KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/772 E., 2025/13042 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1179 E., 2023/1662 K.
Karar Metni
1.140 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yardım gönüllülerini taşıyan ... isimli gemi ile...'ye insani yardım götürmek amacıyla uluslararası sularda seyrederken İsrail Devleti silahlı güçleri tarafından uygulanan saldırı nedeniyle silahla yaralandığını, kötü muameleye ve psikolojik işkenceye maruz kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere 200,00 TL maddi tazminat ile 1.000.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile haksız saldırının kınanmasını, kararın yayınlanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hükmedilecek tazminat miktarının sebepsiz zenginleşmeye yol açmaması gerektiğini, yasal hasım konumunda olduklarından aleyhlerine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İsrail Devleti tarafından sadece insani sebeplerle hareket eden, silah bulundurmayan ve silahlı eylemde bulunmak gibi bir amaç da taşımayan kişilere yönelik, gereklilik ve ölçülülük ilkelerine aykırı biçimde müdahale edildiği, bu müdahalenin haksız fiil niteliğinde olduğu, hukuka uygun ve meşru kullanılmayan egemen güce dayalı davaya konu eylemlerin manevi tazminatı gerektirdiği, davacının olayda silahla yaralandığı, kötü muameleye maruz kaldığı,
manevi olarak zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline.
ATK 3. İhtisas Dairesi raporuna göre davacının sürekli maluliyetinin olmadığı, 24 ay geçici iş göremezliğinin bulunduğu, buna göre alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak 15.407,40 TL geçici iş göremezlik tazminatının 30.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline, sürekli iş göremezlik tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yaralanma şekli, olay tarihi, paranın satın alma gücü değerlendirildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik yönelik istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 150.000,00 TL manevi tazminat ile 15.407,40 TL geçici iş göremezlik tazminatının olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline, sürekli iş göremezlik tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İsrail Devletinin tüm dünyanın gözü önünde yapmış olduğu hukuk dışı muamele ve işkence nedeniyle hükmedilen manevi tazminatın yetersiz ve kabul edilemez miktarda olduğunu, müvekkilinin vücudunda halen kurşun bulunduğunu, sürekli maluliyet tazminat talebinin reddedilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, bu kurşunun yaşam fonksiyonlarını nasıl etkilediğine dair bir araştırma yapılmadığını, kararın hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ıslah için artırılan kısım için zamanaşımı süresinin dolduğunu, hükmedilen manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açacak miktarda olduğunu, olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; ...'ye insani yardım götürmek amacıyla yardım gönüllülerini taşıyan ... isimli gemide yolcu olarak bulunan davacının İsrail Devleti silahlı güçleri tarafından uygulanan saldırı nedeniyle silahla yaralandığı, kötü muameleye ve psikolojik işkenceye maruz kaldığı iddiası ile maddi ve manevi tazminat ile haksız saldırının kınanması, kararın yayınlanması talebine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; a. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi ya da üniversitelerin adli tıp bölüm başkanlıklarının, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01.06.2015 tarihinden sonra Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, davacının batın bölgesinden üç kurşunla yaralandığı, iki kurşun çıkarılmakla beraber 1 kurşunun halen çıkarılamadığı, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin davacı hakkındaki hükme esas alınan maluliyet raporunda silahla yaralamanın araz bırakmadan iyileştiğinin tespit edildiği aynı zamanda normal yolla çocuk yapma yetisinin mümkün olmadığının ifade edildiği, davacının içeride kalan kurşunun iç organlara zarar verip vermediği hususundaki itirazı üzerine aynı heyetten rapor alınmakla beraber itiraz yönünden üst kuruldan rapor alınmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece; olay tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun, muayeneli, dosyada mevcut maluliyet raporları da irdelenerek özellikle de içeride bulunan kurşunun davacının hayati fonksiyonlarına, iç organlarına etkisi bakımından denetime uygun olacak şekilde, davacının maluliyet oranının tespiti ve kaza ile illiyet bağının saptanması için Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
b. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi (6098 sayılı TBK 56) hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda; olayın oluş şekli, olay tarihi, davacının silahla yaralanması, maruz kaldığı hukuk dışı ve kötü muamele ile yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Davacı yararına daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/772, K. 2025/13042, 25 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama