KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2025/11709 E., 2025/15330 K.·İlk Derece
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1292 E., 2025/1274 K.
- Mahkemesi
- Savaştepe Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/85 E., 2024/44 K.
Karar Metni
942 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde.
10.06.2023 tarihinde saat 23.45 sıralarında müvekkilinin aracı ile .. ilçesi .. köyü mevkiinde davalı şirketçe işletilen otoyolda, .. istikametinden .. istikametine seyir halindeyken yolda bulunan çadıra çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağında kazanın oluşumunda davalı şirketin kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kazaya davalı şirketin bakım, onarım ve denetim yükümlülüğü bulunan otoyolda bulunan çadırın sebep olduğunu, davalı şirketin sorumluluğunda bulunan otoyolda,
gece saatinde sahipsiz çadırın davalı şirket yetkililerince müdahale edilmeksizin yol üzerinde bırakılması/kaldırılmaması nedeniyle müvekkilinin aracında hasar ve değer kaybı meydana geldiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL hasar tazminatı ve 100,00 TL değer kaybı olmak üzere toplam 200,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın gerçek kişi olması nedeniyle müvekkili ile davacı taraf arasındaki ilişkinin tüketici hukuku kapsamında hizmet satımı olduğunu, meydana gelen uyuşmazlığın çözümünde tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davaya konu olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73/A maddesine göre tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin bir haftalık kesin süre içerisinde mahkeme dosyasına sunulması, sunulmadığı takdirde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedileceğinin hüküm altına alındığı, mahkemece davanın Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla görülmeye başlandığı,
yazılı yargılama usulünün uygulandığı, dilekçeler aşamasının tamamlandığı, tarafların usulüne uygun olarak ön inceleme duruşmasına davet edildiği, yargılama esnasında görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunun anlaşıldığı, ancak .. ilçesinde müstakil tüketici mahkemesi bulunmadığından görevsizlik kararı verilemeyeceğinden tüketici mahkemesi sıfatıyla yargılamaya devam edildiği, davacı tarafa anılan Kanun hükmü gereği arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya sunulması için kesin süre içeren yasal ihtarat yapıldığı,
ancak davacı vekilinin ilgili tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğini süresi içinde dosyaya sunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından açılan davanın tüketici mahkemesinin görev alanı içerisinde kaldığı, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73/A maddesi ile tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edildiği, bu durumda dosyanın görevsiz mahkemeden görevli mahkeme gönderilmiş olması ya da görevli mahkeme sıfatıyla bakmaya devam edilmesinin davanın açılış tarihini değiştirmeyeceği, arabuluculuk dava şartının, dava açılmadan önce yerine getirilmesi gerekli bir dava şartı olduğu,
yargılama sırasında tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı, davacı tarafça görevsizlik kararı verilmesinden sonra mahkemece arabuluculuk son tutanağının ibrazı için verilen bir haftalık kesin süre içerisinde arabuluculuk yoluna başvurulmuş olması halinde dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartının yerine getirilmiş olduğundan söz edilemeyeceği, davanın arabulucululuk dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; uyuşmazlığın, arabuluculuk şartının tamamlanabilir bir usul şartı olup olmadığı noktasında toplandığını, arabuluculuğun dava açmak için değil davanın esasına girebilmek için bir dava şartı olduğunu, somut davada usul ekonomisine uygun olarak görevli mahkemece işin esasına girilmeden dava şartının yerine getirildiğini, İlk Derece Mahkemesince;
yapılan yargılamada her ne kadar arabuluculuk son tutanağının aslının bir haftalık kesin süre içerisinde sunulmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, mahkemece davanın tüketici mahkemesinde bakılması kararı kesinleşmeden verilen kesin sürenin hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, müvekkili tarafından verilen sürede arabuluculuk faaliyetine başlandığını, ancak müvekkilinin elinde olmayan sebeple görüşmelerin bu bir haftalık süreçte sonuçlandırılamadığını, müvekkilinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek arabuluculuk faaliyetine başladığını,
bu sebeple aynı mahkemede yargılama devam edeceğinden ve görevsizlik kararı verilmediğinden arabuluculuk faaliyeti için yeterli süre bulunmadan verilen kesin hükmün sonuç doğuramayacağını, arabuluculuk süreci sonuçlandıktan sonra ancak tutanağın ibrazı için kesin süre verilmesinin yasanın hükmüne uygun düşmekte olduğunu, ilgili Yargıtay kararlarına göre dava şartı olarak arabuluculukta zorunlu unsurun arabuluculuğa başvurmak olduğunun belirtilmiş olduğunu, müvekkilinin de verilen sürede arabuluculuk faaliyetine başladığını, müvekkilinin kesin süre içerisinde üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini,
yine arabulucunun bu bir haftalık sürede görüşmeleri sonlandıramamasının ve arabulucunun sorumluluğunu yerine getirmemiş olması sebebiyle arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğini kabul etmenin Kanun’da öngörülmeyen bir yükümlülüğün sonuçlarından başvuran tarafın sorumlu tutulması anlamına geleceğini, böyle bir kabul şeklinin başvuranın hak aramasını aşırı derecede zorlaştıracağını ve hakkın özüne zarar vereceğinin açık olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı şirketin bakım, onarım ve denetim yükümlülüğü bulunan yola bırakılan eşya nedeniyle meydana gelen trafik kazasında davacının aracının hasar görmesi sonucu talep edilen araç hasar bedel ve değer kaybı tazminatı istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/11709, K. 2025/15330, 17 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama