KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/14207 E., 2025/15583 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/654 Esas-2024/817
Karar Metni
1.095 kelime·5 dk okuma·10 bölüm
Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen kararın temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... nezdinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketiyle gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalıya yapılan başvuru üzerine kısmi ve yetersiz ödeme yapıldığını, davacının maluliyet oranında artış meydana geldiğini, artan maluliyet oranı nedeniyle davalıya tazminat talepli başvuru yapıldığını, davalı tarafça taleplerinin kabul edilmediğini açıklayıp ıslah dilekçesiyle 29.667,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya yeterli ödeme yapıldığını, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin dolduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. BOZMADAN ÖNCEKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 31.05.20 16... /316-2016/1087 Karar sayılı hükmü ile "dava konusu olay nedeniyle davacı tarafından davalıya müracaat edildiği, davalı tarafından davacıya 11.02.2009 tarihinde 65.533,00 TL ödeme yapıldığı, davacı tarafından da 05.02.2012 tarihli ibranamenin düzenlenerek davalıya verildiği, davanın ise 22.05.2014 tarihinde açıldığı, ibranamenin düzenlenme tarihi ile dava tarihi arasında 2918 sayılı Yasanın 109/4. maddesinde ön görülen iki yıllık sürenin geçmiş olduğu gibi davalı tarafından sorumluluk miktarının üzerinde ödeme yapılmış olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 02.07.2020 gün, 2017/4267 Esas-2020/4284 Karar sayılı ilamıyla "Somut olayda davaya konu kaza.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu döneminde gerçekleşmiş olup buna göre eylem için Türk Ceza Kanununda öngörülen ceza zamanaşımı süresinin dikkate alınarak dava tarihi olan 22.05.2014 tarihinde zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı tartışılarak karar verilmesi...Artan maluliyet oranı ve gelişen yeni durum nedeni ile zamanaşımı süresinin başlangıcı bu yeni durumun ortaya çıktığı tarih olup davacı vekilince de artan maluliyet oranına ilişkin tazminat talep edildiğine ve sigorta şirketince yapılan ödemenin ilk kalıcı sakatlığa ilişkin olduğu da gözetildiğinde düzenlenen ibranamenin artan maluliyet oranını kapsamadığı ve zamanaşımı süresinin de her
halükarda bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda ceza (uzamış) zamanaşımı süresinin dolmadığının gözetilerek işin esasına girilmesi..." gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüyle 29.667,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı ile davalı ... arasında davaya konu olay nedeniyle ibraname düzenlendiğini, ibranamenin düzenlenme tarihinden itibaren iki yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığını, ayrıca zamanaşımının dolduğunu, yapılan ödeme ile sigorta şirketinin sorumluluğunun sona erdiğini, maluliyet raporunun karar vermeye elverişli olmadığını, kaza ile araz arasındaki illiyet bağının ATK tarafından tespit edilmesi gerektiğini, kişiye etkin ve düzenli bir psikiyatrik tedavi uygulandığına dair herhangi bir tespitin yer almadığını, hesaplamada hatalı metod kullanıldığını, davacının müterafik kusurunun olup olmadığının değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalıya sigortalı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle artan maluliyet iddiasına dayalı tazminat talebine ilişkindir.
1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, bozma ilamı ile kesinleşen yönlerin yeniden incelenemeyecek olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Davacı vekili, davacının meydana gelen kazada yaralandığını ve malul kaldığını, davalıya yapılan başvuru üzerine davalı tarafça ödeme yapıldığını ancak sonrasında kaza nedeni ile davacının ruhsal rahatsızlıkları nedeniyle maluliyetinin arttığını belirterek artan maluliyet iddiası ile bakiye tazminat talebinde bulunmuştur.
Mahkemece davacıda maluliyet artışı olup olmadığına yönelik .. Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından 27.07.2015 tarihli rapor alınmıştır. Düzenlenen raporda davacının daha önce tespit edilen maluliyetine ek olararak travma sonrası stres bozukluğu arazının da oluştuğu buna göre davacının kaza nedeniyle maluliyet oranının %45 olduğu belirtilmiş, daha sonra düzenlenen 04.01.2022 tarihli raporda hastanın 10.04.2015 ortopedi muayene bilgileri, 18.05.2015 tarihli psikiyatr muayene bilgileri ve Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre vertebra, alt ekstremite ve post travmatik stres bozukluğu nedeniyle maluliyet oranının %45 olduğu belirlenmiş, mahkemece de anılan rapor hükme esas alınarak karar verilmiştir.
Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Mahkemece hükme esas alınan rapor gelişen durumun tespiti konusunda Dairemizin içtihatlarına uygun değildir. Anılan rapor kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun düzenlenmediği gibi güncel muayene bilgilerini de içermemektedir.
Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir. Salt maluliyet oranındaki artışın gelişen durum olarak kabul edilmesi doğru değildir.
Maluliyet artışına yönelik olarak düzenlenen raporda davacının maluliyet artışının tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen travma sonrası stres bozukluk olduğu değerlendirilmiştir. Raporda maluliyet artışına ilişkin olarak tespit edilen rahatsızlığın ömür boyu sürüp sürmeyeceği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği ve ömür boyu aynı oranda sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği, kaza ile illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususlarına yer verilmemiştir.
Mahkemece yapılması gereken iş; davacının kaza sonrası tüm tedavi belgeleri getirtilerek davalı tarafça ödemeye esas alınan rapor ve dosyadaki tüm raporlar irdelenerek ödemeye esas alınan rapordan sonra maluliyet oranının belirlenmesine etki eden fiziksel, ruhsal ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişen durum olup olmadığı, ödemeye esas alınan maluliyet raporundan sonra davacının artan maluliyeti olup olmadığı,
artan maluliyetin dava konusu kazayla bağlantısı olup olmadığı hususlarının tespiti ile ödemeye esas alınan maluliyetinden sonra davacının süre gelen tedavilerinin olup olmadığı araştırılarak kaza tarihinde yürürlükte bulunan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü hükümlerine uygun olarak ve içerisinde psikiyatri uzmanı ile ortopedi uzmanının da bulunduğu, post travmatik stres bozukluğunun davacıda sürekli iş göremezlik oluşturup oluşturmadığı, kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı,
ömür boyu sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği hususlarına da yer verilerek ve davacı bizzat muayene edilmek suretiyle gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/14207, K. 2025/15583, 20 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama