KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/14120 E., 2025/2179 K.·Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/1251 E.- 2024/1243 K.
- Sayısı
- 2024/KIT-2031
- Sayısı
- 2021/149254
Karar Metni
1.163 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; yaya olan davacıya zorunlu trafik sigortası olmayan aracın çarpması sonucu davacı yayanın yaralandığını belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 4.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 1.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere 5.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslahla talebini 330.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatına yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından kusurlu olduğu iddia edilen aracın çekme belgeli hurdaya ayrılan bir araç olduğunu, bu nedenle davalının sorumlu olmadığını, pasif husumet yokluğundan talebin reddine karar verilmesi gerektiğini, davalıya usule uygun başvuru yapılmadığından talebin usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, kazanın oluşumundaki kusur oranlarının tespiti için kusur bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, hesaplamanın TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini,
bakıcı gideri tazminatından davalının sorumlu olmadığını, davalının temerrüde düşmediğini, bu nedenle dava tarihinin faiz başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirtmiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne, 330.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 1.000,00 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 331.000,00 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin itiraz başvurusunda bulunması üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının itirazlarının reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 06.06.2023 tarihli ve 2022/2351 Esas, 2023/7570 Karar sayılı ilamıyla; davacının Suriye uyruklu olması nedeniyle öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacılara kesin süre verilmesi,
anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesinin doğru olmaması nedeniyle kararın bozulmasına karar verildiği, bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmediği anlaşılmıştır.
B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak davacıya teminat için süre verildiği, davacının süresinde teminatı yatırdığı gerekçesi ile başvurunun kabulü ile 331.000,00 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; temyiz nedenlerinin incelenmeden karar verildiğini, aracın çekme belgeli olduğunu, bu nedenle davalının sorumlu olmadığını, maluliyet raporu usule uygun olmadığını, kusur oranlarının kabul edilmediğini, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, bakıcı gideri talebinin teminat dışı olduğunu, teminat limitinin aşıldığını ve davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; yaya olan davacıya zorunlu trafik sigortası olmayan aracın çarpması sonucu yaralanan davacının tazminat talebine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, davacının zararının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre belirlenmesinin yerinde olmasına, davalının sorumlu tutulmasının isabetli olmasına, davacının teminat dava şartını yerine getirmiş olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden;
a.Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata yapılması gerekir.
Somut olayda hakem heyeti tarafından alınan 23.07.2021 tarihli sağlık kurulu raporuna göre davacıda davaya konu trafik kazasındaki yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezlik oranı %33 olarak hesaplanmış, bu rapor hükme esas alınmıştır. Maluliyet raporunda olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanmıştır. Ancak davacının bizzat muayene edilmesi gerekirken bu hususa uyulmamış olması doğru görülmemiştir.
Şu halde, İtiraz Hakem Heyeti tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, eki cetvel ve listeler ile davacının yerleşim yerine en yakın yetkili sağlık kuruluşundan davacının bizzat muayene edilmesi suretiyle yeniden maluliyet raporu alınarak sonuca gidilmesi gerekirken, yetersiz maluliyet raporu esas alınarak sonuca gidilmesinin isabetli olmadığı anlaşılmış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
b. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.
Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, kaza tespit tutanağı düzenlenmediği, ceza yargılaması aşamasında tek kişilik trafik bilirkişiden alınan kusur raporuna göre davacının kusursuz olduğu, trafik sigortasız araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun belirlendiği, hakemce bu kusur raporu dikkate alınarak davacının tazminat talebinin hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Olayın meydana geliş şekli, ceza yargılaması aşamasında alınan bilirkişi raporu ile hüküm tesis edilmiş olması, hakemce kusur raporu alınmaması gibi hususlar değerlendirildiğinde, kusur oranlarına ilişkin yapılan araştırma yeterli görülmemiş olup eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Şu halde; İtiraz Hakem Heyetince İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan oluşturulacak üç kişilik heyetten davaya konu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı ile soruşturma aşamasına ilişkin tüm evraklar temin edilmek suretiyle, kusur oranları arasında oluşabilecek çelişkiyi de giderecek mahiyette, uzlaştırıcı, denetime açık, ayrıntılı ve kusur oranlarının belirtildiği rapor aldırılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
c. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine, nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi ve buna yönelik itirazın reddi doğru olmamıştır.
VII. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/14120, K. 2025/2179, 11 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama