KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/5537 E., 2026/2231 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/3 46... /203 Karar
Karar Metni
779 kelime·4 dk okuma·11 bölüm
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde. 12.11.2016 tarihinde dava dışı ...
Haber adlı televizyon kanalında yayınlanan “...” adlı tv programı ile tekrarı niteliğinde 13.11.2016 tarihli ... ... adlı programda, konuk olarak katılan davalı tarafından yapılan konuşmalarda geçen söz ve ifadelerin müvekkilinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, müvekkiline suç isnat etmek suretiyle yayın yoluyla hakaret edildiğini, iddiaların somut bir delile dayanmadığını,
taraflarınca yapılan tekzip başvurusu üzerine Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından yayın hakkında tekzip kararı verildiğini beyan ederek her bir yayın için 50.000,00'er TL manevi tazminatın yayın tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile yargılama neticesinde verilecek kararın hüküm fıkrasının en yüksek tirajlı ulusal beş gazetede ilanen yayımlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yayınlarda sarf edilen sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.06.2018 tarihli 2018/242 sayılı kararı ile davalı tarafından dava konusu yayında kullanılan söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı, kişisel değer yargısı ve yorum niteliğindeki beyanların ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırları içerisinde kaldığı, manevi tazminat davasının koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesinin 26.12.2019 tarihli 2018/33 61... /2535 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 23.12.2022 tarihli 2020/15 49... /3192 Karar sayılı ilamıyla; davalının, dava dışı ...
Haber adlı televizyon kanalında 12.11.2016 tarihinde yayınlanan “...” adlı TV programına konuk olarak katıldığı, davacı hakkında birtakım iddialarda bulunduğu, bu yayında ve tekrarı niteliğinde olan 13.11.2016 tarihli ... ... adlı programda davalı tarafından kullanılan söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu iddiası ile eldeki davanın açıldığı; mahkemece, ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırları içerisinde kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmış ise de; konuşmada geçen söz, ifade ve isnatlarla ilgili olarak mahkemece, gerekli araştırma ve incelemenin yapılmadığı;
iddia edilen olaylarla ilgili Cumhuriyet Savcılığınca ya da idari makamlarca yapılmış bir soruşturma olup olmadığı ve sonuca bağlanmış ise ne tür kararlar verildiğinin; dava dilekçesinde delil olarak dayanılan, davalının, “2008 yılı Eylül ayında davacının Almanya’ya yaptığı ziyaret sırasında polisin takibinde olan kişilerle görüştüğü ve bu görüşmelerin Alman polisi tarafından kayıt altına alındığı” yönündeki söz ve ifadelerine yönelik sunulmuş olan Almanya Frankfurt Emniyet Müdürlüğünün resmi yazılarına dair belgelerin; davacı vekilinin delil olarak bildirdiği,
davacının Almanya ziyaretine ilişkin olarak haber yapan televizyon kanalları hakkında ve yine davalının benzer iddiaları ileri sürdüğü yayınlanmış olan kitapları hakkında açılan tazminat davalarında verilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen dava dosyalarının incelenmediği anlaşılmakla, belirtilen hususlar konusunda gerekli inceleme ve araştırma yapılarak, yayında geçen söz ve ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında olup olmadığı,
görünür gerçeğe uygun olup olmadığı ile ilgili değerlendirme yapılması gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile her bir yayın için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 20.000,00 TL manevi tazminatın 10.000,00 TL'sine olay tarihi olan 12.11.2016; 10.000,00 TL'sine olay tarihi olan 13.11.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının iftira niteliğinde olan dava konusu sözleri tv programında sarf ettiğini, bu anlamda ulaştığı kitle, saldırının ağırlığına göre hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu, manevi tazminat yönünden tam kabul kararı verilmesi gerektiğini, hükmedilen tazminatın caydırıcı olmadığını belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; 12.11.2016 tarihinde dava dışı ... Haber adlı televizyon kanalında yayınlanan “...” adlı TV programı ile tekrarı niteliğinde 13.11.2016 tarihli ... ... adlı programda davalı konuk tarafından yapılan konuşmalarda geçen söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu iddiasıyla manevi tazminat ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/5537, K. 2026/2231, 26 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama