KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/11130 E., 2025/15072 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/288 - 2024/146
Karar Metni
1.316 kelime·7 dk okuma·10 bölüm
Mahkeme kararı davacı vekili ve .. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şahısların işleteni ve sürücüsü, davalı ...Ş'nin trafik sigortacısı olduğu araç ile davacıların yolcu olarak bulundukları davalı ...'ya trafik sigortalı aracın kusurlu olarak sebebiyet verdikleri trafik kazası sonucunda davacıların yaralandığını ve hastane (tedavi) masrafı yaptıklarını ileri sürerek, davacı ... için 37.672,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, davacı ... için 3.698,15 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın (sigorta şirketleri maddi tazminattan poliçe limitleri dahilinde sorumlu olmak üzere) olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bilahare, davalılar ... ve ... hakkındaki davayı takip etmeyeceklerini bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 27.04.2016 tarihli, 2013/363 Esas ve 2016/332 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile davalılar ... ve ... aleyhinde açılan dava, geri alınmış (... terk edilmiş) olmakla bu davalılar yönünden esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığına şeklindeki kararın kesinleşmesi nedeni ile bu davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... ... için 23.814,56 TL, davacı ... için 2.360,64 TL olmak üzere toplam 26.175,20 TL'nin davalı ...Ş'den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, davacı ... ... için 10.206,24 TL, davacı ... için 1.011,71 TL olmak üzere toplam 11.217,95 TL nin davalı ...Ş'den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili ve davalı ... AŞ vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 02.12.2019 tarihli ve 2017/4260 Esas- 2019/11400 Karar sayılı ilamıyla;
1-Taraflar arasındaki davada, mahkemece verilen karar davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş, temyiz karar harcının verilen ek süreye rağmen süresinde yatırılmadığı gerekçesiyle temyiz istemi ek karar ile reddedilmiştir. Ancak, davalıya verilen ek süre mahkeme hakimi tarafından verilmediğinden tebligata yazılan şerh ile kesin süre verilip başlamayacağından anılan ek kararın HUMK’nun 432/son maddesi (HMK.'nın 366. maddesi) uyarınca ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Dosyanın esasına yönelik olarak davalı ... vekili tarafından yapılan temyiz incelemesinde;
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılmış olmasına; davacı tarafın daha önceki kararı temyiz etmemesiyle, lehine oluşan usuli kazanılmış hak nedeniyle, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Dosyanın esasına yönelik olarak davacılar vekili tarafından yapılan temyiz incelemesinde;
Bozma ilamı ile Yargılama sırasında yürürlüğe giren ve 2918 sayılı Yasanın 98. maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Yasanın 59. Maddesinde, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın ... tarafından karşılanacağı belirtilmesine, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda tedavi giderleri hususunda bilirkişi raporu alınarak SGK'nun sorumlu olduğu miktar belirlenmesi karşısında SGK yönünden olumlu olumsuz bir karar verilmeksizin yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
4-Kabule göre de; Danıştay Onbeşinci Dairesinin önce 14.11.2013 tarihinde yürütülmesinin durdurulması kararı ve 16.03.2016 tarih, 2013/7713 E ve 2016/1779 sayılı kararı ile trafik kazaları nedeniyle ilgililere sunulan sağlık hizmet bedellerinin tahsiline ilişkin usul ve esaslara ilişkin Yönetmeliğin 4'üncü maddesinin 1'inci bendinde yer alan "...Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler doğrultusunda..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.
Davanın 23.12.2013 tarihinde açıldığı gözetildiğinde, mahkemece hükme esas alınan raporda adli tıp uzmanı bilirkişi tarafından Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğu yönünden SUT kapsamında değerlendirmeye gidilmesi de doğru görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun, 6111 sayılı yasanın 59. maddesiyle değişik 98. maddesi uyarınca; davalı ... ve ... Sigorta Anonim Şirketi aleyhine açılan davanın reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile davacı ... ... bakımından 37.672,00 TL'nin 15.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Kurumundan tahsiline, davacı ... bakımından 3.698,15 TL'nin 15.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ndan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin kabule yönelik verdiği kararı ... tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle bu davalı yönünden kararın kesinleşmesine rağmen ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu, yasa değişikliğinden kaynaklı ret kararlarında aleyhe vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, kabule göre de davacı ... yönünden vekalet ücretinin alacak miktarını geçerek karar verildiğini, SGK yönünden temerrüt tarihinin hatalı belirlendiğini, dava tarihinin gerekçeli kararda hatalı yazıldığını , munzam zarar taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımı süresinin dolduğunu, sigortalının SGK tarafından sevk edilmemesine rağmen kendi isteği ile sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucusunda tedavi gördüğünün tespit edildiğini, SUT kapsamında hesaplama yapılması gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; trafik kazasından kaynaklanan tedavi gideri tazminatı talebine ilişkindir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre SGK vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK).
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (4.2.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Yargıtay’ın vermiş olduğu bozma kararına uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı, bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur.
Somut olayda, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi 27.04.20 16... /3 63... /332 sayılı kararında davacılar lehine hükmedilen tazminatların davalılar yönünden ayrı ayrı kabulüne karar verilmiş, karar davacılar vekili ve davalı ... AŞ vekilinin temyiz talebi üzerine yapılan incelemede davacı ve davalı ... bakımından bozulmuştur. Bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada mahkemece her iki sigorta şirketi yönünden de davanın reddine karar verilmiş ise de ... önceki kararı temyiz etmediğinden dolayısıyla bu hususta davacı yararına usuli müktesep oluştuğundan ... yönünden yeniden hüküm kurularak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, davalı ... yönünden hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3. Mahkemece 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesi ve geçici 1. maddesine göre belgeli tedavi giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğu, zorunlu trafik sigorta poliçesini düzenleyen davalıların belgeli tedavi giderlerinden herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak sigorta şirketinin sorumluluğu yasa değişikliği gereği son bulduğundan davanın reddine değil karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve ret vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin gözetilmemiş olması da doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/11130, K. 2025/15072, 5 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama