KÜNYE
4. Hukuk Dairesi 2025/9267 E., 2025/16033 K.·Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/1004 D.İş, 2022/1004
- Sayısı
- 2022/İHK-54004
- Sayısı
- K-2022/168690
Karar Metni
1.336 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 18.05.2021 tarihinde davalının Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortacısı olduğu aracın park halindeyken geri geri hareket etmesi sonucu içerisinde yolcu konumunda olan müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile talebini 234.053,99 TL ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava ehliyeti bulunmadığını, araç işletilme halinde olmadığından ZMSS'nin sorumluluğu bulunmadığını, sunulan maluliyet raporunun yürürlükteki yönetmeliğe uygun olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile araç işletilme halinde olmadığından başvuru sahibinin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; 21.07.2022 — K-2022/168690 sayılı Uyuşmazlık Hakem kararına karşı başvuru sahibinin ileri sürdüğü itirazların kabulü ile yeniden hüküm kurulmasına, başvuru sahibinin talebinin kabulüne; 234.053,99 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 28.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak başvuru sahibine verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kazanın meydana geldiği anda sigortalı araç işletilme halinde olmadığından, başvuranın talepleri teminat dışı olduğundan başvurunun reddi gerektiğini, davacı tarafından sunulan raporun esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tazminat hesaplamasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, tam kusuru kabul etmediklerini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. 1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Her ne kadar Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.2 maddesinin (i) fıkrasında Kurul Raporu: Usulüne uygun olarak tanzim edilen, 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik’e göre düzenlenen sakatlık oranını, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını gösterir kurul raporunu ifade ettiği belirtilmiş olsa da, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik incelendiğinde yönetmeliğin amacının terör,
kaza ve yaralanmaya bağlı olarak çocuklar ile ilgili özel gereksinim alanlarının belirlenmesine yönelik raporun hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu anlaşılmaktadır.
Yönetmeliğin 4. maddesinin (n) fıkrasında ise “Özel gereksinim” çocuğun toplumsal yaşama eşit katılabilmesi için bedensel ya da gelişimsel işlev kısıtlılığı olmayan bireylerden farklı sağlık, eğitim, rehabilitasyon, cihaz, ortez, protez, çevresel düzenlemeler ve diğer sosyal ve ekonomik haklara ve hizmetlere gereksiniminin olmasını ifade ettiği belirtilmiştir.
Yönetmeliğin 8. maddesinin (f) fıkrasında açıkça raporda engel oranının yazılmayacağının ifade edildiği, aynı zamanda yönetmeliğin EK 2 ve EK 3 de bulunan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) Mevzuatla Uyum Arandığında Kullanılacak Tablo incelendiğinde engel oranı olarak %20’nin altındaki oranların gösterilmediği, Yönetmeliğin amacının engellilik oranları arasında çocukların özel gereksiniminin olup olmadığı ile ilgili olduğu,
oysa TBK 54. maddesi gereği kişinin bedensel zararı için “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar” belirlenerek küçüğün sürekli iş gücü kaybı oranının tespiti ve buna bağlı olarak bedensel zararların belirlenmesi gerektiği anlaşıldığından, çocukların trafik kazası sonucu sürekli sakatlık oranlarının tespitinde Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik’in uygulanma imkanının olmadığı ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; 18.05.2021 tarihli kaza neticesinde davacı çocuğun maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Kahramanmaraş ... Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı'nca hazırlanan 31.12.2021 tarihli raporda, davacı çocuğun kaza nedeniyle oluşan maluliyeti hipertrofik skar ve keloid olarak belirtilmiş ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet oranı % 5 olarak belirlenmiştir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında İtiraz Hakem Heyetince davacının maluliyet oranının tespiti için davacının tüm tedavi evraklarının getirtilip değerlendirmek üzere Adli Tıp Kurumu veya davacının ikametgahına en yakın yerdeki Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümlerinden olay tarihinde yürürlükte olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun rapor alınarak, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
3. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat yükümlüsünün durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir veya tamamını kaldırabilir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde 6098 sayılı Kanun'un 52 maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78 maddesinde "Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... Kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir." düzenlemesi yapılmıştır.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 maddesinde "M1, M1G, N1, N1G, N2 ve N3 sınıfı araçlarda 150 cm’den kısa ve 36 kg’ın altındaki çocukların taşınması sırasında çocukların ağırlığına uygun bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde yer alan çocuk bağlama sistemlerinin kullanılması zorunludur. Ancak, 135 cm’den uzun çocuklar çocuk bağlama sistemleri yerine ön koltukta oturmamak şartıyla diğer koltuklardaki emniyet kemerlerini kullanabilirler.” şeklinde düzenlenme bulunmaktadır.
Somut olayda; davacının kaza tarihinde 2 yaşında olduğu, dosya arasında bulunan kaza tespit tutanağına göre davacının emniyet kemeri durumunun belirsiz olarak işaretlendiği anlaşılmaktadır.
Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150 maddesine göre olay tarihinde 2 yaşında olan davacının yaşı gereği seyahati sırasında çocuk bağlama sistemi kullanılması; yönetmelikte belirtilen özel şartları taşımamasına göre emniyet kemeri takılı şekilde arka koltukta yolculuk yapması gerektiği anlaşılmıştır.
Buna göre, kaza tespit tutanağında davacının seyahati sırasında koruyucu önlem alındığına dair bir belirleme olmadığı anlaşılmakta olup, İtiraz Hakem Heyetince müterafik kusurun varlığı kabul edilerek TBK'nın 52 maddesi uyarınca Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
4. 5684 sayılı Kanun'un 30/17 maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 ve AAÜT’nin 17/2 maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; Uyuşmazlık Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/9267, K. 2025/16033, 1 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama