KÜNYE
5. Ceza Dairesi 2007/1293 E., 2011/22261 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2011
Karar Metni
496 kelime·2 dk okuma
Nitelikli zimmet suçundan sanık ...’in bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda; eyleminin nitelikli zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarını oluşturduğunun kabulü ile mahkümiyetine dair, ... Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 29.12.2005 gün ve 2005/148 Esas, 2005/288 Karar sayılı hükümlerin Yargıtay’ca incelenmesi süresi içerisinde sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanığın işlediği kabul olunan görevi kötüye kullanma suçunun 765 sayılı TCK.nun 240. maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı itibariyle aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirlenen beş yıllık asli ve yedi yıl altı aylık ilave dava zamanaşımına tabi olduğu, 10.11.2000 olan suç tarihi ile inceleme günü arasında yedi yıl altı aylık ilave zamanaşımı süresinin gerçekleştiği gözetilerek,
davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi gerektiğinden ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5237 sayılı TCK.nun 7/2 ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının zamanaşımı sebebiyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
Zimmet suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde ise;
Temel cezanın belirlendiği hüküm fıkrasının birinci paragrafında 5237 sayılı TCK.nun 247/1. maddesi ile uygulama yapılırken yasa maddesinin 247/2 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
Sanığın lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK.nun 212. maddesindeki “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki düzenlemenin lehe kanun değerlendirmesi yapılırken gözetilmemesi, suçun 5237 sayılı TCK.nun 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı TCK.nun 53/1 maddesinin a-b-c-d-e bentlerinde belirtilen haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar ve kendi altsoyu üzerindeki (c) fıkrasında belirtilen hak yoksunluğunun ise koşullu salıverme tarihine kadar uygulanmasına karar verilebileceğinin gözetilmemesi,
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 5 ve 53. maddeleri ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun geçici 1. maddesi hükmü gereğince 2918 sayılı Yasanın 119. maddesinin uygulanmasına olanak bulunmaması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle hükmün bu sebeplerden dolayı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu cihetin yeniden yargılama yapılmaksızın düzeltilmesi mümkün bulunduğundan aynı Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanarak, hükümde yer alan “2918 sayılı Yasanın 119. maddesine göre sanığın sürücü belgesinin takdiren 2 yıl süre ile geri alınmasına” yazılı paragrafın hüküm fıkrasından çıkarılarak.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2007/1293, K. 2011/22261, 20 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama