KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2025/3764 E., 2025/16538 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/533 -2024/634
Karar Metni
998 kelime·5 dk okuma·10 bölüm
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde uzman hekim olarak çalışmakta iken dava dışı ...’e 19.11.1997 tarihinde bel fıtığı ameliyatı yaptığını, ameliyat esnasında yanlış müdahalede bulunduğundan hastanın sakatlanmasına neden olduğunu, adı geçen hastanın İzmir İdare Mahkemesinde hizmet kusuruna dayalı olarak açtığı maddi ve manevi tazminat davasında müvekkili kurum aleyhine tazminata hükmedildiğini, Niğde 1. İcra Müdürlüğünün 2009/1182 esas sayılı takip dosyası ile ilgililere ödeme yapıldığını belirterek 118.077,34 TL'nin her bir ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin hastaya uyguladığı müdahalenin tıbbi kurallara uygun olduğunu ve kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2015 tarih, 2010/416-2015/299 sayılı kararı ile davalı tarafından uygulanan hatalı tıbbi müdahale nedeni ile hastanın sakat kalması sonucunda davacı aleyhine açılan tam yargı davası neticesinde, davacı idarenin ilamlı takibe dayalı ödemede bulunması ve davacı idarenin olay nedeni ile müterafik kusurunun bulunmaması nedeniyle davanın kabulü ile 145.229,52 TL'nin, 60.113,97 TL'sine 06.09.2004 tarihinden, 1.542,51 TL'sine 16.09.2004 tarihinden, 56.420,86 TL'sine 10.11.2009 tarihinden, 27.152,18 TL'sine 20.07.2013 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 17.06.2020 tarih, 2020/1117 - 2020/1963 sayılı kararı ile; "...Şu hâlde; olayın kendine özgü koşulları ve oluşum şekli, davalı doktorun çalışma şartları, iş yoğunluğu, hizmetin işleyişindeki diğer koşullar, zararın meydana gelmesinde davalının kastının bulunmaması gözetildiğinde davalı yararına BK’nın 43... . (TBK’nın 51. ve 52) maddeleri gereği hüküm altına alınan miktardan hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması hakkaniyete uygun düşmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar vermiştir.
3. Mahkemece bozmaya uyularak verilen 03.06.2021 tarih, 2020/309 - 2021/186 sayılı kararla, %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak davanın kısmen kabulüne, 116.183,616 TL'nin, 48.091,176 TL'sine 06.09.2004 tarihinden, 1.234,008 TL'sine 16.09.2004 tarihinden, 45.136,688 TL'sine 10.11.2009 tarihinden, 21.721,744 TL'sine 20.07.2013 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
4. Mahkemenin kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Dairenin 04.10.2023 tarih, 2023/232 Esas ve 2023/10239 Karar sayılı kararı ile; "...Dosya kapsamından, davalı Uzman Dr. ...'nın ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde görev yapmakta iken dava dışı hasta ...’e 19.11.1997 tarihinde (bel fıtığı ameliyatı) tıbbi müdahaleler nedeni ile davacı kurum tarafından kamunun zarara uğratıldığı Niğde 1. İcra Müdürlüğünün 2009/1182 esas sayılı takip dosyası ile ilgililere toplamda 145.229,52 TL ödeme yapıldığı belirtilerek zararın rücuen tahsili isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece, yukarıda gösterilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi" gerektiğine değinilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacının davasının dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma kararı sonrası, ara karar gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurmak üzere 2 aylık kesin süre verildiğini, taraflarınca Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvuru yapıldığını, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün dosyaya sunulan 23.08.2024 tarihli cevabi yazısında.
Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından rücuya dair karar alınacak dosyalar bakımından, öncelikle Üniversite bünyesinde inceleme raporu oluşturulması ve kusur değerlendirmesi yapılarak Genel Müdürlüğe gönderilmesinin gerektiğinin belirtildiğini, cevabi yazıya istinaden; üniversite bünyesinde inceleme raporu oluşturulması ile kusur durumunun değerlendirilmesinin yapılmakta olduğu, ayrıca sonucundan bilgi verileceği hususunun 04.11.2024 tarihli dilekçe ile mahkemeye bildirildiği,
ancak mahkemece üniversite tarafından yapılması gereken inceleme ve ardından Mesleki Sorumluluk Kuruluna yapılacak başvuru süreçlerinin tamamlanması beklenmeden davanın usulden reddine karar verildiğini, yerel mahkeme kararının, açıkça hukuka aykırı olduğunu, davanın açıldığı tarihte idarenin ödediği tazminatı sağlık personellerine rücu edebilmesi noktasında 3359 sayılı Kanun'da özel bir düzenleme yer almadığını, yargılama sürecinde 7406 sayılı Kanun ile 3359 sayılı Kanun'a ek 18. madde ve geçici 13. madde olmak üzere rücu ile ilgili çeşitli hükümler getirildiğini, Anayasa Mahkemesi'nin 31.11.2023 tarihli ve 2022/90 Esas,
2023/201 Karar sayılı kararı ile 3359 sayılı Kanun'a ek18. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan hükmün "...Devlet üniversitelerinde..." ibaresi, yönünde iptaline karar verildiğini, Anayasaya açıkça aykırı olduğu yargılama sırasında belirlenen hükme dayalı olarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın esasına girilerek rücu isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiğini,
güncel mevzuat gereğince Devlet üniversitelerinde görev yapan sağlık personellerine hatalı tıbbi müdahaleden kaynaklı tazminatın rücu edilebilmesi noktasında nihai karar üniversitelerde olup bu kararın alınabilmesi için "görevin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullandığına dair kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı" olması dahi şart olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hekimin hatalı tıbbi müdahalesi nedeni ile ödenen tazmiatın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, Anayasa Mahkemesinin 2022/90 E. -2023/201 K. sayılı 30.11.2023 tarihli kararıyla verilen iptal kararı ve sonrasında, davalı hakkında 7406 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle eklenen geçici geçici 13 üncü maddeye göre kasten görevin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevin kötüye kullanıldığını tespit eden kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı bulunmadığı,
kanunda ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararının bulunmasının Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurunun ön şartı olarak hükme bağlanmamış olduğu, bu şartın Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurudan sonra rücuya karar verebilmesi için getirilmiş bir ön şart olduğu, davacı yönünden 15.06.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Sağlık Meslek Mensuplarının Tıbbî İşlem ve Uygulamaları Nedeniyle Soruşturulmasına ve İdarece Ödenen Tazminatın Rücu Edilmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 12. maddesinde belirtilen şekilde rücu koşullarının oluşmadığının anlaşılmış olmasına,
bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/3764, K. 2025/16538, 10 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama