KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2025/844 E., 2025/4710 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mart 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/539-2022/539
Karar Metni
965 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile sigortalı aracın 06.03.2019 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu karşı araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin yaralanıp sürekli iş göremezliğe uğradığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 05.06.2022 tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değerini, 202.304,76 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacı tarafa yapılan ödemenin yeterli olduğunu, hak düşürücü sürenin dolduğunu, maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun araştırılması, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yöntemine göre hesaplama yapılması ve davacı lehine 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının gelir tespitine ilişkin adli yargıda derdest dosya bulunduğu ve davaya konu olayın iş kazası olduğu gerekçesiyle dört aylık süre içinde hakem tarafından karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın, tazminat hesaplaması yapılırken davacının gelirinin asgari ücret olarak esas alınmasına muvafakat ettiği, davaya konu kazanın iş kazası olduğuna ilişkin hiçbir delil bulunmaması nedeniyle işin esasına girilmesi gerektiği, davacının %13 oranındaki maluliyeti ve davalının %100 kusuru üzerinden TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre tazminatın usulünce hesaplandığı gerekçesiyle 202.304,76 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 17.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusuru kabul etmediklerini, hükme esas alınan aktüer raporun denetime elverişli olmadığını, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, davacının müterafik kusurunun bulunduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, tazminat hesaplama yönteminin doğru olmasına, davacının müterafik kusuru bulunduğuna yönelik iddianın ispatlanamamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince:
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda; davacı tarafından başvuru aşamasında sunulan Turgutlu Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen raporun, engelli sağlık kurulu raporu olarak düzenlendiği, bu raporda davacının trafik kazası sonrası yaralanmasına bağlı sağ el bileği kırığı, sağ kalça kırığı ve skar oluşumu nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının %13 olduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır.
Bu raporun yeterli bulunmadığı ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun düzenlenmediği gerekçesiyle İtiraz Hakem Heyetince verilen ara karar gereği alınan Balıkesir Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Polikliniğinin 26.05.2022 tarihli sağlık kurulu raporuna göre davacının trafik kazası sonrası yaralanmasına bağlı nedeniyle sürekli iş göremezlik oranı %17 olarak hesaplanmıştır.
İtiraz Hakem Heyetince, dava dilekçesinde maluliyet oranının açıkça %13 olarak beyan edilmesi nedeniyle taleple bağlı kalınarak davacının maluliyet oranının %13 olarak kabul edildiği, bu oran üzerinden tazminatın hesaplanarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Söz konusu 26.05.2022 tarihli maluliyet raporunun; kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olmasına rağmen, raporu hazırlayan heyetin üç adli tıp uzmanından oluştuğu, bu heyette davacının kaza sonucu yaralanmasına bağlı maluliyetinin tespiti için gerekli görülen ortopedi uzmanı ile plastik cerrahi uzmanının bulunmadığı, maluliyetin tayini konusunun teknik ve uzmanlık gerektirdiği ve heyet teşekkülü yetersiz olan maluliyet raporu esas alınarak sonuca gidilmesinin isabetli olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacıda oluşan arazlar dikkate alınarak kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporu da irdelenmek ve davacı bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve içerisinde ortopedi ve travmatoloji uzmanı ile plastik cerrahi uzmanının da bulunduğu davacının yerleşim yerine en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı bölümünden, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı,
gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/844, K. 2025/4710, 20 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama