KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/234 E., 2024/11153 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/341 E., 2023/229 K.
- Hüküm/karar
- Davanın Reddi
Karar Metni
921 kelime·5 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı bankanın davalı borçlu ...'ın müşterek borçlu ve müteselsil kefaletiyle dava dışı .... San ve Tic. Ltd.
Şti.'ne kredi kullandırdığını, borçlular tarafından söz konusu kredilerin geri ödenmediğini, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2012/65 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, yapılan haciz işlemlerinde borçlu ve borçlular adına haczi kabil menkul malvarlığı bulunamadığının tutanaklarla tespit edildiğini, ancak davalının taşınmazlarını düşük bedelle ve alacaklılarını ızrar ve mal kaçırmak gayesiyle elinden çıkarttığını, malvarlığını sun'i şekilde eksilttiğini belirterek davalı ... tarafından diğer davalı ... 'a satış suretiyle devredilen İstanbul İli, ...
İlçesi, ... Mah, 16687 parsel 48/342 arsa paylı 2. Kat 5 nolu mesken ile, İstanbul İli, Avcılar İlçesi, Avcılar Mahallesi 16708 parsel, 20/160 arsa paylı zemin kat, 2 nolu mesken nitelikli 2 adet taşınmaza ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; tasarrufun iptali davasında davacı durumunda bulunan bankanın tacir olup, alacağının ticari bir alacak olması nedeniyle davaya bakmakla yükümlü olan mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğunu belirterek dosyanın görevli ve yetkili Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini savunmuştur.
2. Davalı ... cevap dilekçesinde; kendisinin dava konusu gayrimenkulleri emlakçı vasıtası ile bulduğunu ve aldığını, evlerini satan kişilerin sağlık sebepleri ile evlerini sattıklarını, bu sebeple alım satım bedeli ve komisyon parasına karışmadıklarını söyleyerek kendisine komisyon sözleşmesi imzalattığını, daireleri rayice yakın bir değerde aldığını, danışıklı bir alım satım yapmadığını, satın aldığı dairelerin parasını banka kanalı ile ödediğini belirterek açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.12.2020 tarihli ve 2019/282 Esas, 2020/317 Karar sayılı kararı ile; 27/03/2012 tarihli haciz tutanağının geçici aciz vesikası olarak nitelendirilemeyeceği, verilen kesin süreye rağmen geçici aciz belgesi sunulmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 09.11.2021 tarihli ve 2021/18142 Esas, 2021/8535 Karar sayılı ilamı ile;
Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için diğer dava koşullarının yanında, davacı alacaklı tarafından yapılan takibin kesinleşmiş olması ve borçlunun aciz halinde olması gerekir. Öte yandan dava ön koşullarındaki eksiklik yargılama sırasında tamamlandığı takdirde davanın esasına girilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, hükümden sonra davacı alacaklı tarafından borçlu ikametgah adresinde 09.03.2021 tarihinde haciz yapılmış ve taşınmazda hacze kabil mala rastlanmamıştır. Bu durumda 09.03.2021 tarihli haciz tutanağı İİK'nun 105. maddesi anlamında aciz belgesi niteliğinde olduğundan mahkemece işin esasına girilerek taraf delilleri toplanıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren mahkemeye gönderilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporuna göre, 26/12/2011 itibariyle 16687 parseldeki evin değerinin 149.000,00 TL, 16708 parseldeki evin değerinin 134.000,00 TL olduğu, satış senedinde daha düşük rakamlar yazılmış olmasına rağmen ... ile ... arasında emlakçının da katıldığı 21/12/2011 tarihli ön sözleşme imzalandığı, sözleşmede tek taşınmazdan söz edilmiş ise de aslında her iki daireyi kapsadığı ve yine sözleşmede yazılı 80.000 USD'nin 2 dairenin toplam bedeli olarak ödendiğinin bildirildiği, 20.000 doların peşin ödendiği, 60.000 doların resmi devirden 2 gün sonra 28/12/2011'de havaleyle gönderildiği,
o tarih itibariyle ödemenin 152.000,00 TL'ye denk geldiği, 2 taşınmazın aynı tarihteki toplam rayicinin 285.000,00 TL civarında olduğu, bu nedenle 280.maddedeki koşulların oluştuğunu kabule yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde belirtilen taşınmazların davalılar arasında rayiç bedel altında satış yapıldığı, bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği üzere tapudaki resmi senette taşınmazın değerinin hemen hemen yarı yarıya yazılı olduğu ortada iken davalılar lehine mahkemece genişletici yorum yapıldığını, Mahkemece verilen kararda emlakçının varlığı gerçek bir satışa delalet olarak gösterilmişse de davalılar arasında yapıldığı iddia edilen 20.000-Dolarlık para alışverişinin tanık ile ispatının mümkün olmadığı gibi karara esas alınmasının da hukuka aykırı sonuç doğurduğunu belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/234, K. 2024/11153, 18 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama