KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/2831 E., 2025/12034 K.·Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/116 D. İş, 2024/120 K.
- Sayısı
- 2024/İHK-5850
- Sayısı
- K-2023/366138
Karar Metni
1.044 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortaladığı aracın, yaya olan davacıya çarpması ile 07.06.2021 tarihinde yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının malul kaldığını, davalı tarafa başvuru yapıldığını beyanla belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 8.001,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş ve bedel arttırım dilekçesiyle talebini 430.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz vekil tarafından açıldığını, davacının babasının 2022 yılında vefat ettiğini ve bu nedenle velayetin davacının annesine verildiğini gösterir evrak sunulmadan dava açılmış olması nedeniyle davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, dava öncesinde davacı tarafça müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığını, sunulan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre alınmadığını, maluliyet tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini, olaya ilişkin ceza dosyasının celp edilmesi gerektiğini,
sigortalı aracın sürücüsünün olay yerini terk etmesi ve kaza tespit tutanağı tutulmamış olması ve olaya ilişkin herhangi bir delil bulunmadığından davanın adli yargıda görülmesi gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu ve kusur durumunun tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğini, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1.65 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle yapılması gerektiğini,
davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan miktarın 1/5'i oranında olması gerektiğini beyanla başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulü ile 430.000,00 TL tazminatın 22.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve davacı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 66.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine. İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanmış olmasına, kusur raporunun oluşa uygun olmasına,
tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin kullanılması suretiyle yapılmasının Yargıtay içtihatları gereği olmasına göre davalının buna yönelik itirazının reddine ve davacı lehine maktu vekalet ücretinin altında kalmamak ve kabul miktarını aşmamak üzere nispi hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğinden buna yönelik itirazın kabulüne ve Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının 3. Maddesinde yer alan 66.200,00 TL ibaresinin 17.900,00 TL şeklinde değiştirilmesine ve diğer hükümlerin aynen icrasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava öncesinde davacı tarafça müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığını, hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusur raporu alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin bakıcı gideri tazminatı taleplerinden sorumlu olmadığını, aksi kanaat halinde bakıcı giderinin net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan miktarın 1/5'i oranında olması gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, yaya olan davacıya çarpması suretiyle meydana gelen yaralamalı trafik kazası sonucunda davacının yaralanıp malul kalması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, Yargıtay içtihatlarına uygun olarak TRH 2010 Yaşam Tablosunun ve progresif rant hesap yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılmasına, kusur raporunun oluşa uygun olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda; Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan davacı tarafça dosyaya sunulan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 14.11.2022 tarihli raporda, davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin sol dizde fleksiyon kontraktürü arazına bağlı olarak %22 oranında olduğu kabul edilmiştir. Söz konusu maluliyet raporunu düzenleyen kurulun içerisinde ortopedi ve travmatoloji uzmanının olmadığı görüldüğü gibi davacıda kaza nedeniyle meydana gelen yaralanmanın ne gibi bir araz bıraktığı denetime elverişli olarak izah edilmemiş olup, bu haliyle raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
İtiraz Hakem Heyetince; davacının maluliyet oranının tespiti için davacının dava konusu olay nedeniyle tüm tedavi evraklarının getirtilip değerlendirmek, güncel flim ve grafileri ile davacının da muayene edilmesi suretiyle en yakın Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden içerisinde ortopedi ve travmatoloji uzmanının da bulunduğu heyetten olay tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli,
kaza ile illiyet bağı kuran rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/2831, K. 2025/12034, 8 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama