KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2025/12411 E., 2025/16813 K.·Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/1 E.- 2024/1 K.
- Sayısı
- 2023/İHK-59721
- Sayısı
- K-2023/361708
Karar Metni
762 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının yolcu olduğu araç ile davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın 27.03.2022 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; eksik evrakla başvuru nedeniyle usulden red kararı verilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, hesaplamada TRH-2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faizin esas alınması gerektiğini, faiz talebinin yersiz olduğunu, kusur konusunda rapor alınması gerektiğini, emniyet kemeri takmamaktan kaynaklı müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının yolcu olduğu araçta istiap haddinin aşıldığını, kabul anlamına gelmemek üzere ancak dava tarihinden itibaren ve yasal faize hükmedilebileceğini, davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından sunulan 16.01.2023 tarihli maluliyet raporu ile davalı tarafından sunulan tıbbi mütalaa arasında çelişki oluştuğu, bu nedenle sağlık kurulu raporu alındığı, alınan kök ve ek sağlık kurulu raporuna göre davacıda %0 oranında sürekli maluliyet olduğunun oy çokluğu ile raporda belirtildiği, davacının talebinin sürekli iş göremezlik tazminatı olduğu gerekçesiyle başvurunun reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin itiraz başvurusunda bulunması üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından alınan sağlık kurulu raporunun oy çokluğu ile verilmiş olması, davacının kalıcı maluliyet durumunun netleşmesi gerektiği, dosyanın muhteviyatı gereği uyuşmazlığın tahkim yargılama süresinde çözümlenmesinin mümkün olmaması gibi hususlar dikkate alındığında genel yetkili mahkemeler tarafından çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle dosyadan el çekilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; el çekme kararının hatalı olduğunu, hakem heyetinin dosyayı inceleme süresinin sona ermediğini, tarafların muvafakati alınarak karar verme süresinin uzayabileceğini, ancak böyle bir yol izlenmediğini, dosyada bulunan maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının yolcu olduğu araç ile davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının tazminat talebine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata yapılması gerekir.
Somut olayda, davacı tarafından sunulan ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD tarafından düzenlenen 16.01.2023 tarihli sağlık kurulu raporunda kaza nedeniyle meydana gelen yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezlik oranının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre toplam %11 olarak hesaplandığı, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından da sağlık kurulu raporu alındığı, adli tıp uzmanı, fizik tedavi ve rehabilitasyon doktoru ve ortopedi ve travmatoloji doktorundan alınan 22.10.2023 tarihli rapora göre ise davacının kazadan kaynaklı sürekli maluliyet oranının %0 olduğu, hakem heyeti tarafından %0 sürekli maluliyetin esas alınarak sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinde, davacının kazadan kaynaklı sürekli maluliyet oranının belirlendiği 16.01.2023 tarihli maluliyet raporu (%11) ile hakem heyeti tarafından alınan 22.10.2023 tarihli maluliyet raporu (%0) arasında bu haliyle farklılık mevcut olup olay tarihi olan 27.03.2022 tarihi itibariyle uygulanması gereken yönetmelik Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik olmakla birlikte dosyada aynı mevzuata göre düzenlenen ve birbiri ile çelişen iki ayrı maluliyet raporu bulunmaktadır.
Şu halde, davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) yeni bir heyetten kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve bizzat muayene edilmek suretiyle dosyada bulunan raporların da irdelenmesi ve çelişkiler giderilerek maluliyetin tespiti için yerleşim yerine en yakın üniversite adli tıp anabilim dalı başkanlığından yeniden maluliyet raporu alınarak sonuca gidilmesi gerekirken, maluliyet oranları arasındaki çelişki giderilmeden sonuca gidilmesinin isabetli olmadığı anlaşılmış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/12411, K. 2025/16813, 16 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama