KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/7030 E., 2025/7346 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/555 E., 2023/1227 K.
Karar Metni
1.346 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... vekilleri ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde.
15.07.2009 tarihinde dava dışı ... tarafından kullanılan davacının yolcu olarak bulunduğu araç ile davalı ...'ın sahibi olduğu, diğer davalı ... şirketine sigortalı, davalı ...'ın kullandığı aracın karıştığı trafik kazası sonunda davacının yaralandığını, davalı ...'ın asli kusurlu olduğunu, davacının yaralanmasının yaşam fonksiyonlarını etkileyecek nitelikte olduğunu, davacının yüzde yirmi oranında iş gücü kaybının olduğunu, davacının Almanya'da yaşadığını, tedavi gördüğünü, çalışma saatlerinin yüzde yirmi engelli durumuna göre ayarlandığını, davacının yaralanması nedeni ile bir çok harcamasının olduğunu, bu nedenle tedavi gideri,
iş gücünün geçici ve sürekli kaybı ve ekonomik geleceğinin sarsılması nedeni ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 8.080,00 TL maddi tazminatın, davacının manevi zararı göz önünde bulundurularak 45.894,00 TL manevi tazminatın (davalı ... şirketi dışındaki davalılardan) müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ...Ş vekili ile davalı ... vekili; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 25.12.2013 tarih ve 2013/76 E.-2013/285 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, toplam 267.168,28 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 15.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraflardan davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydı ile, müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, toplam 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 15.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. A.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
I. Birinci Bozma Kararı
Mahkemece verilen 25.12.2013 tarih ve 2013/76 E.-2013/285 K. sayılı karar davacı vekili ile davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 16.12.20 15... /59 35... /14205 Karar sayılı ilamında özetle "...Somut olayda kaza, 15.07.2009 tarihinde gerçekleşmiş olup maluliyet oranının tespiti açısından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınmalıdır. Davacının trafik kazası nedeniyle işgücü kaybı oranının kesin olarak belirlenmesi için kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre ve yaralanması nedeniyle davacının tedavi süresince geçici işgöremezliğine ilişkin de rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır.” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
II. İkinci Bozma Kararı
Mahkemenin 15.05.2019 tarih ve 2016/279 E.-2019/205 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulüne, davalı ...Ş açısından konusuz kalma nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar açısından toplam 78.776,33 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat talebi bozmaya konu edilmediğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkemece verilen 15.05.2019 tarih ve 2016/279 E.-2019/205 K. sayılı karar davalılar ... ve ... vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 11.02.2021 tarih ve 2020/95 E.-2021/1207 K. sayılı bozma ilamında özetle; "... Bu durumda maluliyet oranı yönünden sadece davalı ... lehine ilk hükmün bozulduğu ve bozma ilamının kapsamı; davacı tarafın ilk hükmü bu yönden temyiz etmediği ve ilk hükme esas alınan 03.10.2012 tarihli hesap raporuna itirazının bulunmadığı; bu nedenle davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş, bilirkişiden ek rapor alınarak raporlar arasındaki çelişkileri de giderecek şekilde, %13 maluliyet oranına ve önceki rapor tarihindeki verilere göre hesaplamanın yapılması, daha sonra sigorta şirketi tarafından dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin tazminattan mahsup edilerek varsa eğer davacının bakiye zararına karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır." denilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulü ile; tarafların ilk hükümdeki kazanılmış hakları dikkate alındığında (261.010,82 TL-227.777,60 TL ve 18.09.2023 tarihli rapor uyarınca yapılan hesaplama dikkate alındığında sigorta şirketi tarafından fazladan yatırılan 2.222,40 TLnin mahsubu ile) sürekli iş göremezlik tazminatı olan 31.010,82 TL'nin olay tarihi olan 15.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydı ile davalı ...Ş ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya
verilmesine, sürekli iş göremezlik tazminatı olan 227.777,60 TL'nin davalı ... şirketi tarafından ödenmiş olması dikkate alındığında sigorta şirketine karşı bu miktar yönünden yöneltilen talepler hakkında dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, sürekli iş göremezlik tazminatı olan 227.777,60 TL'nin davalı ... şirketi tarafından ödenmiş olması dikkate alındığında bu miktar yönünden davalı ... ve ... karşı yöneltilen davanın reddine,
geçici iş göremezlik tazminatı olan 23.696,29 TL'nin davalı ... şirketi tarafından ödenmiş olması dikkate alındığında sigorta şirketine karşı bu miktar yönünden yöneltilen talepler hakkında dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, geçici iş göremezlik tazminatı olan 23.696,29 TL'nin davalı ... şirketi tarafından ödenmiş olması dikkate alındığında davalı ... ve ... karşı yöneltilen davanın reddine, davalı ... ve ...'a yöneltilen tedavi giderlerine yönelik talebin kabulü ile,
6.157,46 TL'nin olay tarihi olan 15.07.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve Olcaydan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebi bozmaya konu edilmediğinden bu talep yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde, müvekkili ...'ın davadan bilgisi olmadığını, raporlara ve ilk verilen karara tebligatlar muhtara yapıldığı için itiraz edemediğini, kesinleşmemiş hatalı bir rapor doğrultusunda Türkiye verilerine göre değil Alman verilerine göre düzenlenmiş iş kaybından kaynaklı raporun yok hükmünde olduğunu, tedavi giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğunu, vekalet ücretinin yanlış belirlendiğini, ıslah miktarı üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuken doğru olmadığını belirtmiştir.
Davacı vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde; davalı ...Ş'nin kaza tarihi itibariyle poliçe limitli ve sorumluluğu olan 150.000,00 TL’yi davacıya ödeyerek maddi tazminat sorumluluğundan kurtulduğunu, tazminat hesabının hatalı yapıldığını, sigorta şirketi lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, davalılardan ...'ın ilk bozma öncesi bilirkişi raporuna itiraz etmediğini ve 25.12.2013 tarihli mahkeme kararını da temyiz etmediğini, bu nedenle her iki Yargıtay bozma kararı da dikkate alınarak bu davalı yönünden, ( kazanılmış usuli hakları dikkate alınarak) ayrı bir sorumluluk hesabı yapılması gerektiğini,
kesinleşen adli tıp raporunda davacının maluliyet oranı %13,1 iken hesaplamanın %13 üzerinden yapılmasının hak kaybına neden olduğunu, verilen hükümlerde önceki Yargıtay ilamları ile bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler bulunduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile tedavi gideri talebine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesinin 2 nci fıkrasında, “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Söz konusu düzenleme, kamu düzenine ilişkindir.
Eldeki dosyada hüküm infazda tereddüt yaratacak şekilde kurulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/II maddesi; hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır.
Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalı ve tereddüt yaratıcı olmamalıdır.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır. Bu nedenle mahkemece infazı mümkün tereddüt hasıl olmayacak şekilde yeniden hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2.Bozma sebep ve şekline göre davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/7030, K. 2025/7346, 7 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama