KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/3800 E., 2024/7726 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla
- Sayısı
- 2018/14 E., 2021/82 K.
- Dava tarihi
- 06.05.2013
- Hüküm/karar
- Davanın kısmen kabulü
Karar Metni
3.161 kelime·16 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı ...Ş. vekili, davalı ... vekili, davalı ... Allianz Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların oğlu/kardeşi olan yaya konumundaki ...’ya davalı ...’in idaresindeki araç ile çarpması sonucu oluşan trafik kazasında ...’in vefat ettiğini, davalı ... Ltd. Şirketinin aracın işleteni, davalı ...
Allianz Sigorta A.Ş.’nin aracın ZMSS sigortacısı olduğunu, davaya konu kazanın davalı ...Ş.'ne ait yol yapım inşaatı sırasında meydana geldiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak her bir davacı için 100,00 TL olmak üzere toplam 500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, davacılardan ... ve Yaşar için 15.000,00’er TL, ..., ..., Sevim Sakarya için 3.000,00’er TL olmak üzere toplam 39.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş,
talep artırım dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin taleplerini davacılardan Sevim için 13.546,00 TL'ye, ... için 8.495,49 TL'ye, Cengiz için 20.154,29 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davaya konu aracın müvekkili adına kayıtlı olmadığını, davalı sürücü ...’in müvekkilinin çalışanı olmadığını, kazaya karışan aracın müvekkili şirketin Çobandede-Hınıs-Varto karayolunun yapımında toprak işleri ve üst yapı işlerini üstlenen alt yüklenicisi davalı ... İnş. Ltd. Şti.’ye ait olduğunu, müvekkili ile davalı ... İnş. Ltd.
Şti. arasında 21.08.2007 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin bulunduğunu, bu sözleşmeye göre meydana gelen zarardan davalı ... İnş. Ltd. Şti.’nin sorumlu olduğunun hüküm altına alındığını, müvekkilinin meydana gelen zarardan sorumlu olmadığını, bu nedenle müvekkili yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müteveffa ...’nın kendi kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
2.Davalı ...'e dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, davalının cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
3.Davalı ... Allianz Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacıların eldeki davayı açmadan önce müvekkili aleyhine aynı kazaya ilişkin destekten yoksun kalma tazminatı talebi ile dava açtığını, Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/11 Esas, 2008/106 Karar sayılı dosyasında davacılar lehine 5.319,00 TL tazminata hükmedildiğini, söz konusu bedelin 12.11.2008 tarihinde Hınıs 1. İcra Müdürlüğünün 2008/277 E. sayılı dosyası kapsamında davacı tarafa ödendiğini, bu nedenle dava şartı noksanlığından eldeki davanın usulden reddi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı aracın sürücüsünün kusuru ve poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, manevi tazminat talebinin poliçe teminatının dışında olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
4.Davalı ... Ltd. Şirketine dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, davalının cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.10.2013 tarihli 2013/90 E., 2013/235 K. sayılı kararı ile; "..Yapılan yargılamada toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacılar ... ve ...'nın oğulları diğer davacıların ise kardeşleri ...'nın olay tarihinde davalı ... Tahattüt San.
Ve Dış Ticaret Şirket adına kayıtlı ve davalı ...'in kullanmış olduğu 34 EY 3925 plakalı kamyonun çarpması sonucu vefat ettiği, Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonrasında davalı ...'in taksirle bir kişinin ölümüne sebebiyet verme suçundan hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacılar ... ve ... tarafından kazaya sebep olan aracın sigorta şirketi olan ...Sigorta şirketine karşı 01.08.2008 tarihinde Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesine destekten yoksun kalma tazminatı davası açıldığı,
Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur durumunun tespiti için yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacı ...'nın 5/8, davalı ...'in 2/8 ve vefat eden ...'nın 1/8 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, bu kusur raporuna göre dosyanın davacılar ... ve ...'nın maddi zararlarının tespiti için aktüerya bilirkişine gönderildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan rapor doğrultusunda davacılar ... ve ... için 5.319,00 TL maddi tazminata hükmedildiği,
verilen kararın kesinleştiği, her ne kadar davacılar ... ve ... bu olay nedeniyle davalılara karşı tekrar maddi tazminat davası açmışlar ise de davacıların zararının tespit edilip mahkemece hüküm altına alındığı ve davacılara maddi zararın ödendiği, diğer davacılar olan ölen kişinin kardeşlerinin ise ölen kardeşin davacı kardeşlere destek olacağının davacılar tarafından iddia ve ispat edilmediği anlaşıldığından tüm davalılara karşı açılan maddi tazminat taleplerinin reddine, her ne kadar davacılar tarafından ...Sigorta şirketine ve ...
Tahattüt İnşaat ve San. A.Ş'ye karşı manevi tazminat davası açılmış ise de sigorta şirketinin manevi zararlardan sorumlu olmadığı, ... Tahattüt İnşaat ve San.
A.Ş'nin ise meydana gelen kazada bir ilgisinin ve kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından bu davalılara karşı açılan manevi tazminat taleplerinin reddine, diğer davalılar yönünden tarafların kusur durumları, meydana gelen olayın zamanı ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği..." gerekçesiyle tüm davalılara karşı açılan maddi tazminat taleplerinin reddine, davalılar ...Sigorta A.Ş. ve ... Tahattüt İnşaat ve San.
A.Ş'ye karşı açılan manevi tazminat taleplerinin reddine, davalılar Ilıca İnşaat Tahattüt San. ve Dış Ticaret Şirketine ve davalı ...'e karşı açılan manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile, anne ... ve baba ... için ayrı ayrı 2.500,00 TL, kardeş davacılar ..., Selim Sakarya ve ... için ayrı ayrı 500,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin 30.10.2013 tarihli 2013/90 E., 2013/235 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 15.02.2016 tarihli 2016/761 E., 2016/1671 K. sayılı ilamı ile; "...Davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden. 1)...Davacılar Sevim,... ve Cengiz,kazada hayatını kaybeden ...'nın kardeşleridir.
Mahkemece, davacı kardeşler yönünden, ölen kardeşin destek olacağının ispat edilmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş ise de, desteğin ve destek alacak kardeşlerin 18 yaşından küçük olması, aynı evde yaşıyor olmaları nedeniyle davacı kardeşlerin bulundukları sosyal çevreye göre destek alacakları yaşlar belirlenip, testeğin 18 yaında gelir sağlayacağı gözönüne alınarak buna göre tazminat hesabı yaptırılması gerekirken eksik inceleme ile davacı kardeşler yönünden destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2)Davalı ... Taahhüt İnş. ve San. AŞ ile davalı ... İnş. Ltd. Şti. arasında; ... Taahhüt İnş. ve San. AŞ uhdesinde bulunan Çobandede-Hınıs-Varto yolunun toprak işleri ve üst yapı işlerinin yapılmasına ilişkin alt yüklenici sözleşmesi düzenlenmiş olup davaya konu trafik kazasıda bu işin yapımı sırasında meydana gelmiştir. Davalı ... Tahattüt İnş. ve San.
AŞ ile davalı şirket arasındaki sözleşmenin 17. maddesinde, işin yürütülmesi sırasında gereken tüm tedbirlerin yüklenici tarafından alınacağı, trafik kazaları da dahil olmak üzere çeşitli nedenlerle doğabilecek tüm zararlardan yüklenici şirketin sorumlu olacağı kararlaştırılmış ise de, bu hükümler kendi iç ilişkilerini düzenlemekte olup, zarar gören üçüncü kişi konumundaki davacıyı bağlamaz. Aynı sözleşmenin 15. maddesi hükmünde, davalı ... Taah. İnş. ve San.
AŞ’nin işin yapımı sırasında yüklenici şirketi kontrol yetkisi bulunmakta olup, sözleşmenin niteliği itibariyle işin başından sonuna kadar salt yüklenicinin kontrolüne bırakılmadığı, davalı işverenin kontrol ve sorumluluğunun da devam ettiği anlaşıldığından, BK.’nun 55. maddesi hükmünden doğan sorumluluğu nedeniyle, davalı ... Taah. İnş. ve San.
AŞ'ye husumet düşeceğinin kabulü gerekir.Davalının, üçüncü kişilere verilecek zararlardan kusursuz ve yüklenici şirket ile aynı kanunun 51/2. maddesi uyarınca müteselsil sorumluluğu bulunmaktadır. Bu durumda, BK.’nun 355. maddesinde düzenlenen eser sözleşmesinin özelliğinden bahisle, yüklenicinin, iş sahibinden bağımsız olarak iş yürüttüğü ve bu sırada zarar verdiği, dolayısıyla zarardan tek başına sorumlu olduğu şeklinde bir sonuca somut olayda varılmamalıdır.
Bu durumda mahkemece,işin esasına girilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davalı ... Taah. İnş. ve San. AŞ yönünden davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3)...Somut olayda, davacılar ... ve Yaşar'ın çocuğunu, diğer davacıların ise kardeşlerini kaybetmiş olmaları nedeni ile akrabalık derecesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, olay tarihine göre paranın alım gücü gibi nedenler dikkate alındığında, davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarı bir miktar az olup, daha fazla manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. Davalı ... vekili'nin temyiz itirazları yönünden ise.
4)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (5) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
5)Davalı ...'in oğlu Dursun Şahin tarafından,davacı ...'ya manevi tazminat bedeli olarak ödenmek üzere 8.000,00 TL'lik, Ziraat bankası İstanbul/Güneşli şubesinin 04.10.2007 tarihli havale belgesi değerlendirilmesi gerektiği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Dosyanın Aktüerya bilirkişisine gönderilerek 11.03.2019 rapor aldırılmış Aktüerya Bilirkişi Raporunda "01.09.2007 günü meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden ...'nın destek gören kardeşlerinin maddi tazminat talepleri ili ilgili olarak Sevim Sakarya için 13.546,96 TL, ... için 8.495,49 TL ... için 20.154,29 TL ayrı ayrı olmak üzere toplam 42.196,74 TL hesaplandığı, kaza tarihinde geçerli ZMSS teminat limiti 80.000,00 TL olup davalı ... şirketinin bu limit ile sınırlı sorumluluğunun bulunduğu" belirlenmiştir.
Mahkememiz dosyasının incelenmesinde; davacıların aynı trafik kazası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olarak mahkememizde dava açtıkları, dava dışı ...'nın geçirdiği kaza sonucu vefat ettiği, vefat sebebiyle davacı yakınlarının maddi ve manevi zararlarını talep ettikleri, taraflarca bildirilen delillerin toplandığı, dosyada kusura ilişkin raporun mevcut olduğu,
ortaya çıkan zarar yönünden hesap yapılması için dosyanın bilirkişiye gönderildiği anlaşılmış, hazırlanan 11.03.2019 tarihli raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu görülmüş, dava dışı ...'nın kusur durumu gözetilerek bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada belirlenen miktarlar üzerinden her bir davacı yönünden Yargıtay içtihatları ışığında %20 oranında müterafik kusur sebebi ile indirim yapılarak maddi tazminata hükmedilmiş bununla birlikte şartların oluştuğu gözetilerek davacılar yararına duydukları acı ve ızdırap sebebiyle kusur durumları ve ekonomik durum araştırması göz önünde bulundurmak suretiyle kısmen manevi tazminata
hükmedildiği..." gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminat alacağı davası yönünden Yargıtay ilamı doğrultusunda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... tarafından açılan manevi tazminat davası yönünden davanın reddine, davacı ... tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminat alacağı davası yönünden Yargıtay ilamı doğrultusunda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... tarafından açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulüne.
10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ... İnşaat ve Sanayi A.Ş. ve ....'den tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ... Allianz Sigorta A.Ş. yönünden davanın reddine, davacı ...
Sakarya tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatı davasının kısmen kabulüne, 13.546,96 TL destekten yoksun kalma tazminat alacağı üzerinden %20 oranında müterafik kusur indirimi sonucu hesaplanan 10.837,57 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Allianz Sigorta A.Ş. yönünden dava tarihinden, davalılar ..., ...
İnşaat ve Sanayi A.Ş. ve .... yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline,(Davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı tutulmasına), fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... Sakarya tarafından açılan manevi tazminat davasının kabulüne, 3.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ...
İnşaat ve Sanayi A.Ş. ve ....'den tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ... Allianz Sigorta A.Ş. yönünden davanın reddine, davacı ... tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminat alacağı davasının kısmen kabulüne, 8.495,49 TL destekten yoksun kalma tazminatı alacağı üzerinden %20 oranında müterafik kusur indirimi sonucu hesaplanan 6.796,40 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Allianz Sigorta A.Ş. yönünden dava tarihinden, davalılar ..., ...
İnşaat ve Sanayi A.Ş. ve .... yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, (Davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı tutulmasına), fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... tarafından açılan manevi tazminat davasının kabulüne, 3.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ...
İnşaat ve Sanayi A.Ş. ve ....'den tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ... Allianz Sigorta A.Ş. yönünden davanın reddine, davacı ... tarafından açılan destekten yoksun kalma tazminatı davasının kısmen kabulüne, 20.154,29 TL destekten yoksun kalma tazminat alacağı üzerinden %20 oranında müterafik kusur indirimi sonucu hesaplanan 16.123,44 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... Allianz Sigorta A.Ş. yönünden dava tarihinden, davalılar ..., ...
İnşaat ve Sanayi A.Ş. ve .... yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, (Davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı tutulmasına), fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... tarafından açılan manevi tazminat davasının kabulüne, 3.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ..., ...
İnşaat ve Sanayi A.Ş. ve ....'den tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ... Allianz Sigorta A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ...Ş. vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Allianz Sigorta A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde; tahkikat bittikten sonra dava değerinin artırılmasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 107 nci maddesinin 2 nci fıkrasına aykırı olduğunu, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkilinin meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığını, davaya konu aracın müvekkili adına kayıtlı olmadığını, davalı sürücü ...’in müvekkilinin çalışanı olmadığını, kazaya karışan aracın alt yüklenici davalı ...
Ltd. şirketine ait olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davaya konu kazanın, müteveffanın ağır kusuru ile meydana geldiğini, illiyet bağının kesildiğini, müteveffanın davacı kardeşlerine destek olacağının ispat edilemediğini, mahkeme tarafından davacı kardeşlerin evlenme veya işe girme durumlarının oluşup oluşmadığı gibi hususlarda araştırma yapılması gerektiğini, aktüer raporda bakiye ömür ve buna bağlı yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, davacı erkek kardeşler için 20 yaşına kadar, kız kardeş için 23 yaşına kadar tazminat hesaplanmasının hatalı olduğunu, 18 yaşına kadar tazminat hesaplanması gerektiğini,
hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, hükme esas alınan son bilirkişi raporunda davalı ... şirketinin ZMSS limiti kapsamında sorumlu olduğunun açıkça tespit edildiğini, davacıların taleplerinin davalı ... şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, müvekkili aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ve harç miktarlarının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müteveffanın davacı kardeşlerine destek olacağının ispat edilemediğini, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, müvekkilinin ödediği 8.000,00 TL'nin davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarından mahsubu gerektiğini, ödeme yapılan hesap sahibi davacı ...'nın davacı ...'nın eşi, ödeme tarihinde reşit olmayan diğer davacıların ise velisi olduğunu, ödenen 8.000,00 TL’nin sadece davacı ... için değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, tüm davacılar yönünden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
3.Davalı vekili ...Sigorta A.Ş. temyiz dilekçesinde; davacıların dava açılmadan önce davalıya usulüne uygun hazırlanmış belgeler ile başvuru yapmadığını, bu nedenle başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi gerektiğini, müteveffanın davacı kardeşlerine destek olacağının ispat edilemediğini, davacı anne ve babanın aynı kazaya ilişkin olarak davalı ... şirketi aleyhine destekten yoksun kalma tazminatı talebi ile dava açtığını, Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/11 Esas, 2008/106 Karar sayılı dosyasında davacılar lehine tazminata hükmedildiğini,
söz konusu mahkeme kararı gereğince Hınıs 1. İcra Müdürlüğünün 2008/277 E. Sayılı icra takibine istinaden davacılara 7.802,86 TL ödendiğini, kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, kusur raporları ve kaza tespit tutanağı arasındaki çelişkinin giderilmediğini, eldeki davada alınan kusur raporunun taraflarına tebliğ edilmediğini, davalının, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında zarardan sorumlu olduğunu, hükme esas alınan kusur oranının hatalı olduğunu, davalıya sigortalı aracın sürücüsünün kusuru bulunmadığını, 2007 doğumlu müteveffa çocuğun ebeveynlerinin çocuğun bakım ve gözetimine gerekli özen ve önemi göstermediğini,
bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, gerekçeli kararın usulüne uygun olmadığını, gerekçeli kararda iddia ve savunmalarının değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; bir kısım davalının sürücüsü, işleteni, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu aracın, diğer davalı şirketin yol inşaatı sırasında karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41, 45 ve 47 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
1. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davalı ...Ş. vekili, davalı ... vekili ve davalı ... Allianz Sigorta A.Ş. vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, “işletenlerin, bu kanunun 85/1.maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Kanunun 85 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Kanunun 85 inci maddesinin son fıkrasında ise, “ işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının (A-1) maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, zorunlu mali sorumluluk sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3 üncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu görülmektedir.
Buna göre, eldeki davada davalı ... şirketinin kazaya karışan sigortalı aracın trafik sigortacısı (ZMSS) sıfatıyla bu aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda oluşan zarardan, kendisine sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacağı açıktır.
Yine eldeki davada kazaya sebebiyet veren davalı sürücünün meydana gelen zarardan kendi kusuru oranında sorumlu olacağı, davaya konu yerde işveren sıfatıyla yol inşaatı yaptıran davalı şirketin de davalı sürücünün kusuru oranında davacı tarafın zararını gidermekle yükümlü olacağı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Hınıs Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/277 E., 2008/258 K. sayılı dosyasında hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 24.03.2008 tarihli raporunda davacıların desteği müteveffa ...’nın kazanın meydana gelmesinde 1. derecede kusurlu, davalı sürücü ...’in ise 2. derecede kusurlu olduğunun tespit edildiği, yine davacılardan ... ile ...’nın davalı ... şirketi aleyhine Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/11 Esas sayılı dosyası kapsamında açtığı maddi tazminat davasında alınan 24.04.2008 tarihli kusur raporunda davalı sürücü ...’in kazanın meydana gelmesinde % 25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği,
buna göre mahkemece eldeki davada kusur raporu alınmamakla birlikte davalı sürücü ...’in kazanın meydana gelmesinde % 25 oranında kusurlu olduğunun sabit olduğu açıktır.
Şu durumda sigortalı aracın sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, mahkemece yukarıda açıklandığı şekilde, davalıların davacı tarafın zararından sürücünün kusuru oranında sorumlu olacağı kabul edilmek suretiyle maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye % 100 kusur oranına göre belirlenen maddi tazminat miktarına hükmedilmiş olması doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3. Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre; destekten yoksun kalanların destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapılmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; davacılardan Sevim Sakarya için 23, ... ve ... için 20 yaşın ikmaline kadar destek tazminatı hesaplanmış olup, dosya kapsamına göre anılan davacıların yüksek öğrenim görmediklerinin de anlaşılmasına göre mahkemece kız çocuğunun 22 yaşına kadar, erkek çocuklarının ise 18 yaşına kadar destek görecekleri kabul edilerek ona göre tazminat hesaplaması yapılması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde destek sürelerinin belirlenmiş olması doğru olmamıştır. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/3800, K. 2024/7726, 16 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama