KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/5980 E., 2025/13719 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/434 D.İş - 2024/437 K.
- Sayısı
- 2024/İHK-26769
- Sayısı
- K-2024/127808
Karar Metni
857 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ZMSS poliçesi ile sigortaladığı aracın, müvekkilinin yolcu olduğu araca çarpması ile 23.05.2021 tarihinde iki taraflı yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının malul kaldığını, davalı tarafa başvuru yapıldığını beyanla belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş ve bedel artırım dilekçesiyle talebini 407.067,71 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafça cevap dikçesi ibraz edilmemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulüne ve 407.067,71 TL tazminatın 03.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve davacı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanmış olmasına, kusur raporunun oluşa uygun olmasına, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin kullanılması suretiyle yapılmasının Yargıtay içtihatları gereği olmasına göre davalının itirazının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, aktüerya raporunun hatalı olduğunu, bilinen dönem hesabında bir yılın 360 gün olarak alınması gerekirken 365 günün esas alınmasının hatalı olduğunu, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle yapılması gerektiğini, müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatından teminat dışı olması nedeniyle sorumlu olmadığını, bakıcı giderinin net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacının yolcu olduğu araca çarpması suretiyle meydana gelen iki taraflı trafik kazası sonucunda davacının yaralanıp malul kalması nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri istemine ilişkindir.
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda hükme esas alınan Dr. ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Birimince düzenlenen 19.01.2023 tarihli sağlık kurulu raporunda, davacının trafik kazası sonrası vücudunda oluşan kalıcı yara izleri (skar) nedeniyle meydana gelen yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezlik oranı %5 ve çiğneme fonksiyon bozukluğuna bağlı olarak %10 oranında olduğu ve balthazard hesaplama yöntemine göre toplamda %15 olarak hesaplanmış, Hakem Heyetince bu rapor hükme esas alınmıştır.
Söz konusu rapor kaza tarihinde geçerli olan Yönetmeliğe uygunsa da; raporu düzenleyen heyet içerisinde estetik cerrahi uzmanının bulunmaması ve ayrıca davacının vücudunda oluşan yara izlerinin yeri ve niteliği ile belirlenen maluliyet oranı göz önüne alındığında yönetmelikte belirlenen kriterleri karşılama hususunda tereddüt hasıl olmuştur.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacıda oluşan yara nedbesinin (skar) keloid veya hipertrofik skar niteliğinde olup olmadığı ve vücut yüzeyinin yüzde birinden fazla alanı kaplayıp kaplamadığı hususlarına dikkat edilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde içerisinde davacının arazları dikkate alınarak belirlenecek uzman doktorların (çene cerrahi uzmanı ve
plastik cerrahi uzmanı) da bulunduğu yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp (kararın davacı tarafından temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları da gözetilerek) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3- Hakem Heyetince hükme esas alınan aktüerya raporunda bir yıl 365 gün olarak kabul edilmiş olup; gerek öğretide ve gerekse uygulamada tazminat hesabında bir yıl 360 gün olarak kabul edilmekte ise de bu hesaplama tarzı ayların fiili sayılarına göre değil, her ayın 30 gün olarak kabul edilmiş olması esasına dayanmaktadır. Bu nedenle hükme esas alınan bilirkişi raporunda bir yılın 365 gün olarak esas alınması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/5980, K. 2025/13719, 7 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama