KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/7541 E., 2024/7802 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/2220 E., 2022/2189 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/437 E., 2020/95 K.
Karar Metni
1.110 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, yeni hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ...'den alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğü'nün 2018/7543 E sayılı dosyası ile takip yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun acz halinde olduğunu, davalı ...'nin mal kaçırma gayesi ile adına kayıtlı gayrımenkulü davalı ...'ya devrettiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı tarafa usulüne uygun davetiye tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 106.03.2020 tarihli ve 2018/437 Esas ve 2020/95 Karar sayılı kararıyla; davacının iddiasının aksine tapudaki satış bedeli ile bilirkişilerce belirlenen bedel arasında fahiş fark olmadığı, satış işleminin takip ve çek keşide tarihinden önce olduğu, borcun doğumunun tanık beyanları ile ispat edilemediği anlaşıldığı gerekçesi ile davacının davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.12.2022 gün, 2020/2220 E- 2022/2189 K sayılı kararı ile; "dava konusu çekin keşidecisinin ... Petrol ... Şirketi, çeki imzalayan kişinin ise şirketin temsilcisi olan davalı ...' olduğu, davalı ...'nin takip konusu borçtan sorumluluğu, işbu şirketi temsilen vermiş olduğu çeklerin avalisti olmasından kaynaklanmakta olduğu,davalı borçlu ..., 31/09/2018 tarihinde yapılan hacizde, ... Petrol...
Firmasını 28.12.2017 tarihinde devrettiğini ifade ettiği, borçlu şirket adresinde, 24/07/2018 tarihinde yapılan hacizde ise borçlu şirketin, adresten 5-6 ay önce taşındığı, davacı vekilinin dilekçesinde bahsettiği ancak istinaf aşamasında sunulan 13/02/2018 tarihli ticaret sicil gazetesine göre adı geçen borçlu şirketin 28.12.2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında, Ali Duman'ın şirketi tek başına temsil ve ilzam etmek üzere yönetim kurulu üyesi olarak atandığı,
26/01/2018 tarihinden itibaren de şirketin tek pay sahibi olan Ali Duman üzerinden tek pay sahipli anonim şirket olarak faaliyetine devam edeceği, bu tarihlere bakıldığında, davalı borçlu şirketi temsilen ve çekleri avalist olarak imzalayan ...'nin, çek keşide tarihlerinden çok öncesinde, yani 28/12/2017 tarihi itibarıyla, şirketi temsil ve ilzama yetkisinin olmadığı, bir kimsenin şirketteki hissesini devrettikten ve temsil ve ilzama yetkisi olmadığı bir dönemde çek keşide etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu,
bu durum, esasen çeklerin ileri tarihli keşide edildiğinin karinesi niteliğinde olacağı, tanık ...'ın "... ... oradayken çekleri çıkardı verdi. Bu işleri idare eden kişi ile ben görüştüm evlerine bile gitmiştim. Adını hatırlayamıyorum.
Çekleri getirin paramızı ödeyin biz bu davadan vazgeçelim şekilde Mehmet bey ve ben birkaç kişi gitmiştik... ... ile ... önceden birkaç kez oturup kahve içmişliğimiz vardı" şeklindeki anlatımları da davaya konu çeklerin, daha önceden doğan alacağın ödenmesine mahsuben verildiğini kanıtladığını, tasarruf tarihi ile çeklerin keşide tarihi arasında kısa bir zaman dilimi de olduğu gözetildiğinde yukarıda sayılan olguların çeklerin tasarruf tarihinden önce olacak şekilde ileri tarihli düzenlenerek verildiğinin kabulü gerekeceği,
davalı borçlunun aciz halinden kısa bir süre önce tüm malvarlığını teşkil eden taşınmazını diğer davalıya devretmiş olması, mal kaçırma kastıyla hareket etmekte olduğunu gösterdiği, davacı tanık anlatımları ve davalı vekilinin cevap dilekçesinde tanışıklık durumunu inkar etmiş olmasına rağmen son duruşmada aksi yöndeki tarafların birbirlerini tanımadığını iddia etmediklerine dair beyanı tahtında, tarafların tanışık oldukları hatta 3. kişi konumundaki davalı ...'nın alacak borç ilişkisinin iç yüzünü bildiği,
dolayısıyla mal kaçırma kastıyla hareket edildiğini bilebilecek durumda olduğu" gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden hüküm tesisine davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, dava dışı ... Petrol şirketi ile ilgisi olmadığını, taşınmazın bedeli ödenerek satın alındığını, satış bedelinin 355.000 TL olarak ödendiğini, bedel farkının bulunmadığını, zorlama bir karar olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır.
Keza İİK.nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir.
Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince dava konusu gayrımenkulün tapuda gösterilen değeri ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında misli aşan farkın olmadığı, davanın dayanağı olan çekin keşide tarihinin dava konusu tasarruf tarihinden sonra düzenlenmiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davanın dayanağı olan çekin ileri tarihli düzenlenmiş olduğu, davalıların birbirini tanıdığını gerekçesiyle bahisle davanın kabulüne karar verilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesi incelendiğinde de davalı borçlu ile tanışıklık ilişkisi olduğu beyan edilmediği gibi dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden de davalılar arasında tanışıklık, arkadaşlık, akrabalık vs ilişkisi olduğu anlaşılamamaktadır.
Şu halde; mahkemece, öncelikle dava şartları yönünden dosyanın tartışılması, davanın dayanağı olan çekler ile ilgili borcun doğum tarihinin belirlenmesini teminen davalı borçlunun şirketine ait ticari defterlerin incelenmesi, dava şartları yönünden eksiklik bulunması halinde davanın reddine karar verilmesi, dava şartlarının mevcut olması halinde ise; İİK'nın 277, 278, 279, 280. maddeleri yönünden detaylı inceleme yapılıp anılan maddelerdeki iptal sebepleri değerlendirilerek gerekçeli hüküm kurulması, davalılar arasında mevcut olduğu iddia edilen ticari ilişkinin neye göre belirlendiğinin açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/7541, K. 2024/7802, 18 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama