KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/1418 E., 2025/8522 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/764 D.İş, 2023/764 K.
Karar Metni
1.201 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesinde elektronik yolla tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekilinin KEP adresine 16.11.2023 tarihinde ulaşmış, bu tarihi izleyen beşinci günün sonu olan 21.11.2023 tarihinde tebliğ edilmiş sayılmış, davalı vekilinin temyiz dilekçesi de davacı vekiline 27.12.2023 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı tarafından verilen katılma yoluyla temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 20.03.2024 tarihinde UYAP üzerinden gönderilmiş olup davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin süreden reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 12.08.2021 tarihinde davalıya ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın, davacının sevk ve idaresindeki araçla karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacı sürücünün yaralanarak malul kaldığını, davalıya başvuru yapılmasına karşın ödeme yapılmadığını, kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu belirterek belirsiz alacak olarak şimdilik 8.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıya yapılan ön başvuru tarihi olan 26.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 30.10.2023 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talebini 367.300,20 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; usulüne uygun olmayan başvurunun usulden reddi gerektiğini, zira maluliyet raporunun yönetmelik hükümlerine uygun olmadığını, yeni bir rapor aldırılması gerektiğini, kusur tespiti gerektiğini, müterafik kusur indirimi uygulanmasını talep ettiklerini, davalı temerrüte düşmediğinden faiz talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alınan kusur raporunda davacı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunun, sigortalı araç sürücüsünün ise kusursuz olduğunun belirlendiği, kusur raporuna karşı başvuran vekilinin itiraz ettiği ve ceza yargılamasında alınan kusur raporunu sunduğu, söz konusu raporun davadan önceki başvuru aşamasında davalıya sunulmadığı ve işbu raporda sigortalı araç sürücüsünün asli, başvuranın tali kusurlu bulunduğu, aynı kusur raporunun eldeki yargılamada alınan bilirkişi raporuna itiraz aşamasında dosyaya sunulduğu,
başvuran vekili yeni bir rapor alınmasını talep etmişse de itiraza dayanak yapılan kusur raporunun dosya kapsamında bulunduğu ve incelemenin tüm dosya kapsamı değerlendirilerek yapıldığı anlaşılmakla yeni bir rapor alınması talebinin reddi gerektiği, alınan kusur raporu uyarınca dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığı, bu nedenle davanın reddi gerektiği, gerekçe dikkate alınarak tarafların diğer taleplerinin ayrıca değerlendirilmediği gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine.
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaza tespit tutanağında başvuranın asli, sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğu tespitinin yapıldığı, ceza dosyasında alınan 25.06.2022 tarihli kusur raporunda başvuran sürücünün tali, sigortalı araç sürücüsü ile plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen çekici cinsi araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu kanaatinin açıklandığı,
huzurdaki başvuruda alınan bilirkişi raporunda ise yüksek hızla seyrederek şerit tecavüzünde bulunan ve emniyet şeridi üzerinde nizami park halinde olan sigortalı araca arkadan çarpan başvuru sahibinin %100 oranında kusurlu, sigortalı araç sürücüsünün ise kusursuz olduğu yönünde değerlendirme yapıldığı görülmüş olmakla, kaza tespit tutanağı ile de çelişen bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının doğru olmadığı, aradaki çelişki giderilerek kusur oranlarının belirlenmesi bakımından 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 25.09.2023 tarihli raporda;
kazanın meydana gelmesinde başvuru sahibinin %65 oranında, sigortalı araç sürücüsünün %35 oranında kusurlu olduğu sonucuna varıldığı, alınan heyet raporunun yeterli gerekçeyi içerdiği, dosyadaki delil durumuna uygun, mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi giderici mahiyette ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bu nedenle davalı vekilinin rapora yönelik itirazlarına itibar edilmediği, başvuruya sunulan maluliyet raporunun kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümleri ve ekli cetveller de dikkate alınarak, uygun heyet teşkili ile düzenlendiği,
%15 maluliyet oranı ve %35 kusur oranı üzerinden güncel asgari ücret dikkate alınarak yeniden alınan 28.10.2023 tarihli hesap raporunda sürekli iş göremezlik zararının 367.300,20 TL olarak belirlendiği, başvuran vekilinin talebini yükselttiği, davalı vekilinin gerek aktüer bilirkişi raporuna gerekse talep artırım dilekçesine karşı herhangi bir beyanda bulunmadığı, kaza tespit tutanağında emniyet kemeri yönünden tespit edilemedi seçeneğinin işaretlendiği, araç üzerinde inceleme yapılarak düzenlenen olay yeri görgü ve tespit tutanağında ise aracın sürücü koltuğu emniyet kemerinin arkadan takılmış halde olduğu açıklamasına yer verildiği,
başvuru sahibinin maluliyetine yol açan yaralanmalarının ağırlıklı olarak baş ve omuz bölgesinde gerçekleştiği, başvuru sahibi olay sonrası alınan ifadesinde emniyet kemerinin takılı olduğunu belirtmiş ise de özellikle yanakla beraber burun veya frontal kemikte çökme olarak tanımlanan yaralanması dikkate alındığında başvuranın kaza esnasında emniyet kemeri takmadığı sonucuna varıldığı ve hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı, davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedildiği, kısmi ret kararının takdiri indirim nedenine dayalı olması nedeniyle davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmediği gerekçesiyle;
davacı vekilinin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle başvurunun kısmen kabulü ile 293.840,16 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 07.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; sigortalı aracın kazanın meydana geldiği sırada işletilme halinde olmadığını, bu nedenle talebin poliçe teminatı dışında olduğunu, uyuşmazlık hakemince alınan raporda davacı sürücünün %100 oranında kusurlu bulunduğunu, İtiraz Hakem Heyetince alınan raporda ise davacının %65 oranında kusurlu bulunduğunu, ancak kaza sonrası ceza yargılaması aşamasında temin edilen kusur raporunda ise davacının tali, sigortalının ise asli kusurlu olduğunun belirtildiğini,
bunun yanı sıra başvuran aracında yolcu olup vefat eden ...'ye ait tahkim dosyasında alınan 27.04.2022 tarihli kusur raporunda ise başvuranın %75 oranında kusurlu bulunduğunu, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 12.08.2021 tarihinde davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, itiraz aşamasında çelişkilerin giderilmesi amacıyla düzenlenen ve hükme esas alınan raporda dosya kapsamındaki tüm raporlar ve ceza dosyası kapsamında alınan raporun irdelenip değerlendirilmiş olmasına ve bu rapordaki kusur tespitinin benimsenmesinde bir usulsüzlük görülmemesine,
davacı sürücünün aracında iken vefat eden ... yolcu olup kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığı gibi zarara sebep olanların KTK'nın 88. maddesi gereğince zarardan müteselsilen sorumlu olmasına, UYAP üzerinde yapılan incelemede yolcu ...'nün anne ve babasının ölenin yolcu konumunda olduğu aracın trafik sigortacısına karşı yapılan ve Dairenin 2022/14357 Esas sayısında kayıtlı başvuru dosyasının sulh ile sonuçlanmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/1418, K. 2025/8522, 26 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama