KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/580 E., 2024/1423 K.·Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/5641 E., 2018/5587 K.
- Sayısı
- 2018/İHK-5856
- Dava tarihi
- 12.01.2018
- Hüküm/karar
- Davanın kısmen kabulü
- Sayısı
- K-2018/23272
Karar Metni
1.674 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara davacı vekili ve davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılarak esas hakkında yeni hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; sigortası bulunmayan tescilsiz motosikletin karıştığı 17.07.2015 tarihli trafik kazası sonucunda yolcu konumunda bulunan davacının yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL sürekli iş gücü kaybı, 100,00 TL geçici iş gücü kaybı tazminatı, 1.200,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplamda 6.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; talebini 103.316,57 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 10.243,22 TL geçici iş göremezlik tazminatu ve 2.631,90 TL geçici bakıcı gideri olamak üzere 116.191,69 TL'ye arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kazanın gerçekleşmesine sebep olan aracın maliki olduğunu, alacaklı borçlu sıfatı birleştiğinden davalının sorumlu olmadığını, aracın tescilsiz olması nedeniyle trafik sigortası yaptırma zorunluluğu olmadığından sorumlu olmadıklarını, geçici iş göremezlik zararı ve rapor ücretinden sorumlu olmadıklarını, hatır taşıması ve ehliyeti olmayan alkollü sürücünün sürdüğü araca binmesi nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ayrıca istiap haddinin aşıldığını, koruyucu ekipman da takılmadığını, maluliyet oranının usulüne uygun olarak belirlenmesi gerektiğini,
kusur durumunun tespiti gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ödemesi varsa mahsubunu, temerrüde düşülmediğini, ticari faiz talep edilemeyeceğini, tazminat hesabının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartları gereğince yapılmasını, faiz talebinin haksız olduğunu tarifeye göre belirlenecek vekalet ücretinin beşte biri oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazadaki kusuru ve davacının sunduğu rapordaki %14,2 maluliyet oranı üzerinden, aktüer raporu ile tazminatın usulünce hesaplandığı, davacının kask takmaması nedeniyle %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne 85.052,80 TL sürekli iş gücü kaybı, 8.194,40 TL geçici iş gücü kaybı, 2.105,60 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 92.952,80 TL'nin 03.01.2018'den işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri
Davacı vekili itiraz dilekçesinde; davacının yaralanmasının başından olmadığını, kask takmamasının sonuca etkili olmadığını, müterafik kusur indirimi yapılmasının yerinde olmadığını belirterek, Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; davacının kazanın gerçekleşmesine sebep olan aracın maliki olduğunu, alacaklı borçlu sıfatı birleştiğinden davalının sorumlu olmadığını, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ile yapılması gerektiğini, kusur oranının tespiti gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, araç sürücüsü olarak görünen Ersin Sevinç'in motosikleti kullanan kişinin davacı olduğunu belirtmesi nedeniyle araç sürücüsünün tespit edilmesi gerektiğini, araç sürücüsünün davacı olması halinde davanın reddi gerektiğini, maluliyet raporunun usulüne uygun olarak düzenlenmediğini,
geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını, teminatı kapsamında olmadığını, vekalet ücretine tarifeye göre belirlenen ücretin 1/5'i oranında hükmedilmesi gerektiğini belirterek, Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, davalının geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden sorumlu olduğunu, kaza tarihi itibariyle tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre yapılması gerektiğinden bu yönde ek rapor alındığını, 10.05.2018 tarihli ek raporda yapılan hesaplamanın usulüne uygun olduğunu, davacının bacaklarında kırık olması nedeniyle kask takmama nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmasının yerinde olmadığını,
davacı ile araç sürücüsünün arkadaş oldukları, davacının menfaat karşılığında taşındığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilemediğini, nispi tam vekalet ücretine hükmedilmesinin uygun bulunduğu" gerekçesiyle, davacı vekilinin itirazının kabulüne, davalı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılarak esas hakkında yeni hüküm kurulmasına,
davanın kısmen kabulü ile 81.610,24 TL sürekli iş gücü kaybı, 10.243,22 TL geçici iş gücü kaybı, 2.631,90 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 94.485,36 TL'nin 03.01.2018'den işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 21.706,33 TL'lik istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kazaya karışan tescilsiz motosikletin sürücüsü ve malikinin kim olduğunun öncelikli olarak tespit edilmesi gerektiğini, davacının sürücü veya malik olması halinde tazminat talep edemeyeceğini, davacının Diyarbakır 8. İcra Müdürlüğü'nün 2017/1247-2018/2672 Esas sayılı dosyalarında borçlu olup hesaplanan tazminattan kurum alacağı takas mahsup edilmesini, aynı kazayla ilgili Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 2017.E.17736 sayılı dosyasında sigortasız araç sürücüsünün %50 kusuru üzerinden inceleme yapıldığını, kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılmasını, maluliyet raporunun usulüne uygun olarak düzenlenmediğini, vekalet ücretine tarifeye göre belirlenen ücretin 1/5'i oranında hükmedilmesi gerektiğini belirterek,
İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; sigortası bulunmayan tescilsiz motosikletin karıştığı kaza sonucu yolcu konumundaki davacının yaralanması nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 87, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 17 nci maddesi, ... Yönetmeliği 9 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza 17.07.2015 tarihinde meydana gelmiştir.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87 nci maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 51 inci maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir.
Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez.
Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Ancak yakın akrabaların ve eşin taşınmasında bir menfaatten söz edilemeyeceği için hatır için taşımadan da bahsedilemez.
Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir.
Somut olayda; davalı vekilince başvuruya cevap ve itiraz dilekçelerinde hatır için taşıma def’inde bulunulmuştur. Kaza nedeniyle yürütülen soruşturma aşamasında alınan ifadelere göre araç sürücüsü ile araçta yolcu olarak bulunan davacının arkadaş oldukları ve gezmek amaçlı araçta oldukları anlaşılmaktadır.
Davacının araçta yolcu olarak bulunduğu, sürücü ile davacının arkadaş oldukları sabit olup davacının bu taşıma için sürücüye ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı sigorta şirketinin süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 51 inci maddesi gereğince Dairenin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
4. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya yükletilmesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/580, K. 2024/1423, 12 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama