KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/14470 E., 2025/13004 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/122 E., 2024/208 K.
Karar Metni
1.237 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kurum zararı nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... tarafından Maliye Hazinesine karşı tapu iptal ve tescil talepli olarak açılan davada Düzce 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.10.2015 tarihli ve 2014/378 Esas, 2015/563 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verildiğini, Hazine aleyhine verilen bu kararın o tarihte Hazine vekili olan davalı ... tarafından temyiz edilmediğini, kararın bu şekilde temyiz edilmeksizin kesinleştiğini,
maliye uzmanı tarafından düzenlenen rapora göre tapu iptali ve tescili davasına konu taşınmazın hazinenin mülkünden çıkması ve kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi nedeniyle kurum zararının oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile taşınmaz bedeli olan 1.317.475,00 TL’nin ve ilamın icraya konulması nedeni ile Yığılca İcra Müdürlüğünün 2016/138 sayılı icra dosyasına ödenmek zorunda kalınan 52.569,81 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; uyuşmazlığın yasal süresi içinde kararı temyiz etmeyen avukatın özen yükümlülüğünü gereği gibi ifa etmemesi nedeni ile uğranılan maddi tazminat talebi olduğunu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 40. maddesi gereğince “iş sahibi tarafından sözleşmeye dayanılarak avukata karşı ileri sürülen tazminat istekleri, bu durumun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde zararı doğuran olaydan itibaren beş yıl geçmekle düşer” hükmünün bulunduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile zararın doğduğu tarihin kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği 13.01.2016 olduğunu,
aksi durumda ilamda hükmedilen alacaklara ilişkin icra emrinin hazine vekiline tebliğ tarihi olan 28.08.2016 tarihinin kabul edilmesi gerektiğini, en geç hazine vekilinin tapu iptal ve tescil dosyasına sonradan vekalet sunduğu ve UYAP kaydının yapıldığı 19.01.2017 tarihinin öğrenme tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, her durumda eldeki davanın açılış tarihi olan 21.02.2018 tarihine kadar 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş bulunduğunu, diğer yandan karar temyiz edilse dahi davacı kurum lehine sonuç alınamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.12.2018 tarihli ve 2018/83 Esas, 2018/437 Karar sayılı kararıyla; zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 18.02.2019 tarihli ve 2019/ 90... /97 Karar sayılı kararıyla davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairemizin 13.06.2019 tarihli ve 2019/10 13... /3348 Karar sayılı ilamıyla; mahkemece 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 40. maddesinde iş sahibi tarafından sözleşmeye dayanılarak avukata karşı ileri sürülen tazminat isteklerinin, bu hakkın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde zararı doğuran olaydan itibaren 5 yıl geçmekle düşeceğinin düzenlendiği, davacı ...
Hazinesince Düzce 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/378 esas sayılı dosyasında verilen kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi nedeniyle ortaya çıkan zarardan en geç Yığılca İcra Dairesinin 2016/138 esas sayılı dosyasına yapılan ödeme tarihi olan 18.11.2011 tarihi itibari ile haberdar olunduğu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi olan 21.02.2018 tarihi itibariyle dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Maliye Hazinesi bünyesinde çalışan Hazine vekillerinin, 657 sayılı yasa kapsamında çalıştıkları, özlük hakları, vekalet ücreti hesaplamaları gibi konularda farklı uygulamalara tabi oldukları, keza çalışma usullerinin de farklılık gösterdiği, görev tanımlarının memuriyete başlangıç yaparken belirlendiği, çalışmakta oldukları kurum ile aralarındaki iş ilişkilerinin Avukatlık Kanunu kapsamında bir vekalet ilişkisine dayanmadığı görülmektedir.
Diğer yandan, 6098 sayılı Kanun'un 72. maddesinde haksız fiile dayanan tazminat taleplerinde uygulanacak zamanaşımını düzenlenmektedir. Buna göre “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.”
Davalı, davacı kurumun memurudur. Dava, sözleşme ilişkisinden kaynaklanmamaktadır. Şu durumda memuriyet ilişkisi nedeni ile iddia edilen eylem görevi ihmal suçunu oluşturabileceğinden ceza zamanaşımı nazara alınmalıdır. Kaldı ki, zamanaşımının başlangıcı için dava açmaya yetkili amirin olur tarihi baz alınarak hesaplamaya gidilmelidir. Davalı ... vekili olsa da, memur olup, davacı ile arasında sözleşme ilişkisi bulunmaması karşısında 1136 sayılı Avukatlık Kanunu 40. madde kapsamında bir uyuşmazlık bulunduğundan söz edilemez.
Bu nedenle, davalının zamanaşımı savunmasının reddiyle işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının Hazineyi vekil olarak temsil ettiği, Mahkemenin 2014/3 78... /565 Karar sayılı dosyasında, Hazine aleyhine verilen kararı temyiz etmeyerek kararın kesinleşmesi sonucu, Hazine adına kayıtlı Düzce ili ... Mah. ... Parsel (yeni 26 53... parsel) sayılı taşınmazın Hazine mülkünden çıkması ve yargılama gideri ile vekalet ücreti ödenmesi nedeniyle Hazinenin zarara uğratıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 807.061,58 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin bu kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının davacı kurumu zarara uğrattığının sabit olduğunu ve davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, davalının sorumlu tutulabilmesi için zarar ile davalının özen borcuna aykırı bir davranışının olması ve zarar ile bu davranış arasında illiyet bağının olması gerektiğini, illiyet bağı ortaya konulmadan davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, uyuşmazlık konusu mahkeme kararı temyiz edilse dahi sonucun davacının aleyhine olacağını, bu durum değerlendirilmeden davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ve davanın reddi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Mahkemece davalının ihmali davranışı nedeniyle davacı kurumun zarara uğradığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun benzer bir olay ile ilgili 13.06.2019 tarihli, 2017/5 61... /655 Karar sayılı kararı "Maddi tazminata ilişkin izah edilen şekilde değerlendirme yapılırken elbette ki avukatın kusurlu davranışının gerçekleştiği yargılamada varılacak sonucun kesin bir şekilde tespiti imkân dâhilinde değil ise de;
illiyetin varlığının ve kusurun ağırlığının denetime açık şekilde irdelenebilmesi için, söz konusu yargılamada ileri sürülen vakıalar, toplanan deliller, konu ile ilgili mevzuat hükümleri ve emsal içtihat gibi kaynaklar göz önünde bulundurulmalı ve fiili durumdan daha lehe bir sonucun temin edilmesinin ihtimal dâhilinde olup olmadığı tartışılmalıdır." şeklindedir.
Somut uyuşmazlıkta, davalının eldeki dava bakımından sorumlu tutulabilmesi için yalnızca aleyhe verilen kararı temyiz etmemiş olması yeterli olmayıp bunun sonucunda somut bir zarar ortaya çıktığının belirlenmesi gerekir. Bu belirlemeyi yapacak olan hakimdir.
Bu durumda; mahkemece, davacının davalı sıfatıyla yer aldığı ve davalının da davalı vekili sıfatıyla kusurlu eyleminin vuku bulduğu dava edilen hukuk mahkemesi yargılaması yukarıda belirtildiği şekilde değerlendirilmeksizin yazılı gerekçe ile hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/14470, K. 2025/13004, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama