KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/3803 E., 2025/16922 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/68 E., 2024/382 K.
- İlk derece mahkemesi
- Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarih
- 27.09.2023
- Sayısı
- 2022/307 E., 2023/619 K.
Karar Metni
828 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin noter vasıtasıyla dava dışı kişiden 25.10.2019 tarihinde araç aldığını, 20.06.2020 tarihinde kolluk görevlilerince yapılan kontrol sonucunda aracın üzerinde arama kaydı olduğundan bahisle yediemine teslim edildiğini, Erzurum Krıminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından 02.07.2020 tarihinde yapılan inceleme sonrasında araç üzerinde bulunan şasi numarasının, başka bir araçtan kesilerek inceleme konusu araca kaynak marifetiyle monte edildiğinin ve motor numarasının şasi numarasıyla uyumlu olmadığının, yapılan bu işlemlerin aracın kimliğini değiştirmeye yönelik olduğunun tespit edildiğini,
müvekkiline ait aracının change araç olduğunu ve bu aracın aslında 09.06.2018 tarihinde çalınmış olduğunu, aracın Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı'nca sahibine teslim edildiğini ve müvekkilinin zarara uğradığını, davalının trafik sicil kayıtlarını tutmakla sorumlu olduğunu ve müvekkilinin bu aracı sicil kayıtlarına güvenerek satın aldığını beyanla kısmi dava olarak fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 40.000,00 TL'nin el koyma tarihi olan 26.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; devir işlemlerinin devir ve kontrolünün Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından yapılmadığını, Türkiye Noterler Birliği Başkanlığı koordinesinde yapıldığını ve müvekkilinin sorumlu olmadığını, trafik sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklı bir zarardan bahsedilemeyeceğini, davacının zararını aracı kendisine satan kişiden isteyebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.09.2023 tarihli 2022/307 Esas, 2023/619 Karar sayılı kararıyla davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle HMK 114/1-6 ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesi gereği davanın adli yargıda görülmesi gerektiğini, davanın Uyuşmazlık Mahkemesi kararları gereğince açıldığını ve bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesinde kusurlarının bulunmadığını ve bu nedenle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davacının satın aldığı hususi aracın çalınmış ve değiştirilmiş olması nedeniyle ceza soruşturması kapsamında el konulmasında, trafik tescil denetimleri yetersiz kalan davalı idarenin kusurlu olması nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı Kanun'un "Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlıklı 110. maddesinin birinci fıkrasında "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir.
2918 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkarılmış olan Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 28. maddesinde “Araçların Tescil Mecburiyeti”. 29. maddesinde “Tescile Yetkili Kuruluşlar, Tescil İçin Müracaat Etme ve Bildirme Mecburiyeti ile Süreleri”. 30. maddesinde “Tescil İşlemleri Müşterek Hükümleri”. 31. maddesinde “Yeni Kayıt”. 32. maddesinde “Tescil Belgesi ve Geçerliliği”. 33. maddesinde “Motorlu araç trafik belgesi ve geçerliliği”.
“Tescile Dair Diğer İşlemler” üst başlığı altındaki 36. maddesinde “Satış ve Devirler”. 37. maddesinde “Satış veya devir işlemi yapılan araçların tescil işlemleri”. 43. maddesinde “Çalınan araçlar hakkında yapılacak işlemler”. 44. maddesinde “Çalınan, kaybedilen, kullanılamaz hale gelen, bilgileri değişen belge ve plakalar” ile ilgili hususlar ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
2918 sayılı Kanun'un 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi. 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasından kaynaklanan sorumluluk davalarını kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı,
her ne kadar, dava konusu olayda davacının zararına sebebiyet veren eylemler, dava dışı kişilerin hileli işlemleri ile idare yanıltılarak trafiğe tescilleri için gerekli işlemlerin hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilmesi sebebiyle, idare çalışanlarının kusurundan kaynaklanan ve idari hizmetin kötü işlemesi kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte eylemler ise de; davaya konu zarardan doğan sorumluluğun 2918 sayılı Kanun’un ve bu Kanun'un uygulanmasına yönelik Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin araçların tesciline ilişkin hükümlerine aykırı hareket edilmesinden kaynaklandığı,
2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinde de, madde ayrımı yapılmaksızın 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan sorumluluk davalarının adli yargı yerinde çözümleneceğinin açıkça belirtildiği; bu düzenlemenin, genel idare esaslarına ilişkin sorumluluk hükümlerini düzenleyen diğer kanunlara nazaran özel nitelikte olduğu ve bu nedenle davaya konu uyuşmazlıkta öncelikli olarak uygulanması gerektiği meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmış ve yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/3803, K. 2025/16922, 17 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama