KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2025/5047 E., 2025/7885 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/743 D. İş, 2024/745 K.
Karar Metni
976 kelime·5 dk okuma·11 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketinin trafik sigortacısı olduğu aracın kusuru nedeniyle gerçekleşen trafik kazasında karşı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, iş gücü kaybına uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL sürekli iş göremezlik ve rapor ücretinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 63.754,46 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun usule uygun yapılmadığını, davacının sunduğu maluliyet raporunun mevzuata uygun düzenlenmediğini beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kaza nedeniyle bedensel zararı oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince; davacı vekilinin itirazının kabulü ile davanın kabulüne, 63.754,46 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile rapor ücretinin 18.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan incelemede Dairemizin 10.11.2022 tarih ve ... sayılı kararı ile; davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davacı için, TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi ve % 1,8 teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması; bilinmeyen/ işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi yönteminin kullanılarak hesaplama yapılması için daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gereğine değinilerek hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekilinin itirazının kabulü ile davanın kabulüne, 63.754,46 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile rapor ücretinin 18.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma kararı davacı lehine olduğu için güncel verilere göre hesap yapılması gerektiğini, ikinci kez ıslah yapılmadığını, talep artırımı yapıldığını, bu nedenle artırımın reddinin hatalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1- Uyuşmazlık, davalının sorumluluğunda bulunan aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacıda oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir.
Cana gelen zararlarla ilgili tazminat davalarında zararı ve kapsamını “öğrenme” olgusu güç ve çetin bir iştir. Örneğin, ceza mahkemesinde belirlenen kusur oranları, hukuk mahkemesinde yeniden yapılacak inceleme sonucu değişebildiğine göre (BK m.53), bu hususta dahi kesin bilme ve öğrenmeden sözetmek olanaksızdır. Bunun gibi, beden gücü kayıplarında da, kişi bir uzman hekim dahi olsa, kendi beden zararını kesin bilemeyecek; bunun için sağlık kurullarının raporlarına gereksinim duyulacaktır. Ayrıca bedensel zararlarda zamanla gelişen ve değişen durumlar varsa, bunlar yargılamanın ilerleyen aşamalarında, giderek ilk dava sonuçlandıktan sonra bile ortaya çıkabilecek; bu gibi durumlarda sağlık kurullarından yeni raporlar alınması ve yeni bir zararın hesaplanması gerekecektir.
İşte, tazminat davalarındaki başlangıçtaki belirsizlik ve bilinemezlik nedeniyle, davaya belirsiz alacak davası olarak başlanılması ve son aşamada (hüküm verilmeden önce) harcın tamamlatılması en doğru ve gerçekçi uygulama olacaktır. Böyle bir uygulama için yasal engeller bulunmamaktadır. Harç tamamlama işlemi bir ıslah olmadığı gibi yatırılan harç da bir ıslah harcı değildir.
Özellikle, ölüm ve bedensel zararlar nedeniyle açılan davalarda, tazminatın kesin miktarının, kanıtların toplanmasından, kusur ve hesap raporlarının verilmesinden sonra öğrenilebileceğinden bu gibi belirsiz alacak davasında dava değerinin artırılması (harç tamamlama işleminin) bir ıslah işlemi değildir. Belirsiz alacak davasının anlam ve işlevi; tazminat ve alacağın miktarı kesinlik kazanıncaya kadar dava değerinin artırılabileceği, tazminatın miktarı kesinlik kazanınca tazminat talebini tam belirleyecektir.
Buna göre belirsiz alacak davalarında dava değerinin artırılmasına ilişkin birinci dilekçenin bedel artırım dilekçesi ikinci dilekçenin ıslah dilekçesi olduğunun kabulü gerekir. Diğer bir ifadeyle belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda tazminat miktarının yükseltilmesine ilişkin iki dilekçe verilmesi "bir davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurulabilir" ilkesine aykırılık teşkil etmeyecektir.
Somut olayda dava dilekçesinin incelenmesinde; davacı vekili bedensel zarar nedeniyle maddi tazminata ilişkin açtığı davanın belirsiz olduğunu belirtmiştir. Bozma ilamından önce alınan aktüerya raporundan sonra davacı vekilince sunulan ilk dilekçeyle maddi tazminat talebi artırılarak dava değeri belirlenmiş, Yargıtay bozma ilamından sonra alınan bilirkişi ek raporunda davacının zararının daha yüksek belirlenmesi üzerine davacı vekilince verilen ikinci dilekçeyle dava değeri yükseltilmiştir.
Buna göre, davacı vekilinin bozma öncesi sunduğu ilk dilekçesinin bedel artırım dilekçesi, bozma sonrası sunulan ikinci dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak kabulüyle işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre karar vermek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekil meydana gelen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp tazminat talebinde bulunmuş, karar; Dairemizce, davacı yararına olacak şekilde tazminat hesaplama şekli ve tekniğinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
İtiraz Hakem Heyetince bozma ilamından sonra alınan ek hesap raporunda güncel veriler kullanılmamamış, işlemiş dönem sonu da bozma ilamından önceki kök rapor tarihi olarak esas alınarak tazminat hesabı yapılmış, hakem heyetince de anılan rapor esas alınarak karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Bilinen dönem; kaza tarihinden karar tarihine kadar gelirdeki tüm değişiklikler dikkate alınarak belirlenir ve karar tarihine en yakın tarihteki gelir, bilinmeyen dönem için de progresif rant usulüyle hesaplanır.
Eldeki davada karar, davacı yararına, hesaplama şekli ve tekniğinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulduğundan davalı yararına usuli kazanılmış haktan da sözedilemez. Bu durumda hakem heyetince yapılması gereken iş, Dairemizin 10.11.2022 tarih ve ... - ... sayılı bozma ilamı doğrultusunda alınacak hesap raporunda kaza tarihinden karar tarihine kadar gelirdeki tüm değişiklikler dikkate alınarak güncel veriler üzerinden hesaplama yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VII. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/5047, K. 2025/7885, 15 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama