KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2023/9824 E., 2025/3009 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/121 E., 2023/463 K.
Karar Metni
1.544 kelime·8 dk okuma·11 bölüm
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; davalının trafik sigortacısı olduğu davacı ... ... adına kayıtlı aracın sürücüsü ...'in dava dışı sürücü ile karıştığı trafik kazasında davacıların murisi ...'in vefat ettiğini, davacıların destekten yoksun kaldıklarını açıklamış, ıslah dilekçesiyle birlikte ... ... için 136.303,71 TL, ... için 2.602,80 TL, ... için 8.627,90 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile ... için 106.538,27 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde; ... için 4.952,24 TL, ... için 1.053,91 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile ... için 161.461,73 TL sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; müteveffanın idaresindeki aracın müvekkili nezdinde trafik sigortası olduğunu, davacıların destekten yoksun kaldıklarını ispat etmek zorunda olduklarını, poliçe genel şartlarının A-3b maddesi uyarınca davacı işleten ... tarafından ileri sürülen tazminat taleplerinin teminat dışı olduğunu, müvekkilinin temerrüde düşmediğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEMENİN İLK KARARI
Mahkemece verilen ilk kararda; davanın kabulü ile davacı ... ... için 136.303,71 TL'nin, ... için 2.602,80 TL, ... için 8.627,90 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile ... için 106.538,27 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı ...Ş.'den sigorta şirketinin temerrüde düşürüldüğü 12.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde; davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 15.10.2019 tarih ve 2016/19537 - 2019/9438 sayılı kararı ile, davacılar yönünden temerrüt tarihinin 30.10.2014 tebliğ tarihine göre belirlenmesi gereğine değinilmiş, davalı yönünden; davalıya sigortalı aracın maliki olan davacı ... ... yönünden davanın reddine karar verilmesi ve hesaplamada desteğin ve malul kalan davacı ...’in gelirleri yönünden aktif dönem ve pasif dönem olarak gelirlerinin ayrılması ile bakiye yaşam süreleri belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma sonrası açılan ek davanın asıl dosya ile birleştirilmesine karar verilerek, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl dava yönünden; davacı ...'in açtığı destekten yoksun kalma tazminat davasının reddine, diğer davacıların tazminat davasının kabulü ile davacı ... için 2.602,80 TL, davacı ... için 8.627,90 TL, destekten yoksun kalma tazminatı ile davacı ... için 106.538,27 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 11.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dava yönünden ... için 4.952,24 TL,
... için 1.053,91 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile ... için 161.461,73 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 11.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; birleşen dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini ayrıca bozma davalılar yönünden olmasına rağmen usuli kazanılmış hakların ihlal edildiğini, vekalet ücreti yönünden de bozma sonrası alınan hesap raporunun ve hesaplama tekniğinin de usuli kazanılmış hakları ihlal ettiğini ,birleşen dava yönünden temerrüt tarihi ve faizin hatalı hükmedildiğini, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kendi kusuru ile vefat etmiş olması nedeniyle destekten yoksun kalanların tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, bozma sonrası verilen kararda vekalet ücretlerinin de usuli kazanılmış haklar ihlal edilerek hükmedildiğini belirtmiştir.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bozma sonrası alınan hesap raporunda yeni veriler esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, davanın reddine dair hükmedilecek vekalet ücretinin nispi olmaması gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalının trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu sürücünün vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminat ile yolcunun yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
1- Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı; özellikle, daha önce temyize konu edilip bozma kapsamı dışında bırakıldığı için kesinleşen yönlerin yeniden incelenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla; davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur.
Somut olayda mahkemece yapılan ilk yargılama sonunda 19.07.2016 tarih ve 2014/899 - 2016/709 sayılı karar ile davacılar ... ... için 136.303,71 TL'nin, ... için 2.602,80 TL, ... için 8.627,90 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile ... için 106.538,27 TL sürekli iş göremezlik tazminatına hükmedilmiştir.
Hükmün davacılar vekili ve davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 15.10.2019 tarih ve 2016/19537 - 2019/9438 sayılı kararı ile, davacılar yararına sadece temerrüt tarihi yönünden bozma kararı verilmiş, davalı yararına gelir ve hesap raporu yönünden bozma kararı verilmiştir.
Bozma ilamı ile mahkemece verilen ilk karardaki tazminat miktarlarının davacılar yönünden kesinleştiği dikkate alınmadan bozma sonrası açılan ek davanın (birleşen 3. Asliye (Ticaret) Hukuk Mahkemesi'nin 2022/739 - 2022/717 sayılı dosyası) kabulüne karar verilmiştir.
Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir
Bozma ilamı neticesinde davalının usuli kazanılmış hakları dikkate alınarak mahkemece birleşen 3. Asliye (Ticaret) Hukuk Mahkemesi'nin 2022/739 - 2022/717 sayılı dosyası ile açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3- Bozma nedeni ve şekline göre davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 3.Yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 20.02.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi..
KARŞI OY
Davacılar sürücüsü olduğuaraç ile dava dışı aracın çarpışması sonucu desteklerinin vefat ettiği iddiası ile destekten yoksun kalma tazminatı talep etmişlerdir.
İlk derece mahkemesidairenin önceki bozmasına uyarak davanın kabulüne karar vermiştir. Davalı vekili bu kararı temyiz etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacıların desteği kendisinin sevk ve idaresindeki araçile yüzde yüz kendi kusuru ile trafik kazası yaparak öldüğü anlaşılmaktadır. Bu nedenle somut dosyada ki uyuşmazlık, yüzde yüz kendi kusuru ile kendi ölümüne neden olan sürücünün sürücüsü olduğu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasından destekten yoksun kalma tazminatı alıp almayacağı ile ilgilidir.
Sorumluluk sigortası bir zarar sigortası olmakla birlikte bir mal sigortası değildir. Sorumluluk sigortasında sigortacı, sigorta ettirenin üçüncü kişilere karşı sorumluluk riskini teminat altına almaktadır. Bu nedenle mal sigortalarında sigortalı ve sigortacı şeklinde ikili bir taraf bulunurken sorumluluk sigortalarında sigorta ettiren/sigortalı, sigortacı ve sigortalının zarar verdiği üçüncü kişi bulunmaktadır. Bir başka ifade ile zorunlu mali sorumluluk sigortası bir sorumluluk sigortası olarak işletenin veya sürücünün zararlarını değil işleten ve eylemlerinden sorumlu olduğu sürücüsünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına alır.
Burada ki üçüncü kişi kavramı doğrudan trafik kazası nedeniyle ölen kişi ile ilgilidir. Yani destekten yoksun kalma zararından sorumluluk sigortacısının sorumlu olabilmesi için trafik kazası sonucu ölen kişinin sigortalı ve sürücüsünün dışında üçüncü bir kişi olmalıdır. Zira sorumluluk sigortası sigortalının üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu teminat altına alır. Bu nedenle işleten veya onun eylemlerinden sorumlu olduğu sürücü üçüncü kişi olmadığı için bunların zararından trafik sigortası sorumlu değildir.
Sorumluluk sigortaları Türk Ticaret Kanunu’nun “Sorumluluk Sigortaları” başlıklı 1473 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK 1473. maddesinegöre; Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder. Görüldüğü gibi bu maddede sorumluluk sigortalarında “sigortalı”, “sigortacı” ve “zarar gören” olarak üçlü bir ilişki belirlenerek sigortacının sigortalısının üçüncü kişiye verdiği zararı teminat altına aldığı açık bir şekilde hüküm altına almıştır.
Ayrıca, Karayolları Trafik Kanunu 91. maddesine göre zorunlu mali sorumluluk sigortası araç işleteninin aynı kanun 85/1. maddesindeki sorumluluğu yani bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda bu sorumluluğunu teminat altına alır. Burada açıkça belirtildiği gibi ölen kişi “bir kimse” yani işleten ve sürücünün dışında üçüncü bir kişi olmalıdır. Bu durumda ölen kişi işleten ve sürücü ise sorumluluk sigortacısı bu zararı karşılamaz.
Kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde; “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder”hükmüyle sözleşmenin kapsamı ve amacı net olarak belirlenmiş, tazminat kapsamında kalan hususlar da A-6. maddede sayılarak “İşleten tarafından ileri sürülecek tazminat talepleri” sigorta teminatı kapsamı dışında bırakılmıştır.
Görüldüğü gibi, karayolları zorunlu mali mesuliyet sigortasında, sigorta ettirenin zarar verdiği kişi, sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığı hâlde bu sigortadan yararlanmaktadır (Karasu, R: Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası, Ankara 2016, s. 23). Zira zorunlu trafik sigortası motorlu araç işleteninin KTK’nun 85/1. maddesinde yer alan üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu belirlenen limitler dâhilinde üstlenir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; aracın sürücüsü olan desteğin yüzde yüz kendi kusuru ile trafik kazasında vefat etmesi nedeniyle davacıların nasıl kendi kusuru ile ölen destekten tazminat talep edemeyeceklerse davalı zorunlu sorumluluk sigortasından da destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceklerdir. Zira bir zarardan işleteni sorumlu tutamadığımız durumlarda trafik sigortasını da sorumlu tutmamız mümkün değildir.
Bu gerekçelerle mahkemenin ret kararı vermesi gerekirken kabul kararının usul ve yasalara uygun olmadığı gerekçesi ile kararın bozulması gerekirken onanması yönünde verilen çoğunluk kararına katılmamaktayım.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9824, K. 2025/3009, 20 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama