İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /4. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 4. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/9384 K.2025/4857

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacının duruşma talebinin vazgeçme ve davalının duruşma talebinin miktar nedeniyle…

Esas2024/9384Karar2025/4857Tarih24 Mart 2025Okuma10 dk · 2.036 kelime

KÜNYE

4. Hukuk Dairesi 2024/9384 E., 2025/4857 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
24 Mart 2025
Mahkemesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
Sayısı
2024/875 E., 2024/1532 K.
İlk derece mahkemesi
Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2022/617 E., 2024/140 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.036 kelime·10 dk okuma·8 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacının duruşma talebinin vazgeçme ve davalının duruşma talebinin miktar nedeniyle reddine karar verildikten ve temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babası davalı ile dava dışı annesinin 10.08.2001 tarihinde evlendiklerini ve davacı müvekkilinin evlilik birliği içerisinde 28.04.2003 tarihinde doğduğunu, müvekkilinin annesi ve davalı babasının 14.10.2003 tarihinden itibaren fiilen ayrı yaşamaya başladıklarını, müvekkilinin anne ve davalı babasının ayrılık tarihinde 5,5 aylık olduğunu, davalının müvekkilini arayıp sormadığını, davalının müvekkilini ilk kez 5 yaşında iken gördüğünü, davalının müvekkili ile birebir ilgilenmediğini, davalı babanın müvekkilinin iyi ve kötü gününde yanında olmadığını,

davalının babalık sorumluluklarını yerine getirmediğini, nafaka yükümlülüğünü de ancak yargı kararıyla yerine getirdiğini, nafakanın dahi ancak icra yoluyla alınabildiğini, davacının annesinin, davalı babanın ilgisizliğinden dolayı davacının sosyal ve okul çevresinde yaşadığı zorluklar nedeniyle 2019 yılında velayet hakkına dayanarak çocuğun kendi soyadını kullanması talebiyle açtığı davanın kabul edildiğini, davalı tarafın ise bu aşamada soyadı değiştirildiği takdirde hem davalı hem de davalının babası dedenin vasiyatnameyle davacıyı mirastan ıskat edeceklerini ifade ederek davacıyı ve annesini tehdit ettiklerini,

bu durumun davalının kasten kişisel ilişki kurmadığının, bu tutumun kasten devam ettirildiğinin ifadesi olduğunu, davalar vesilesiyle davalının yeniden evlenip bir çocuğu olduğunun öğrenildiğini, davalı babanın davacıya bir kardeşi olduğunu da haber vermediğini ve iki kardeşin birbirini tanımasına dahi imkân tanımadığını, müvekkilinin tıp fakültesi öğrencisi olduğunu, müvekkilinin davalı babasının ilgisizliğinden dolayı sosyal ve okul çevresinde zorluklar yaşadığını, müvekkilinin davalı babasının ilgisizliğini anlayamadığını, davalının öz evladı ile yıllarca iletişim kurmayarak davacının kişilik haklarını kasten ihlâl ettiğini,

çocuğun gelişiminde rol üstlenmediğini, babalık yükümlülüklerini yerine getirmeyerek davacının maddi ve manevi varlığının korunması hakkını ve TMK'nın 324/1. maddesinde sayılan çocuğun eğitilmesi, yetiştirilmesine yönelik yükümlülüklerini ağır ihmal suretiyle ihlâl ettiğini belirterek TBK'nın 49 ve 58. maddeleri gereğince 2.000.000,00 TL manevi tazminatın müvekkilinin 18 yaşını doldurduğu tarihten (28.04.2021) itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının annesi ve müvekkilinin eski eşinin 2003 yılında evi terk ettiğini ve boşanma davası açıldığını, davacının annesi ve annesinin ailesinin evliliğin bitmemesi için çabalayan müvekkiline küfür ettiğini ve yumruk attığını, müvekkilinin Ankara'dan taşınmak zorunda kaldığını ve Samsun'a yerleştiğini, müvekkilinin davacının velayetini istediğini ancak yaşının küçük olması sebebiyle alamadığını, müvekkilinin eski eşinin ve ailesinin müvekkilinin davacı ile görüşmesine engel olduklarını, davacının soyadının mahkeme kararıyla değiştirildiğini, davacının davalı babanın soyadını reddettiğini,

müvekkilinin davacı ile yüz yüze ve telefon görüşme taleplerine davacının karşılık vermediğini, davacının babasını arayıp sormadığını, davacının annesi ve ailesinin tepki ve tehditleri nedeniyle müvekkili ile davacı arasında sağlıklı bir kişisel ilişkinin kurulamadığını, müvekkilinin bu hususta bir kusurunun bulunmadığını, çocuğun psikolojisinin etkilenmemesi için mümkün mertebe icra yoluyla çocuğu almadığını, telefonla görüşmeye annenin izin vermediğini, asıl mağdur olan kişinin davalı olduğunu, davacının annesinin iştirak davası açarak icra yoluyla nafaka almayı tercih ettiğini,

davacının en son Ankara 29. Aile Mahkemesinin 2021/267 esas sayılı dosyasında yardım nafakası talebinde bulunduğunu, 2021 yılından itibaren yardım nafakasının icra yoluyla davacıya eksiksiz ödendiğini, işbu davanın altındaki gerçek niyetin soyadı değişikliği davasında mirastan ıskat sebeplerinin gerçekleştiğinin ikaz edilmesi olduğunu, böyle bir vasiyetname yapılmış gibi algılayan davacı tarafın mirastan haksız olarak pay almaya çalıştığını, esasen davacının evlat olarak vazifelerini yerine getirmediğini, davacının açmış olduğu manevi tazminat davasının şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, baba sevgisi ve desteğinden yoksun büyüdüğü, davalı babanın, davacının gelişimi için manevi katkıda bulunmadığı, davacı müşterek çocuğun, davalı babanın ilgisizliği nedeni ile manevi zarara uğradığı,

bu şekilde manevi tazminat şartlarının olayda oluştuğu, davacının uğramış olduğu acı, elem ve ızdırabın yoğunluğu, tazminatın zenginleşme amacı olmaması ancak yaşanan acı elem ve ızdırabın bir nebze olsun tatmini bakımından olayın vahameti ve hak ve nesafet kuralları çerçevesinde tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının gözetildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının davacının annesi olan eski eşinden ayrı yaşamaya başladıktan sonraki aşamada çocuğu olan davacı ile yeterli düzeyde ilgilenmediği ve bu durumun davacının ruhsal durumunu olumsuz etkilediği, davacının ruhsal uyum ve dengesini sarstığı gibi kişisel değerlerinde eksilme duygusu yaşamasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından bu durumdan davacının öz babası olan davalının sorumlu tutulması gerektiği kabul edilerek davacı yararına manevi tazminat koşullarının oluştuğuna ilişkin kabulün isabetli olduğu,

davalı tarafça dosyaya sunulan delil ve fotoğraf ve tanık beyanlarından, davalının davacı oğlu ile belirli bir yaş aralığı ile sınırlı olacak şekilde kişisel ilişki kurduğunun anlaşıldığı, davalının, davacının annesi ve annesinin ailesi ile yaşadığını iddia ettiği olayların davanın esasına etkili görülmediği,

davalının savunmasında davacının annesi ve annesinin ailesine yönelik ileri sürdüğü iddiaların davalının davacıya yönelik babası olmasından kaynaklanan görev ve sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağı, öte yandan, davalının davacıya yönelik babalık görev ve sorumlulukları salt nafaka ödeme yükümlülüğüne indirgenemeyeceğinden, davalının davacıya yönelik iştirak ve sonrasında yardım nafakası ödemesinin eldeki davanın esasına etkili görülmediği, dosya kapsamı itibariyle, davacının davalı ile kişisel ilişki kurmak istemediğine (davacının kişisel kusuruna) ilişkin inandırıcı delil elde edilemediği,

davacının, davalı ve davalının ailesi ile kişisel ilişki kurduğu dönemlerde mutlu ve huzurlu olduğunun davalı tarafın da kabulünde olduğu, bu kapsamda, eldeki davanın TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesine aykırı olduğuna ve eldeki davada hukuki yarar bulunmadığına yönelik istinaf itirazlarının da yerinde görülmediği, davacının, dava dışı annesinin soyadını kullanmasının yasal bir hak niteliğinde olduğu,

davalının babalık görev ve sorumluluklarını ihlal ettiği dönemin uzunluğu, tarafların sıfatı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü ile manevi tazminat adı altında hükmedilecek paranın, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olması gerektiği yönündeki ilke birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince hükmedilen manevi tazminat tutarının az olduğu, daha yüksek düzeyde tazminat takdir edilmesi gerektiği, dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinde hukuka aykırı yön bulunmadığı, davalının vekalet ücretine ilişkin itirazı yönünden yapılan incelemede;

davanın kısmen reddine karar verildiği göz önüne alındığında davalı lehine, davacı lehine verilen vekalet ücretini aşmayacak şekilde vekalet ücretine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 500.000,00 TL manevi tazminatın 26.12.2022 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, davalının davacıyı tüm çocukluğu boyunca yok saydığını, çocuğun babasıyla düzenli kişisel ilişki kurma hakkını, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını ihlâl ettiğini, ne evlendiği ne de yeni eşinden bir çocuğu olduğundan haberdar etmediğini, vasiyetname yaparak oğlunu mirasından ıskat ettiğini belirtmek suretiyle psikolojik şiddet uygulamaya devam etmesinin evladının maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını bir kez daha ihlâl ettiğini,

davalının nafaka yükümlülüğünü dahi icra yoluyla yerine getirdiğini, hükmedilen tazminat tutarının davalı babanın kusurunun ağırlığına uygun olmadığını, kişisel ilişki kurmaktan kaçınmasının ağır bir kusur olduğunu beyan etmektedir.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının annesi ve annesinin ailesinin davalıyla davacının kişisel görüşme hakkının engellendiğini, baba oğul arasında telefon görüşmesine dahi izin verilmediğini, somut olayda davalının herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacının davalıyla ilişki kurmadığını, davacının soyadını reddetmesinin kararda yasal bir hak olarak değerlendirildiğini, bu durumun yanlış yorumlandığını, davacının esasen davalının soyadını bile taşımak istemediğini, davacının soyadını değiştirmesinin küçük yaşından beri annesi tarafından empoze edildiğini, davalının Ankara'dan taşınmak zorunda kaldığını,

mahkemenin velayeti anneye verdiğini, davacının annesi ve annesinin ailesinin tehditleri nedeniyle davacıyla sağlıklı bir kişisel ilişki kurulamadığını, davacının psikolojisinin etkilenmemesi için icra yoluyla çocuğun alınmadığını, davacının davalı babası ve babasının yakınlarını arayıp sormadığını, davacıya yıllardır iştirak nafakası ve 2021 yılından itibaren de yardım nafakası ödediğini, bu nedenle işbu davanın açılmasında davacının hukuki yararı da bulunmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, davalı babanın davacı çocuğa karşı 5,5 aylıkken eşiyle boşanması sonrası sürekli şekilde ilgisizliği, çocuğun ruhsal durumunun olumsuz etkilenmesi nedeniyle manevi tazminat talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. 1-Bölge Adliye Mahkemesince, davalının davacının annesi olan eski eşinden ayrı yaşamaya başladıktan sonraki aşamada çocuğu olan davacı ile yeterli düzeyde ilgilenmemesinin davacının ruhsal durumunu olumsuz etkilediği, davacının davalı babanın ilgisizliği nedeniyle manevi zarara uğradığı gerekçesiyle davacı yararına manevi tazminata hükmedilmiştir.

Öncelikle manevi tazminat talebinin niteliğine değinmekte fayda bulunmaktadır.

Manevi tazminat, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesidir. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan, acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir.

Kanun koyucu önce Anayasanın 5, 12, 17, 20 ve 26. maddelerinde kişilik değerlerinin önemini esas alarak bunların gelişmesini, ihlâl fiillerine karşı korunmasını garanti altına almış, sonra da TMK ve özellikle de TBK'da manevi tazminatı çeşitli maddelerde düzenlemiştir.

TMK'nın 25/3. maddesi manevi tazminat davası açma hakkını saklı tutmuştur. Buna göre manevi tazminat davası açılacak haller TMK m. 26, 121, 158/2 ve TBK m. 56'da özel olarak sayılmıştır. Ancak TBK m. 58, bu özel hâller dışında, manevi tazminatla ilgili diğer bir hükmü içermektedir. Bu maddeye göre, kişilik hakkı (kişilik değerleri) hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat olarak bir miktar para ödenmesini isteyebilir.

Bu madde, genel bir hüküm niteliğinde olup bununla Medeni Kanun ve Borçlar Kanununda özel bir düzenlemeyle koruma altına alınmış kişilik değerleri dışındaki kişilik değerlerinin ihlâl edilmesi halinde, zarar gören manevi tazminat davası açabilir. Bu niteliğiyle TBK m. 58, kişilik hakkını koruyan genel bir sorumluluk normudur. Özel hüküm olmadığı yerde TBK m. 58 uygulanır.

TMK’nın 24. ve TBK’nın 58. maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Tekniğin gelişimi ve yaşam koşullarına göre belirlenmiş varlıklar, açıklanan olgularla çevrelendirildiğinde, davaya konu olayın bu çerçeve dışında kalması durumunda manevi tazminat isteği reddedilmelidir.

Manevi tazminat talebi için aranan şartlardan ilki, bir kimsenin kişilik hakkına hukuka aykırı bir tecavüz (saldırı) bulunmasıdır. Manevi tazminat davası, kişiliğe hukuka aykırı tecavüzden doğan manevi zarardan sorumlu olan kişiye veya kişilere karşı açılabilir. TBK m. 58 manevi tazminat davasının şartları arasında zarar verenin kusurundan söz etmemektedir. Ancak kanun koyucu TBK m. 58'de kusur öngörmüş olmamakla, kusursuz sorumluluk hali getirmiş değildir.

Haksız fiilin genel şartları TBK m. 49'da düzenlenmiş olup bu şartlar arasında kusur koşulu da öngörülmüş bulunmaktadır. TBK m. 58'de, kusur sorumluluğunu düzenleyen TBK m. 49'un bir devamı olduğu için mevcut olanı tekrarlamamak amacıyla kusur içermemektedir. Davacı, kişilik hakkına yönelik hukuka aykırı tecavüzü, manevi zararını, tecavüzle manevi zararı arasındaki uygun nedensellik bağını, davalının kusurunu ispatla yükümlüdür.

Somut olay incelendiğinde; davacının velayeti, boşanma kararının ardından annesine verilmiş, davalı, davacıya reşit oluncaya kadar iştirak nafakası, reşit olduktan sonra ise yardım nafakası ödemekle yükümlü kılınmıştır. Bu anlamda bakım borcu davalı tarafından yerine getirilmiştir. Dosya kapsamında davalı babanın çocuğu olan davacının kişilik değerlerine yönelik hukuka aykırı bir davranışta bulunduğuna ilişkin somut bir delil bulunmamaktadır.

Davalı ve davacı arasında fiili olarak duygusal ve kişisel bir ilişkinin tesis edilememesi, davalı babanın çocuğuna karşı ilgisiz kalması ise duygusal ve ahlaki değerlerle ilgili olup manevi tazminat gerektiren durumlardan değildir. Dolayısıyla her üzüntü veren olayın manevi tazminat isteme hakkı kazandırmayacağı açık olup dosya kapsamında manevi tazminat koşulları oluşmamıştır.

Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince; yukarıda açıklanan yönler gözetilerek manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI. KARAR

1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

SONUÇ / HÜKÜM

2.Yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacı ve davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/9384, K. 2025/4857, 24 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. V. Temyiz
  8. A. Temyiz Sebepleri
  9. B. Değerlendirme ve Gerekçe
  10. VI. Karar
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/9384
Karar No
2025/4857
Tarih
24 Mart 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/9387 K.2025/3650
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2024/9387 K.2025/3717
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2024/9389 K.2025/3715
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2024/9399 K.2025/3416
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2024/9408 K.2025/7792
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2024/9417 K.2025/3278

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.