KÜNYE
10. Hukuk Dairesi 2024/16167 E., 2025/15148 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 51. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1863 E., 2024/355 K.
- İlk derece mahkemesi
- .... İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/505 E., 2023/287 K.
Karar Metni
867 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili özetle; iş kazası nedeniyle müvekkilinin iş göremezliğe uğramasından dolayı 546.128,67 TL maddi tazminat, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının müvekkili şirket bünyesinde çalışırken iş kazası geçirdiğini, ancak işveren müvekkili şirketin kendisine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, davacının ilk işe girişinden itibaren sosyal güvenlik kapsamına alındığını ve tüm tedavi süreçlerinde gerekli özenin gösterildiğini, dosyada dinlenen tanık beyanlarının bu hususları desteklediğini, meydana gelen kazanın davacı işçinin kendi kusurundan kaynaklandığına ilişkin iddia ve sunulan delillerin Mahkemece yeterince değerlendirilmediğini ve bu yönde bir gerekçe de ortaya konulmadığını, tanık anlatımlarının yok sayıldığını,
müvekkili şirketin çok tehlikeli sınıfta yer alan demir-çelik sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren ve bünyesinde sürekli iş güvenliği uzmanı istihdam eden bir şirket olduğunu, işçilerin periyodik eğitimlerinin sağlandığını, gerekli tüm araç ve gereçlerin kullandırıldığını ve mevzuatın öngördüğü tüm iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin fazlasıyla yerine getirildiğini, bu hususlara ilişkin eğitim belgeleri, tutanaklar, denetim kayıtları ve özlük dosyalarının dosyaya sunulmuş olmasına rağmen Mahkemece hükme esas alınan raporda bu delillerin hiçbir şekilde değerlendirilmediğini ve gerekçe de gösterilmediğini,
istinaf incelemesinde de bu yönden yeterli araştırma yapılmadığını, ayrıca iş göremezlik oranının mevzuata aykırı şekilde belirlendiğini ve kararın bu hatalı orana dayandırıldığını, davacı tarafından açılan ve Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen iş göremezlik oranına itiraz davasında bu oranın kabul görmemesi üzerine davacının o davadan feragat ederek eldeki dosyada belirlenen oranın uygulanmasını talep ettiğini, buna rağmen mevzuat gereği en yetkili merci olan Adli Tıp Kurumu raporu dikkate alınmaksızın usuli kazanılmış hak gerekçesiyle bu dosyadaki rapora itibar edilmesinin kabul edilemez olduğunu,
bu hususun Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde de karşılık bulmadığını ve uygulanan oranın adil ve hakkaniyete uygun olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından, davacı vekilinin istinafa cevap dilekçesi ekinde yer alan ticaret sicili evraklarına göre davalının İlk Derece Mahkemesi kararından önce tüm aktif ve pasifini 2 farklı şirkete devretmek suretiyle ticaret sicilinden terkin edildiği, keyfiyetin 05.01.2023 tarihli Ticaret Sicil gazetesinde yayımlandığı, devralan şirketlerin Uyarlar ...Tic. A.Ş. ve ... ve Tic. A.Ş. olduğu, Av. ....'in terkin olan şirket adına kararı istinaf ettiği, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, ... 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, ... 2000, s.288).
Somut olayda Mahkemece tüzel kişiliği karardan önce sona ermiş davalı şirket hakkında hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, devir nedeniyle terkinden dolayı tüzel kişiliği sona ermiş şirket hakkında karar verilemeyeceğini göz önünde bulundurmak suretiyle, davacının iş kazası geçirdiği iş ve iş yerinin hangi devralan şirket tarafından devralındığının tespit edilerek taraf teşkili sağlanıp sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.
VII. KARAR
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2024/16167, K. 2025/15148, 11 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama