KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2024/8107 E., 2024/11710 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/931 E. - 2024/1266 K.
- Hüküm/karar
- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne
- İlk derece mahkemesi
- Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/275 Esas - 2021/224 Karar
Karar Metni
862 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara karşı istinafa başvurulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinde davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kaldırılarak yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, Daire bozma ilamına karşı direnilmesine ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 27.08.2011 tarihinde davacının imam nikahlı eşinin kendi kusuruyla sebebiyet verdiği kaza sonucu vefat ettiğini, her ne kadar destek ile davacı arasında remi nikah söz konusu değilse de imam nikahlı eşinin destekten yoksun kalma tazminatı alma hakkının olduğunu, desteğin kullanmış olduğu olaya karışan aracın trafik poliçesinin davalı tarafından yapıldığını, dava tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ve nispetinde hükmedilecek tazminattan sorumlu olduğunu iddia ederek destekten yoksun kalan davacı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsili ile dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı, yetki ve husumet itirazı ile birlikte kazanın murisin kendi kusurundan kaynaklandığından dolayı davacıya ödeme yapılmayacağının bu nedenle davanın reddinin gerektiği aksi durumda da davacının imam nikahlı olduğunu ispatlaması gerektiğinin ayrıca poliçe limiti ile sorumlu olduklarını faizin dava tarihinden ve ıslah olur ise ıslahtan itibaren yasal faiz olarak talep edebileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.03.2021 tarihli 2016/275 Esas, 2021/224 sayılı kararı ile davacının desteğinin meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybetmesi nedeni destekten yoksun kaldığının belirlendiğini, desteğin kullandığı aracın zorunlu trafik sigortasının davalı şirket tarafından düzenlemesi nedeni ile sorumluluğunun doğduğunu açıklayarak davanın kabulü ile 200.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerinde Bölge Adliye Mahkemesinin 24.10.2022 tarihli 2021/1370 Esas, 2022/2003 Karar sayılı kararı ile kaza tarihi itibari ile henüz 15 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığını, davacının destek ile aralarında fiili ve düzenli bir birlikteliğin varlığının kabul edildiğini, desteğin kaza tarihinde annesinin hayatta olduğu anlaşılmakla, anne için pay ayrılmadan hazırlanan hesap raporunun hatalı olduğunu, davalının bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulü gerektiğini açıklayarak davalının istinaf başvurusunun kısmen kabul,
kısmen reddi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile 190.795,35 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.10.2022 tarihli 2021/1370 Esas, 2022/2003 Karar sayılı kararının süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece davacının desteğin nikahlı eşi olmaması nedeni ile desteklik durumunun bakiye ömür boyunca devam edeceği ihtimalinin zayıf olduğu, hesaplanan tazminattan hak ve adalete uygun bir indirim yapılmasının uygun olacağı gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile direnme kararı verilmiştir.
Vl. TEMYİZ
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından hak ve adalete uygun indirim yapılması gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacının desteğinin hayatını kaybetmesi nedeni ile doğan destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesinin birinci fıkrasında; “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.” düzenlemesi uyarınca meydana gelen kazada davacı ile birlikte yaşayan desteğin hayatını kaybettiği, desteğin davacıya fiili destek olduğu anlaşılmakla direnme kararı yerinde görülmüştür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/8107, K. 2024/11710, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama