KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2025/5522 E., 2025/12359 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/354 Esas - 2024/603 Karar
Karar Metni
696 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait ... Santralinde Ticari Şube Şefi ünvanıyla sözleşmeli personel olarak çalıştığını, davalı kurumdan ihale almış olan dava dışı ... İnş... Ürünleri Paz. San.
Ltd Şti'nin ihaleye ilişkin verdiği kesin teminat mektubunun süresinin, anılan şirketin sözleşmesinin sona erdiği tarih olan 21.12.2011 tarihinden bir hafta önce dolduğunu, ancak teminat mektubunun süresinin dolduğunun sehven gözden kaçırıldığını ve sözleşme sonunda söz konusu yüklenici firmanın 82.272,13 TL Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) prim borcu olduğunun anlaşıldığını, bu miktardan son hak ediş mahsup edildiğinde kalan yüklenici firmanın 34.706,18 TL borcunun davalının kendi hesabından ödediğini, bu miktarın yüklenici firmadan tahsili amacıyla Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2011/6574 Esas sayılı dosyası icra takibine başlanıldığını,
sonrasında ise davalının müvekkiline 09.07.2015 tarihinde yazı göndererek, kesin teminat mektubunun süresinin takip edilmemesi nedeniyle kurum zararının 1/4'ü oranındaki 11.954,00 TL'nin ödenmesinin müvekkilinden istenildiğini, müvekkilinin de haklarını saklı tutarak bu bedeli 23.07.2015 tarihinde ödediğini, müvekkilinden yapılan tahsilatın haksız olduğunu,
müvekkilinin teminat mektubu ve ek teminat mektubu alınması ile takip edilmesi konusunda görevli olmadığı bir dönemde doğrudan sorumlu tutulmasının adil olmadığını belirterek 11.954,00 TL'nin 23.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, yüklenici firmaya karşı açılan icra takibi neticesinde alacak tahsil edilemeyince müvekkilinin uğradığı zararın sorumlu personelden tahsili yoluna gidildiğini, aralarında davacının da bulunduğu sorumlu personellere yazı yazıldığını, davacının 23.07.2015 tarihinde söz konusu borcu ödediğini, davacının iddia ettiği şekilde sebepsiz zenginleşme gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve kusurlu davranmış olması nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu zarardan sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 05.10.2021 tarihli, 2019/378 Esas ve 2021/702 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne, 11.954,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 05.10.2021 tarihli, 2019/378 Esas ve 2021/702 Karar sayılı kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, 31.10.2022 tarihli, 2022/6921 Esas ve 2022/13395 Karar sayılı kararı ile Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2011/6574 esas sayılı dosyasının aslı veya onaylı suretinin dosya arasına alınarak yüklenici şirketten tahsilat yapılıp yapılmadığı,
yüklenicinin tahsil kabiliyetinin olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılması ve yüklenicinin tahsil kabiliyetinin olmadığının anlaşılması halinde ise yüklenicinin protokolünün uzatılması sürecine ilişkin bilgi ve belgeler ile davalının Teftiş Kurulu Başkanlığınca düzenlenen rapor da dosya arasına alınarak meydana gelen zararda davacının kusurunun olup olmadığı,
kusurlu ise kusur oranının ve davacının sorumlu olduğu miktarın belirlenebilmesi için içerisinde Sayıştay uzman denetçisi bilirkişinin de bulunduğu konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dışı şirketin sözleşmesinin uzatıldığı tarihlerde müvekkilinin hastalığı nedeniyle izinli olduğunu, sözleşmenin uzatılmasına ilişkin işlemlerde imzası olmadığını, dava dışı şirket aleyhine başlatılan icra takibinin tahsil kabiliyeti olduğunu, davalı tarafından icra dosyasının yeterince takip edilmediğini, dava dışı şirketin ortakları tarafından kurulmuş olan başka bir şirket mevcut olduğunu ve borçlu şirketin devamı niteliğinde olduğunu, anılan şirket aleyhine takip işlemleri yapılmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, gerekli kararda müvekkilinin izinli olduğu dönemde yapılan işlemlerden neden sorumlu olduğuna dair gerekçe bulunmadığını ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, istirdat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/5522, K. 2025/12359, 11 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama