KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/10946 E., 2025/1711 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/25 E., 2024/125 K.
Karar Metni
574 kelime·3 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazını 17.05.2012 tarihinde tarihinde mal kaçırma amacı ile diğer davalı amcasının oğlu ve yakın arkadaşı ...'ya devrettiğini belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.06.2019 tarihli ve 2018/368 Esas 2019/308 Karar sayılı kararıyla, alacağın gerçek olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 02.06.2020 tarihli ve 2019/1583 Esas 2020/596 Karar sayılı kararıyla, İlk Derece Mahkemesinin esasına yönelik istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 31.05.2023 tarihli ve 2021/1582 Esas, 2023/7288 Karar sayılı ilâmı ile;"...Tasarrufun iptali davasının amacı borçludan olan alacağını tahsil edemeyen davacı alacaklı borçlunun mal kaçırma amacı ile iptale tabi tasarruf yaptığını ispatlaması halinde alacağını tahsil imkanı tanımaktır.
Bu nedenle davacının alacağının gerçek bir alacak olması gerekir. Ancak borçlu önceden yaptığı ancak iptalini istediği bir takım tasarrufları için alacaklı olarak göstereceği bir kişi ile anlaşarak aslında gerçek olmayan bir alacak ilişkisi yaratarak, aralarında sanki bir alacak -borç ilişkisi varmış gibi takibe geçilmesini ve nihayi amaç olarak üçüncü kişi ile arasında gerçekleşen tasarrufun iptalini sağlamak isteyebilir.
Yani borçlu ve alacaklı muvazaalı bir takip yaparak borçlunun tasarrufunun iptal edilmesini amaçlayabilir. Böyle bir durumda davalı üçncü kişi alacağın gerçekte var olmadığını, muvazaalı olarak yaratıldığını ileri sürebilir.
Somut olayda, davacı üçüncü kişinin alacağın muvazaalı olduğu yönünde bir iddiası olmadığı gibi, davacı alacaklı ile borçlunun anlaşarak birlikte hareket ettikleri yönünde bir delil de bulunmamaktır. Borçlunun bu davadaki iddiası, davacı ile anlaşarak muvazaalı bir alacak ilişkisi yaratıldığı yönünde olmayıp davacıya borçlu olmadığına ilişkindir. Davalı borçlunun davacı alacaklıya borçlu olmadığı, takip dayanağı senedin teminat senedi olarak verildiği savunması borçlu tarafından açılacak bir menfi tesbit davasının konusunu oluşturabilir.
Mahkemece, davanın diğer koşulları ve esası ile ilgili inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.." gerekçesi ile kararın bozularak İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde ; alacağın varlığının dava koşulu olduğunu, müvekkilinin mal kaçırma amacı olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı, davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/10946, K. 2025/1711, 4 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama