KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/13833 E., 2025/15141 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/334 E., 2024/210 K.
Karar Metni
1.393 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; davalının, alacaklı vekili sıfatıyla müvekkili hakkında Gaziantep 6. İcra Müdürlüğünün 2009/3340 E. sayılı dosyası ile bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlattığını, müvekkilinin takibe konu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek itiraz ettiğini, Gaziantep 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 2009/110 E. sayılı dosyasında alınan Adli Tıp raporunda bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığından bahisle icra takibinin iptal edildiğini,
dava dışı alacaklı .. hakkında resmî belgede sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle ..Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu ve hakkında kamu davası açıldığını, Gaziantep 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/264 E. sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda, senet üzerindeki imzanın ..'e ait olmadığının tespit edilmesi üzerine beraat kararı verildiğini, Gaziantep 17. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında talimatla beyanı alınan dava dışı alacaklının “davacıyı tanımadığını, davalıya yıllar önce boşanma için vekâlet verdiğini,
davacıdan herhangi bir alacağının ve senedin tahsili yönünde bir talimatının bulunmadığını” beyan ettiğini, davalının aynı senede dayalı olarak Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesinde alacak davası açtığını, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiğini, icra takibi sürecinde işyerinin faaliyetlerine devam etmesi için gerekli tüm eşyanın haczedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 200.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı cevap dilekçesinde; davacının iftira atarak eldeki davayı açtığını, yargının tüm birimlerinde kırk yıla yakın bir süre görev yaptığını, mahkemece hiçbir araştırma yapılmadan tedbir kararı verildiğini, eski müvekkili ..’in korkutulduğu için alacağının olmadığını beyan ettiğini, davacının Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu dilekçesinde tutarsızlıklar olduğunu, iddia edilen haciz olayı 2009 yılında gerçekleştiğinden alacağın zamanaşımına uğradığını, taraf sıfatının bulunmadığını, davacının hiçbir zarara uğramadığını, dava dışı .. ile davacı arasında irtibat bulunduğunu,
.. tarafından dava konusu senedi işleme koyması için tarafına yetki verildiğini ve bu konuda teslim tutanağı imzalandığını, dava konusu senetteki imzanın ..'e ait olmamasından dolayı vekil olarak kendisine kusur atfedilemeyeceğini, taşınmazına haksız olarak tedbir konulduğunu, haksız yere suçlandığını ve kişilik haklarına saldırı gerçekleştirildiğini ileri sürerek asıl davanın reddine ve karşı davanın kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahemece, icra dosyasındaki takibe konu bononun işleme konulması için dava dışı .. tarafından davalı avukata vekâlet verilmesi üzerine davalının dava konusu bonoyu icra takibine koyduğu, taraflar arasındaki borç ilişkisinin icra dosyalarından anlaşıldığı, davalının müvekkilinin talimatları doğrultusunda hareket ettiği gerekçesiyle asıl davanın reddine; davacı-karşı davalı .. .. (..)’ın, dava dışı .. ..'ün vermiş olduğu çelişkili ifadelerin kendisini yanıltması sonucu iş bu davayı açtığının anlaşıldığı, davalıyı rencide etmek ve maddi kazanç elde etme arzusu içinde olmadığı gerekçesiyle de karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 29.04.2014 tarihli ve 2013/17179 E., 2014/12629 K. sayılı kararı ile; ‘‘…Dosya kapsamından davacı ile dava dışı alacaklı arasında Gaziantep 8. İcra Müdürlüğü'nde de takip dosyasının bulunduğu, gerekçeli kararda bu dosya hakkındaki açıklamada kopukluk bulunduğu, Gaziantep 17. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasının yeterince incelenmediği, asıl davanın reddine yönelik gerekçenin de yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şu durumda, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye dayalı kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Direnme Kararı
Mahkemenin, 19.02.2015 tarihli ve 2014/1265 Esas, 2015/158 Karar sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
C. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunun 26.05.2022 tarihli ve 2019/4-495 Esas, 2022/741 Karar sayılı ilamıyla, "...davalının alacaklı vekili sıfatıyla davacı hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yaptığı, davacının takip konusu bononun altındaki imzaya itiraz ettiği, icra mahkemesince yapılan inceleme sonucunda imzanın davacıya ait olmadığının Adli Tıp Kurumu’nun raporuyla sabit olduğu, olay nedeniyle dava dışı alacaklı hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan dolayı açılan kamu davasında Gaziantep 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/264 E., 2012/37 K. sayılı kararı ile “beraat” hükmü verildiği,
mahkemece bu dosyanın yeterince incelenmediği, mahkeme gerekçesinde “Gaziantep 8. İcra Müdürlüğünün 2009/3402 esas sayılı dosyasının tetkikinde Alacaklı ... tarafından borçlu” denildikten sonra hiçbir açıklama yapılmadan diğer paragrafa geçildiği, bu nedenle gerekçede kopukluk ve tutarsızlık meydana geldiği, toplanan deliller tartışılmadan ve yeterince değerlendirilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile karar verildiği sonucuna varılmıştır.
Hâl böyle olunca; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki delillere, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır ..." gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Hukuk Genel Kurulu Bozmasına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararı ile "...
Mahkemece, icra edilen 04.06.2024 tarihli celsede "'Geçen celse 1 nolu ara karar gereği (1-Davacı Karşı davalı vekilinin dava dilekçesinde 100.000 TL maddi tazminat talep ettiği görülmekle, davacı tarafa HMK 119/1 Ğ uyarınca maddi tazminat kalemlerini açık ca bildirerek hangi kalem için ne miktar da maddi tazminat istediği hususunda beyanda bulunmak üzere 1 haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği hususunun ihtarına ihtarat yapıldı) davacı karşı davalı vekilinin beyan dilekçesi sunmadığı görülmüş ,Geçen celse 2 nolu ara karar gereği dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği,
raporun bilirkişiden döndüğü taraflara tebliğ edildiği görülmüş , Davacı- KARŞI DAVALI vekili aynı celse beyanında '' Müvekkilin maddi zararı dosya kapsamında mevcuttur. Aracı bağlanmıştır. Evinden hacizli muhafaza yapılmıştır. Davamızın kabulüne karşı davanın reddine karar verilsin ''şeklinde beyanda bulunmuştur.
Ancak davacı tarafça dava dilekçesindeki talep sonucu itibariyle dava dilekçesi ve talep sonucunu açıklatmak üzere kesin süre verilmiş ancak davacının talep sonucunu açıklayan ve maddi ve manevi zarar değer ve kalemlerini açıklayan beyanda bulunmadığı anlaşılmakla,
mahkememiz ara kararının hazır bulunan davacı-karşı davalıya ihtar edildiği ancak davacı tarafından verilen kesin süre içerisinde talep sonucunu açıklayan ve maddi ve manevi zarar değer ve kalemlerini açıklayan beyanda bulunmadığı ve her kalem için ne kadar talepte bulunduğu açıklanmadığı anlaşıldığından ve bilirkişinin de bu mimvalde hesaplama yapamadığı anlaşıldığından davacıların davasının HMK.'nun 119/2 maddesi son cümlesi gereğince açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle asıl davanın açılmamış sayılmasına, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde; haciz gibi maddi değer konusunda hesaplama yapmanın çetrefilli olduğu bir konuda eksik bilgi içeren bilirkişi raporuna dayanıldığını, davacıdan maddi zararlarının bildirilmesi istenilmiş ise de maddi zararların tamamı dosya içeriğinde mevcut olup icra dosyası, ceza dosyası ve diğer ilgili dosyaların tamamının dosyaya eklendiğini, davacının haksız icra takibi yüzünden zarar gördüğünün icra mahkemesi kararıyla sabit olduğunu ve davanın kabulü gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; asıl davada, haksız haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine, karşı davada ise kişilik hklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat talebine ilişkindir. 6100 sayılı HMK.'nun "Hâkimin davayı aydınlatma ödevi" başlıklı 31. maddesinde ”Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir." düzenlemesi getirilmiştir.
Somut davada, davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde, iş yerinin kapanması nedeniyle oluştuğunu iddia ettiği zararın davacının muhasebe kayıtları incelendiğinde net olarak anlaşılacağını belirterek 80.000,00 TL, aracının uzun süre muhafaza altında tutulması nedeniyle araçta oluşan değer kaybı, otopark ücreti ve aracı kullanamamasından kaynaklanan ortalama 10.000,00 TL ve 10.000,00 TL vekalet ücreti olmak üzere fazlaya dair hakları saklı kalarak 100.000,00 TL maddi,
100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş olup talep ettiği tazminat kalemlerini ve fazlaya dair hakları saklı kalarak tahmini miktarlarını da yazmıştır.
Buna rağmen mahkemece, 23.01.2024 tarihli celsede davacı tarafa HMK 119/1 ğ bendi uyarınca maddi tazminat kalemlerini açıkça bildirerek hangi kalem için ne miktar da maddi tazminat istediği hususunda beyanda bulunmak üzere bir haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekilince duruşmada davacının zararının dosya kapsamında mevcut olduğunun beyan edilmesi üzerine de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Bu durumda, davacı taraf maddi tazminat taleplerini somut bir şekilde ifade etmiştir, manevi tazminatın şartlarının oluşup oluşmadığı da tüm dosya kapsamına göre mahkemece belirlenebilecek bir husustur.
Açıklanan nedenler ve yukarıda belirtilen kanun maddesi gereği hakimin uyuşmazlığın esasına girerek, davacının gerçekten maddi ve manevi zararı olup olmadığını, tüm dosya ve eki dosyalar kapsamı ve toplanan deliller doğrultusunda değerlendirerek sonucuna göre uyuşmazlığın esası hakkında karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile HMK.'nun 119. maddesi gereği asıl davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/13833, K. 2025/15141, 5 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama