KÜNYE
5. Ceza Dairesi 2006/8426 E., 2010/3643 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2010
Karar Metni
514 kelime·3 dk okuma
Kaçırma ve ırz ve namusa tasaddide bulunma suçlarından sanık ...'ın bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, ırz ve namusa tasaddide bulunma ve sarkıntılık suçlarından mahkümiyetine dair, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 06.10.2005 gün ve 2004/94 Esas, 2005/282 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılan vekili ve sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi;
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu vekilinin müesseselerinde kalmayan mağdurlar ...,...'a yönelik eylemlere katılma ve temyiz hakkı bulunmadığından bu mağdurlara yönelik temyiz isteklerinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 317. maddesi uyarınca; sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin de sanığa tayin olunan cezanın miktarı nazara alınarak 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddiyle incelemenin mağdurlar ..., ... ve ...'a yönelik eylemlerden kurulan hükümlerin katılan vekili ve sanık müdafiin temyizleriyle, mağdurlar ...,...'a yönelik eylemlerden dolayı kurulan hükümlerin ise sanık müdafiin temyiziyle sınırlı olarak duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık hakkında ırz ve namusa tasaddide bulunma ile sarkıntılık suçlarından kurulan hükümlerin temyizen incelenmesinde;
Olayın oluşumu ve mahkemenin kabulüne göre sanığın eylemlerine uyan ırz ve namusa tasaddide bulunma ile sarkıntılık suçlarının tâbi olduğu yasa maddelerinde öngörülen cezaların üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK.nun 102/4. ve 104/2 maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, suç tarihi olan 01.02.2002’den inceleme gününe kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükümlerin CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca davaların zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık hakkında mağdurlar ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkümiyet hükümlerinin temyizen incelenmesinde;
./..
-2-
Sanığın mağdurları para vereceğim diyerek hile ile kandırıp alıkoyma eylemlerinin, 5237 sayılı TCK.nun 109/2. maddesine uyduğu gözetilmeden, 109/1. maddesi kabul edilerek lehe yasanın buna göre belirlenmesi ile sanığın mağdurlardan ... 'u birden fazla hürriyetinden yoksun kıldığı halde, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması suretiyle sanığa eksik ceza tayini karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık müdafiin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık hakkında mağdurlar ..., ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkümiyet hükümlerinin temyizen incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın mağdurları para vereceğim diyerek hile ile kandırıp alıkoyma eylemlerinin, 5237 sayılı TCK.nun 109/2. maddesine uyduğu gözetilmeden, 109/1. maddesi kabul edilerek lehe yasanın buna göre belirlenmesi suretiyle sanığa eksik ceza verilmesi,
5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinin, 109. maddenin nitelikli halleri uygulandıktan sonra uygulanması yerine, temel ceza belirlendikten sonra uygulanması suretiyle, TCK.nun 61/5. maddesine aykırı davranılması,
5237 sayılı TCK.nunda cezaların toplanmasına yönelik bir düzenleme bulunmadığı halde, cezaların içtima ettirilmesi,
...
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2006/8426, K. 2010/3643, 17 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama