmazın maliki olduğu, müvekkilinin taşınmaz üzerinde bulunan ev, ahır, depo, taşduvar ve arsasının davalıların kullandıkları taş ocaklarında yaptıkları patlatmalar nedeniyle meydana gelen heyelanda zarar gördükleri, meydana gelen zarar ile davalıların patlatma eylemi arasında illiyet bağı olduğu, bu illiyet bağını ortaya koyan ekte sundukları ... hazırlamış olduğu ayrıntılı teknik rapor mevcut olduğu, bu rapora göre müvekkilinin taşınmazında meydana gelen zarar, davalıların işlettiği taş ocağındaki patlatmalardan meydana geldiği,
söz konusu rapor içeriğinde taş ocağındaki patlatmaların ruhsata uygun değerler üzerinde yapıldığı farz edilerek hazırlandığı, ruhsatta bulunan düşük ölçekli patlamaların bile heyelana sebep olduğunun raporda derc edildiği, ancak gerçekte davalılara ...
Genel Müdürlüğü tarafından verilen iznin çok üzerinde, davalılar tarafından yüksek şiddette patlatmalar yapıldığı, davalıların şirketlerinin işlettiği taş ocakları nedeniyle oluşan heyelanın devam ederek can kaybına sebep olma ihtimali bulunduğu, Bu nedenle ...
Valiliği ...'nün de can güvenliği açısından söz konusu bölgenin boşaltılması gerektiğini rapor ettiği, müvekkilinden taşınmazı tahliye etmesinin istendiği, müvekkilinin can güvenliği açısından evini terk ettiği, müvekkilinin ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ...
Yeri Mevkii 108 ada 11 parselde bulunan taşınmaz üzerinde bulunan ev, ahır, depo, taşduvar ve arsasının, yukarıda izah edilen haksız fiil nedeniyle zarar gördüğünü, meydana gelen zararlar ile taşınmazı heyelan tehlikesi nedeniyle terk edecek olmasından kaynaklanan kira ve diğer tüm zararların tazmini için, TBK'nın 49. maddesi uyarınca fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 5.000,00 TL'nin (Belirsiz Alacak) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; müvekkilinin ... ilçesi, ... mahallesi 108 ada 11 parselde kayıtlı taşınmazın maliki olduğunu, müvekkilinin taşınmazın üzerinde bulunan 3 katlı betanorme binasının davalıların kullandıkları taş ocağında yapılan patlamalar nedeniyle zarar gördüğünü, aynı konuda aynı taraflara karşı ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/175 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, iş bu davanın bu dosya ile birleştirilmesini talep ettiklerini belirterek patlamalardan dolayı meydana gelen zararların tazmini için 5.000,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, ..., ... Müdürlüğü'nden alınan 25.03.2010 tarihli ... İzni ile ... İl Özel İdaresinin 06.12.2012 tarihli ... Faaliyetleri İçin İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı ile faaliyet göstermekte olduğu faaliyetleri sırasında çevredeki konutlara ve taşınmazlara herhangi bir zarar vermediğini ve çalışmalardan ötürü yörede heyelanlara sebep olmadığını, ... İlçesi, ...
Mahallesinde faaliyette bulunan taş ocaklarında dinamit vb. patlayıcı madde kullanılarak malzeme çıkarıldığı, taş ocaklarında yapılan patlatmaların yerleşim yerlerinde can ve mal güvenliğini tehlikeye attığı iddiası ile ... Valiliği'ne birtakım şikayetler yapıldığını, bunun üzerine ... Valiliğinin 05.09.2018 tarihinde komisyon marifeti ile yerinde inceleme yaptığı, ...
Mahallesinde faaliyette bulunan taş ocakları hakkında ve mesken ile fındık bahçelerinde görülen hasarın neden gerçekleştiği, faaliyette bulunan taş ocaklarının hasarların oluşumunda etkisinin bulunup bulunmadığı, ocaklarda yapılacak patlatmaların arazi ve meskenlerde görülen hasarları artırıp artırmayacağı konularında rapor hazırlanması istendiğini, ...tarafından Aralık 2018 tarihinde, ... İli, ... İlçesi, ...
Mahallesi sınırları içerisinde yer alan ocaklarda yapılan patlatmalardan kaynaklanan etkinin belirlenmesine yönelik rapor düzenlendiğini, müvekkili şirketin, ... tarafından düzenlenen raporda mevcut haritadaki sarı çizginin doğu kesiminde üretim faaliyetinde bulunmadığını, raporda müvekkili şirketin üretim miktarının düşürülmesinin de önerildiğini, müvekkili şirketin, raporda belirtildiği gibi yıllık 700.000 ton veya 250.000 ton üretim yapmadığını, yıllık ortalama üretim miktarının 100.000 ton civarında olduğunu, ...
Valiliği İl ... Müdürlüğü'nün 21.11.2017 tarihli ve ...
İzin Belge Nolu belgesi ile müvekkili şirkete 14.10.2019 tarihine kadar patlayıcı madde alma ve kullanma izni verildiğini, müvekkili şirketin bu izin belgesine istinaden faaliyette bulunduğu, ayrıca ... ...Müdürlüğü tarafından 30.01.2019 tarihinde yapılan mahallinde tetkik sonucunda hazırlanan rapora göre, beyanlarda hata veya noksanlık olmadığını, gerçek dışı veya yanıltıcı beyan bulunmadığını, daimi nezaretçi defterinin saha mahallinde noter onaylı olarak ibraz edildiğini, işletme izni olmadan veya işletme izin alanı dışında üretim olmadığının tespit edildiğini, dava konusu ...
İlçesi, ...
Mahallesi, 108 ada 11 parsel sayılı taşınmaz ile müvekkili şirketin faaliyette bulunduğu saha arasındaki mesafe ve müvekkili şirket tarafından yapılan faaliyetlerin işletme izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatına uygun olması dikkate alındığında, dava konusu taşınmazlarda meydana gelen zararların müvekkili şirketin faaliyetlerinden kaynaklanmadığının anlaşılacağını, diğer bir deyişle müvekkili şirketin faaliyetleri ile dava konusu taşınmazlarda meydana gelen zarar arasında illiyet bağı olmadığı, müvekilli şirket açısından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; olayın meydana geldiği çalışma alanındaki taş ocağı madeninin...
Bakanlığına bağlı ... tarafından verilen maden ruhsatı ile müvekkil şirkete devredildiğini, böylece kamu kurumundan verilen ruhsata güvenerek çalışma yapan müvekkili şirketin meydana gelen olayda sorumluluğu olmadığını, müvekkili şirketin ruhsatta yazan şekilde çalışma yapmış olduğundan, aldığı ruhsatı verilen sınırlar içerisinde patlatıcı kullanarak kullanması nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olmadığını, zira maden ruhsatı öncesinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının zemin etüdü ve proje hazırlatıp, çevreye olumsuz etkisi olmayacağı garantisi vererek para karşılığı şirket veya şahıslara devredildiğini,
bu nedenle alınan ruhsatı veren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının oluşan zarardan asıl sorumlu olduğunu, ayrıca patlatma iznini ...
Valiliği verdiğinden bu kurumun da sorumluluğu olduğunu, davanın bu iki kuruma ihbarını talep ettiğini, müvekkili şirketin pasif husumeti olmadığından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davaya konu zarar gördüğü iddia edilen yapının zaten çok eski bir yapı olduğunu, projesi ve mühendislik alt yapısının olmadığını, iddia edilen çatlakların müvekkili şirket çalışma yapmadan çok önce zaten mevcut olan çatlaklar olduğunu, dava konusu yapının yapıldığı bölgenin heyelan bölgesi olduğunu, yapının gerekli temel derinliği olmadığının belli olduğunu,
davaya konu yapının herhangi bir projesi ve yapı ruhsatı olmadan yapılmış vaziyette olduğunu, inşaat şartnamelerine uygun bir yapı olmadığını, zararın büyümesinde davacının müttefik kusurunun olduğunu, davacı tarafça dava dilekçesinde davanın dayanağı olan raporda “davaya konu yapıya müvekkil tarafından yapılan eylemlerin neden olduğuna dair kesin bir veri olmadığı,
dava konusu taşınmazın jeofizik alt yapısı ve yapıların mühendislik hizmeti almamış olması sebebi ile heyelan ve zararın meydana gelmiş olabileceğinin” değerlendirildiğinin, yine bu raporda “dava konusu alanda muhtemelen doğal veya doğal olmayan başka faktörlerin etkisi ile heyelan olduğunu, sadece müvekkili firmanın çalışması kaynaklı olmadığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede toprak yapısının hareketli olduğunu, zaman içinde dış müdahale olmasa dahi bu tür heyelan, toprak kayması olayları gelişmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, zaten Karadeniz bölgesinin sık sık sel afeti ile etkilenen,
sürekli yağmur yağan bir bölge olduğundan bu tür olayların sıkça yaşandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının dilekçesinde beyan etmiş olduğu müvekkili şirketin ve diğer davalıların işlettiği taş ocakları nedeniyle oluşan yer altı hareketi ve heyelanın devam ederek can kaybına sebep olacağı ve evinden taşınmak zorunda bırakıldığı iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davacının taşınmazının zaten heyelan bölgesinde bulunduğunun, müvekkili şirketin taş ocağında yaptığı çalışmaların davacının taşınmazında meydana gelen heyelan ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, ayrıca davacının taşınmazının bulunduğu bölge ... bölgesi olup, bölgenin heyelan bölgesinde olduğunun da herkesçe bilinen bir gerçek olduğunu,
müvekkili şirketin taş ocağında usulüne uygun patlatmalar yaptığını, bu taşınmazın heyelan bölgesinde kalmasında dolayı müvekkili şirketin hiçbir kusur ve sorumluluğu bulunmamakta olup, talep edilen tazminatın da müvekkili şirkete yükletilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin 1 nolu ocakta çalıştığını, söz konusu taşınmazın jeolojik yapısından kaynaklı yer hareketleri oluştuğunu, davacının hangi tarihte hangi şirketin faaliyetleri neticesinde zararının doğduğunun bilindiğini, bunun tespiti gerektiğini, müvekkili şirket patlayıcı maddelerini Valiliğin de belirtmiş olduğu şekilde izin ve sınırlar içerisinde kullandığını, ...
Valiliğinin izin ve talimatları doğrultusunda patlayıcı madde kullanıldığını, dava konusu ... İlçesi, ... Mahallesi, ...
Yeri Mevkii 108 ada 11 parsel sayılı taşınmaz ile müvekkili şirketin faaliyette bulunduğu saha arasındaki mesafe ve müvekkili şirket tarafından yapılan faaliyetlerin işletme izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatına uygun olması dikkate alındığında, dava konusu taşınmazlarda meydana gelen zararların müvekkili şirketin faaliyetlerinden kaynaklanmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı taraf dava dilekçesinde her ne kadar müvekkili ve diğer davalı şirketlerin taş ocağında yapmış olduğu faaliyetler nedeniyle taşınmazında zarar oluştuğundan bahisle iş bu davayı ikame etmişse de bu hususların hukuki dayanağı bulunmadığını, dava konusu taşınmazın heyelan bölgesinde bulunduğunu, söz konusu yerde faaliyete başlamasından çok öncesinde de hasar görmüş bir vaziyette olduğunu, zarar gördüğü iddia edilen binanın çok eski bir yapıda olup, projesi ve mühendislik altyapısı bulunmadığını, dava konusu bölgenin heyelan bölgesi de olduğu göz önüne alındığında bu denli eski,
yapısal ve teknik olarak sağlam olmayan bir binanın zaman içerisinde zarar görmesinin muhakkak olup bu süreçte yapılan faaliyetlerin zarar unsuru açısından doğrudan bir etkisi bulunmadığını, söz konusu taşınmazın bulunduğu bölgede çok sayıda firmanın faaliyet gösterdiğini, zararın hangi tarihte, hangi firmanın faaliyet alanında gerçekleştiğinin belli olmadığını, müvekkili şirketin tamamen kendisine verilen izin ve yetki dahilinde faaliyetlerini gösterdiğini, Devlet denetimi ve gözetimi altında yasaya uygun faaliyet gösteren müvekkilinin oluştuğu iddia edilen zarardan sorumlu tutulmasının beklenmediğini,
müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği bölgede bu aşamaya kadar hiçbir şekilde kendisine verilen izin ve yetkiyi aşacak şekilde hukuka aykırı bir müdahalesi olmadığı, zarar unsuru açısından dava konusu taşınmazda oluşan zararın gerekçesinin kesin olarak belirlenemediğini, taşınmazın yapı itibariyle ve müvekkilinin faaliyete başlamadan önceki dönemde de eski ve mevcut çatlakları olan bir bina olduğunu, yine müvekkili şirketin yürütmüş olduğu faaliyet nedeniyle zararın oluştuğuna yönelik illiyet bağının davacının sunmuş olduğu ve davasına dayanak teşkil eden raporda dahi tespit edilemediğini, öncelikle zamanaşımı,
husumet ve hukuki yarar yokluğu yönünden usule yönelik itirazların dikkate alınmak suretiyle davanın usulden reddini, esasa ilişkin inceleme yapıldığı takdirde ise haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddini talep etmiştir.
Birleşen dosya davalısı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu şantiye sahasının bulunduğu ...
İlçesinde müvekkili şirketin faaliyetinin 2005 yılından itibaren başladığını, diğer davalı şirketlerin madencilik faaliyetlerinin ise 2015 yıllı ve sonrası yıllara ait olduğunu, 2015 yılına kadar müvekkili şirketin bölgede tek başına madencilik faaliyetini yürüttüğünü, dava konusu zararın 2015 yılına ve sonrası yıllarda diğer davalı şirketlerin faaliyetlerinin bir sonucu olarak gerçekleştiğini, nitekim müvekkili şirketin faaliyetini başlattığı 2005 yılından 2015 yıllına kadar İslamdağ bölgesinde herhangi bir insan ve çevre zararı gerçekleşmediğini,
eğer dava konusu davacının zararının doğmasında müvekkili şirketin faaliyetinin bir katkısı olsaydı, diğer davalı şirketlerin bölgede faaliyete başlamasından önce yani 2015 yılından önce de ... bölgesinde gerçekleşmiş bir zarar olması gerekeceğini, böyle bir zarar olmadığı gibi buna ilişkin bir zarar tespiti de bulunmadığı, bölgede gerçekleştirilen diğer davalı şirketlerin hatalı faaliyetleri neticesinde KTÜ raporu sonrası davalı şirketlerden ... şirketlerinin faaliyetlerine son verildiğini, ...
Şirketinin patlatma izninin yetkili makam tarafından iptal edildiğini, ancak davalı şirketlerin faaliyeti 2018 yılı itibari ile bölgeden uzaklaştırıldıktan sonra da müvekkili şirketin faaliyetinin halen daha devam ettiğini, müvekkili şirketin faaliyeti devam ettiği ve diğer davalı şirketlerin faaliyetinin sona erdiği tarihten sonra bu bölgede herhangi bir zarar meydana gelmediğini, 2015 yılından önce ne de 2018 yılından (müvekkili şirketin tek olarak faaliyet gösterdiği dönemler) sonra ...
Bölgesinde herhangi bir zarar veya tehlikesi olmadığını, dolayısı ile müvekkili şirketin faaliyetlerinin zarara herhangi bir katkısı olmayıp illiyet bağı bulunmadığını, ... raporuna göre davalı ... faaliyeti diğer tüm davalı şirketlerin faaliyetinden daha yoğun gerçekleştiğini, zararın oluşumuna sebep olan olgular değerlendirilirken bu hususun öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin ocak faaliyetinden ötürü 2017 yıllarına ait almış olduğu büyük ... raporu ve 2018 yılına ait ... raporları mevcut olduğunu, dava konusu taşınmaz ile şirkete ait şantiye arasında İslamdağ bölgesindeki yerleşim yeri olduğu,
eğer müvekkili şirketin faaliyetinden dolayı zarar meydana gelecek olsaydı öncelikle İslamdağ bölgesinin içindeki yerleşim alanındaki taşınmazlarda zarar meydana geleceğini, dava konusu taşınmazla müvekkili şirketin şantiye sahasında ... bulunmadığını, mesafe yakınlığı veya uzaklığının zararın oluşması için en önemli etken olmadığını, 2017 yılında yapılan ... inceleme raporu ve sonrası şirket faaliyetlerinin sona erdirildiğini, müvekkiline ait şirket ile davacıya ait taşınmazın bulunduğu parselin aynı kaya kütlesi üzerinde olmadığını, bu hususun ... raporu ile sabit olduğunu, hukuki dayanaktan uzak davanın öncelikle usulden reddini,
mahkeme aksi kanaatte ise dava konusu zarar ve müvekkili şirketin faaliyeti arasında uygun illiyet bağı olmadığından davanın esastan reddine, karar verilmesini ve tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; davanın kabulüne, 464.730,50 TL'nin dava tarihinden (28.05.2019) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, birleşen ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/57 Esas dava yönünden; davanın reddine şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, hükmolunan maddi tazminat miktarının hakkaniyete uygun ve yerinde olup kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımı defi ile göreve ve husumete yönelik itirazların dikkate alınmadığını, bölgedeki heyelan hareketlenmesinin 2010 yılından itibaren başladığı evlerin 2015 yılından itibaren hasar gördüğünü ve şikayetlerin bu dönemde başladığını, bölgenin afete maruz bölge ilan edilmiş olması gerçeği karşısında, müvekkilinin bu şikayetlerden daha sonraki bir tarihte, 13.04.2017 tarihinden itibaren söz konusu alanda faaliyet göstermeye başladığının sabit olması karşısında, dava konusu evlerin hasarlanmasında müvekkilinin herhangi bir faaliyetinin etkili olamayacağının açık olduğunu,
nitekim müvekkilin dava konusu alanda heyelana etki edecek herhangi bir patlatma faaliyetinde bulunmadığını, dosya kapsamında aldırılan hiçbir raporda patlamalar ile heyelanlar arasında doğrudan illiyet bağı olduğu tespitine yer veren hiçbir bilirkişi raporu bulunmadığını, bölgede meydana gelen şikayetlerin müvekkilinin söz konusu alanda çalışmaya başlamasından çok uzun zaman öncesine dayandığını, müvekkilinin usulüne uygun alınan izinler kapsamında ve yol yapımı işi üstlenmiş olması hasebiyle ...
Genel Müdürlüğü adına söz konusu alanda faaliyet yürüttüğünü, patlamaların tekniğe uygun yapılması halinde davacının taşınmazında hasar meydana gelmesinin beklenmeyeceğini, yapılan araştırmalarda müvekkili tarafından yapıldığı tespit edilebilen herhangi bir patlatma faaliyetine rastlanılmadığını, yapılmış kabul edilse dahi yapılan patlamalarda tekniğe aykırı bir durumun tespit edilemediğini, ocaklardaki faaliyetlerin durdurulmasından sonra da şikayetlerin artarak devam ettiği hususlarının dosya kapsamında tespit edilmiş olduğunun tartışmasız olduğunu,
bu durumda İlk Derece Mahkemesinin denkleştirme yapılamayacağına yönelik gerekçesinin hiçbir geçerliliğinin kalmadığını beyan etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; eldeki davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkilinin husumet ehliyeti olmadığını, idari yargı görevli olup yargı yolunun caiz olmadığını, dava konusu bölgenin afet bölgesi olup hiçbir çalışma olmasa dahi zaman içinde doğal nedenlerle kayma ve heyelan olmasının muhtemel olduğunu, davaya konu alanın paleoheyelan alanı olduğunu, yani eski tarihlerden bu yana heyelan mıntıkası olduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğunu, müvekkilinin dava konusu alanda heyelana etki edecek herhangi patlatma faaliyetinde bulunmadığını,
dosyada zarar gördüğü iddia edilen yapının projesi ve mühendislik alt yapısının bulunmadığını, dava konusu olan yapıların kullanım ömrünü tamamladığını, dışarıdan en ufak fiziki dirence mukavemet gösteremediğini, raporlarda tazminat hesaplamasının yanlış yapıldığını, dava konusu yapının enkaz olup maddi değerinin olmadığını beyan etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi heyeti ek raporunda tüm teknik incelemeler ve tespitlerde, heyelana etki eden unsurların içerisinde ... sahasındaki çalışmaların, meydana gelen heyelan olayına bir etkisinin görülmediğinin ifade edildiğini, fen bilirkişi raporundaki tespitler ve keşifte dinlenen davacı tanıklarının beyanları ile bilirkişi heyeti ek raporundaki tespitler arasında çelişki bulunduğunu beyan etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, hüküm kurulurken çelişkili bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini, müvekkili şirketin çalışma yaptığı ocakta çalışmanın uzun süredir durduğunu, davacıların taşınmazının heyelan bölgesinde bulunduğunu, dava konusu bölgede başkaca şirketlerce de faaliyette bulunulduğunu, söz konusu taşınmazın jeolojik yapısından kaynaklı yer hareketleri oluştuğunu, davacıların hangi tarihte hangi şirketin faaliyetleri neticesinde zararının doğduğunun bilinmediğini, bunun tespiti gerektiğini, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın Cumhurbaşkanlığı'nın kararı ile afete maruz bölge ilan edildiğinden davacılara yerel mahkemenin hükmetmiş olduğu bedelin ödendiği takdirde sebepsiz zenginleşme olacağını beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9137, K. 2025/8642, 27 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama