KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2025/14952 E., 2025/17113 K.·Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/167-2022/133
- Sayısı
- 2022/İHK-6755
- Sayısı
- K-2021/175361
Karar Metni
1.423 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde.
04.08.2018 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki kamyonet, davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı otomobil ve dava dışı iki otomobilin daha karıştığı zincirleme trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 5.100,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş;
talep artırım dilekçesiyle sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin talebini 74.559,85 TL, geçici bakıcı gideri tazminatına ilişkin talebini 2.137,49 TL olmak üzere toplam talebini 76.697,34 TL'ye yükseltmiş, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusur raporu alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun kabulü ile 74.559,85 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 2.137,49 TL geçici bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 76.697,34 TL tazminatın 07.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda pasif döneme ilişkin sürenin eksik olduğu, eksik sürenin eklenmesi sonucu toplam tazminat miktarının 87.144,67 TL olacağı, ancak davacı vekili tarafından talep edilen toplam miktarın 76.697,35 TL olması nedeniyle taleple bağlılık ilkesi gereği itiraza konu kararın kaldırılmasına karar verilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kabulüne, fakat taleple bağlılık ilkesi gereği itiraza konu kararın kaldırılmasına yer olmadığına, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde.
12.11.2021 tarihli aktüer ilirkişi raporunda davacının pasif dönem tazminatı hesaplanırken maddi hataya düşüldüğünü, davacının rapor tarihi itibari ile yuvarlama sonucunda 49 yaşında olduğunu, bu doğrultuda davacının tahmini ölüm yaşının 75,67 olduğunu, pasif dönem hesaplanırken tahmini ölüm yaşından emekli olacağı varsayılan yaş çıkartıldığında davacının pasif döneminin 15,67 yıl çıktığını, (75,67-60=15,67), ancak raporda davacının pasif dönem süresinin 12,22 yıl olarak esas alındığını, raporda 12,22 yıl olarak yapılan hesaplamanın ne olduğuna dair hiçbir açıklama yapılmadığını,
bu doğrultuda alınan ek aktüer bilirkişi raporunda ise TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faiz hesaplanırken uygulanan yöntemin uygulandığını, ancak gerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti ara kararında gerekse aktüer bilirkişi raporunda progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasının öngörüldüğünü, ancak bilirkişi raporunda aktif dönem için olması gerektiği gibi progresif rant yöntemi uygulansa da pasif dönemin açıkça hatalı olduğunu, progresif rantın bilindiği üzere yaş aralığının katsayı olarak hesaplamaya esas alınması olduğunu, bu doğrultuda bilirkişi raporunda maddi hataya düşüldüğünü,
bu nedenle davacının pasif dönem tazminatının düşük hesaplandığını, davacı vekili tarafından rapora itiraz edildiğini, hatanın düzeltilerek yeniden hüküm kurulması gerektiğini, söz konusu aktüer bilirkişi raporunda aktif dönem için progresif rant yönteminin kullanılmasının doğru olduğunu, ancak pasif dönemde kullanılan yöntemin hatalı olduğunu, tazminatın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplanması gerektiğini, %1,8 teknik faize göre yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu,
davacı vekili tarafından Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan 12.11.2021 tarihli aktüer bilirkişi raporundaki maddi hataya itiraz edildiğini, söz konusu rapora itiraz edilmesine rağmen rapordaki maddi hatanın düzeltilmediğini, İtiraz Hakem Heyetince, davacı vekilinin Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı itirazlarının haklı bulunmuş olmasına rağmen ek aktüer bilirkişi raporu alınmaksızın karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itirazlarının haklı bulunduğunu,
ancak taleple bağılık ilkesi gereği ek aktüer bilirkişi raporu alınmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazlarının reddine karar verildiğini, davanın belirsiz alacak davası olduğu hususunun gözden kaçırıldığını, davacı vekili tarafından hak kaybı yaşanmaması adına ıslah hakkı saklı tutularak talep artırım dilekçesi sunulduğunu, bu çerçevede itirazları doğrultusunda ek aktüer bilirkişi raporu alınması ve ek rapor doğrultusunda ıslah dilekçesi sunmaları için imkan tanınması gerektiğini beyan etmektedir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kusur oranının ve maluliyet raporunun hatalı olduğunu, progresif rant yöntemi ve %0 teknik faize göre yapılan tazminat hesabının hatalı olduğunu, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmadığını, davalının geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri tazminatından poliçe teminatı kapsamında sorumlu olmadığını, davacı lehine 1/5 oranında nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücünün uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkindir.
1.Dosyanın incelenmesinden; kaza tarihinde dava dışı birinci otomobil sürücüsünün havanın yağışlı, yolun kaygan olması sebebiyle direksiyon hakimiyetini kaybettiği ve yolun sağındaki bariyerlere çarparak durduğu, arkadan gelen dava dışı ikinci otomobilin de bu duran araca arkadan çarptığı, davacının sevk ve idaresindeki kamyoneti ile ikinci otomobile arkadan çarptığı, davalıya sigortalı üçüncü otomobilin de davacının kamyonetine arkadan çarptığı, davaya konu zincirleme trafik kazasının bu şekilde meydana geldiğ; kolluk görevlilerince düzenlenen kaza tespit tutanağında dört sürücüye de kusur izafe edildiği,
asli ve tali kusur ayrımı yapılmadığı, birinci ve ikinci otomobilin sürücülerinin her ikisinin de 2918 sayılı KTK'nun 52/1-b maddesi uyarınca, hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak kuralını ihlal etmeleri sebebiyle kusurlu oldukları, davacı sürücünün ve davalıya sigortalı otomobilin sürücüsünün her ikisinin de 2918 sayılı KTK'nun 52/1-c maddesi uyarınca, diğer bir aracı izlerken güvenli bir mesafe bırakmak kuralını ihlal etmeleri sebebiyle kusurlu oldukları şeklinde kaza tespit tutanağının kayıt altına alındığı;
eldeki dosyada Uyuşmazlık Hakem Heyetince Karayolları Genel Müdürlüğünden emekli trafik şube müdürü yardımcısı makine mühendisi bilirkişiden alınan 12.11.2021 tarihli kusur bilirkişi kök raporunda, davacının yaralanmasına sebep olan trafik kazasında kazaya karışan ilk iki otomobilin sürücüsünün kusurunun olmadığı, davacının kendi yaralanmasında kusurunun bulunmadığı, davalıya sigortalı otomobilin ise davacının yaralanmasında %100 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı;
davalı vekilinin rapora itiraz etmesi üzerine aynı bilirkişiden alınan 18.11.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda kök raporda değişiklik olmadığı yönünde görüş bildirildiği, söz konusu rapor hakem heyetince benimsenerek %100 kusura göre karar verildiği, davalı vekilinin kusura ilişkin itirazlarının İtiraz Hakem Heyetince reddine karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından kusur oranı bakımından temyiz edildiği görülmüştür.
Somut olayda; davacı sürücü, davalıya sigortalı otomobil ve davadışı iki otomobilin karıştığı zincirleme trafik kazası sonucu davacı yaralanmış, kaza tespit tutanağında kazaya karışan dört sürücüye birden kusur izafe edilmiş, dosya kapsamında alınan kusur bilirkişi raporunda ise davacının yaralanmasına sebep olan kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı aracın sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmış, davacı sürücü ve kazaya karışan diğer iki aracın sürücüsünün kusursuz olduğu yönünde görüş bildirilmiş olup, trafik kazası tespit tutanağı ile kusur bilirkişi raporu arasındaki açık çelişki giderilmeksizin hüküm tesis edilmiştir.
Sonuç itibariyle, davacının yaralanmasına sebep olayın trafik kazasının meydana geliş şekli, tarafların kusur durumu bakımından kaza tespit tutanağı ve hükme esas alınan kusur bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler üzerinden giderilmesinin mümkün olmadığı, ceza soruşturmasında yapılan tahkikatın kazanın nasıl meydana geldiğini aydınlatacak yeterlilikte olmadığı, nitekim ceza soruşturma dosyasında kusur bilirkişi raporu alınmadığı ve şikayet yokluğu nedeniyle tüm sürücüler hakkında takipsizlik kararı verildiği,
kazanın meydana geliş şeklinin ve tarafların kusur durumunun ancak genel yetkili mahkemelerce davaya konu kazanın meydana geldiği yerde keşif icra edilerek ve gerekirse tanık beyanları da dinlenerek açıklığa kavuşturulabileceği anlaşılmakla, dosyadaki delillerin davacının iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
Şu durumda, davalıya sigortalı aracın sürücüsünün davacının yaralanmasına sebep olan davaya konu trafik kazasının meydana gelmesindeki kusur oranı eldeki dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile sabit olmayıp, taraflara tüm delillerini sunma imkanı verilmesi ve bu delillerin değerlendirilmesi gerektiğinden, yeterli delil toplanmadan dosyadaki mevcut bilgi ve belgelere göre verilecek kararın adil yargılanma hakkına aykırı olacağı da gözetilmek suretiyle, belirtilen tüm bu işlemlerin genel yetkili mahkemeler huzurunda gerçekleştirilebilmesi için, dosyadan el çekilmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulması gerekmiştir.
2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/14952, K. 2025/17113, 22 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama