KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2025/3540 E., 2025/9159 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/590 Değişik İş-2022/590 Karar
Karar Metni
1.061 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; sürücü olan müvekkili ile davalıya sigortalı araç sürücüsünün 28.07.2016 tarihinde yaptığı kazada davacının %26 oranında malul kaldığı, belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davada 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; usule uygun başvuru yapılmadığını, usulden ret kararı verilmesi gerektiğini, davacının Adıyaman 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/117 Esas sayılı dosyası ile davalının içinde bulunduğu muhtelif davalılar aleyhine tazminat istemli dava açtığı, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiğini, artık davalı aleyhine aynı konuya ilişkin başvuruda bulunulamayacağını, maluliyet raporunun usule uygun olmadığını,
Adıyaman 3 Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/117 E sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Raporunda davacının maluliyetinin %0 olduğu tespitinin yapıldığı bu nedenle de başvurunun reddi gerektiğini, kaza sırasında davacının kaskı olmadığı bu nedenle müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faiz yönteminin kullanılmasını, temerrüte düşmediklerini, vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile motosiklet sürücüsü davacı ile davalıya sigortalı araç sürücüsü arasında 28.07.2016 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile davacının malul kaldığını beyan ederek tazminat isteminde bulunduğu, davalının Adıyaman 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/117 Esas sayılı dosyasından alınan maluliyet raporunda davacının maluliyetinin %0 olarak belirlendiğini ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, ancak bu raporun dosyaya ibraz edilmediği ve dosyanın aktüer bilirkişiye verildiği ve davacının talebini 310.000,00 TL olarak artırdığı,
sonrasında Adli Tıp Raporunun dosyaya kazandırıldığı ve başvuranın iyileşmesi nedeni ile maluliyeti bulunmadığının belirlendiği, davacının maluliyetinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile. Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına davacı vekilinin itiraz ettiği, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın 21 Uzman hekimi tarafından düzenlenen Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Karar No: 13.02.2020/236 sayılı raporda başvuranın kaza nedeniyle yaralanmasına bağlı maluliyetinin iyileşme nedeni ile oluşmadığının belirlendiği, ...
Üniversitesi tarafından düzenlenen rapor da başvuran tarafından Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporun heyete gösterilmeyerek tartışılmadığı, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 21 Uzman hekimi tarafından düzenlenen rapora dayanılmak suretiyle sürekli maluliyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacının itirazının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosyaya sundukları raporun usule uygun olduğu, ortada kesinleşmiş mahkeme kararının olmadığı, iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 28.07.2016 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 28.07.2016 tarihinde meydana gelmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; dosya içerisinde bulunan ve davacı tarafından sunulan ...
Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalının 30.06.2021 tarihli raporu ile kaza tarihinde geçerli olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca davacının %26 oranında maluliyetinin olduğu belirtilirken, aynı kazaya ilişkin olarak davacının maddi tazminat talebi nedeni ile Adıyaman 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/117 Esas sayılı dosyasından ikame ettiği davada,
yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu 2 İhtisas Dairesinden alınan 30.10.2019 tarihli rapor ile 13.02.2020 tarihli Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan alınan raporda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının araz bırakmadan iyileştiği, 9 ay iyileşme süresinin olduğu yönünde rapor verilmiş, davacı vekilinin 25.03.2021 tarihli duruşmada davayı takip etmeyeceğini beyan etmesi üzerine davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve karar 09.09.2021 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
Dosyaya ibraz edilen rapor ile Adli Tıp Kurumu tarafından ibraz edilen raporlar arasında çelişki bulunmaktadır.
Yargılama makamlarınca çelişkili raporlardan birine neden itibar edildiği, diğer raporun neden tercih edilmediği gerekçelendirilmeli veya her iki rapor arasındaki çelişkiyi gideren üçüncü bir rapor alınmalıdır.
Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde başka bir üniversite hastanesinden oluşturulacak heyetten gerekçeli, çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 03.06.2025 tarihinde Üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacının maddi tazminat talebi nedeni ile Adıyaman 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/117 Esas sayılı dosyasından ikame ettiği dosya içerisinde Adli Tıp Kurumu 2 İhtisas Dairesinden alınan 30.10.2019 tarihli rapor ile 13.02.2020 tarihli Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan alınan raporda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının araz bırakmadan iyileştiği, 9 ay iyileşme süresinin olduğu yönünde rapor verildiği anlaşılmakla, Adli Tıp Kurumundan alınan ve birbirini teyit eden raporlara itibar edilerek İtiraz Hakem Heyeti kararının onanması gerekirken Üniversite hastanesinden alınan rapor ile çelişki oluştuğu gerekçesi ile verilen bozma kararına katılmıyorum.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/3540, K. 2025/9159, 3 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama