KÜNYE
5. Ceza Dairesi 2006/12039 E., 2010/4190 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Haziran 2010
Karar Metni
463 kelime·2 dk okuma
Zorla kaçırıp alıkoyma ve ırza geçmeye teşebbüs suçlarından sanık ...’in yapılan yargılanması sonunda; atılı kaçırıp alıkoyma suçundan ve ırza geçmeye teşebbüs eyleminin sarkıntılık suçunu oluşturduğunun kabulü ile bu suçtan mahkümiyetine dair, Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 20.10.2005 gün ve 2005/212 Esas, 2005/280 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sarkıntılık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Tayin olunan toplam ceza miktarına nazaran 647 sayılı Yasanın 6. maddesinin uygulanması olanağının bulunmadığı gözetilmeden cezanın ertelenmesine karar verilmesi, karşı temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sabit görülen sarkıntılık suçunun 765 sayılı TCK.nun 421/2. maddesine temas ettiği, kovuşturması şikayete bağlı olup uzlaşma kapsamında kaldığı, 5560 sayılı Yasa ile değişik CMK.nun 253/3. maddesinde cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda uzlaşma yoluna gidilemeyeceği belirtilmekle birlikte atılı suçun aleyhe düzenleme getiren bu değişiklikten önce gerçekleştiği ve 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi dikkate alınarak kovuşturma şartı olan uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğinden öncelikle CMK.nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma girişiminde bulunulması ve sonuçsuz kalması halinde yargılamaya devam edilerek lehe olan kanuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK.nun 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK.nun 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,
Zorla kaçırıp alıkoyma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suçun oluşumuna ve niteliğine etkisi bakımından, gerçekte mümkün olmadığı halde mağdurenin doğmadan önce nüfusa tescil edilmiş gözükmesi üzerinde durularak, doğum tutanağının getirtilmesi ve nüfus idaresinden sorulması suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılması, durumun maddi hatadan kaynaklandığının anlaşılması halinde idari yoldan düzelttirilmesi, aksi halde resmi bir kurumda doğup doğmadığı da gözetilerek suç tarihindeki yaşı hususunda rapor alınıp, gerektiğinde Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan görüş sorulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine eksik tahkikat ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında 765 sayılı TCK.na göre temel ceza belirlendiği gözetilip, aynı Kanuna göre feri ceza tayin edilmesi gerektiği nazara alınmadan, verilen cezanın tür ve niteliğine göre 765 sayılı Yasanın 31. maddesinin uygulanamayacağı gerekçesiyle fer'i cezaya hükmedilmemesi,
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2006/12039, K. 2010/4190, 1 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama