İçeriğe geç
AC
5. Ceza Dairesi Esas: 2012/14038 Karar: 2013/1762 Tarih: 2013

Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2012/14038 K.2013/1762

5. Ceza Dairesi 2012/14038 E. , 2013/1762 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : İrtikap, resmi belgeyi yok etme HÜKÜM : Mahkümiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Sanık müdafiin yasal süreden sonra vaki duruşmalı temyiz incelemesi talebinin, tayin olunan ceza miktarla

Karar Özeti

5. Ceza Dairesi 2012/14038 E. , 2013/1762 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : İrtikap, resmi belgeyi yok etme HÜKÜM : Mahkümiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Sanık müdafiin yasal süreden sonra vaki duruşmalı temyiz incelemesi talebinin, tayin olunan ceza miktarla

Karar Detayı

5. Ceza Dairesi 2012/14038 E. , 2013/1762 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : İrtikap, resmi belgeyi yok etme HÜKÜM : Mahkümiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi; Sanık müdafiin yasal süreden sonra vaki duruşmalı temyiz incelemesi talebinin, tayin olunan ceza miktarları da nazara alınarak CMUK'nın 318. maddesi uyarınca REDDİYLE, incelemenin duruşmasız yapılmasına ve sanık hakkında irtikap ve resmi belgeyi yok etme suçlarından kamu davası açılmış olmasına, 3628 sayılı Yasanın 18 ve CMK'nın 237/2. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak bu konuda bir karar verilmesinin mümkün bulunmasına göre Hazinenin irtikap suçuyla sınırlı olarak katılma talebinin kabulüne karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Dairemizce de benimsenen Yargıtay CGK'nın 18/09/2012 gün, 2012/420 Esas ve 2012/1771 sayılı Kararı da nazara alınarak 6352 sayılı Yasanın geçici 2. maddesinin sadece karşılıksız yararlanma suçlarını kapsadığı anlaşılmakla anılan Yasanın rüşvet suçu yönünden getirdiği düzenlemeler de gözetilerek yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/2010 tarih ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareket icbar kavramına dahildir. Manevi cebrin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerekir. Somuta olayda; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş ... Grup Başkanlığında baş iş müfettişi olarak görev yapan sanığın, görevi gereği suç tarihlerinde mağdur ... ile katılan ...'nın işyerlerini ayrı ayrı teftiş ettiği, bu kapsamda katılan ...'nın işyerinin teftişi sırasında kendi şahsi aracına 90 liralık akaryakıt aldırdığı ve yine katılanın işyerindeki çalışanlara verilmek için hazırlanan, pantolon, gömlek, ayakkabıdan oluşan giyim paketlerinden bir tanesinin de kendisine verilmesini sağladığı, ardından, bir gün sonra mağdur ...'ın işyerine teftiş için geldiği ve bu teftiş sırasında işyerinde üç ayrı eksiklik bulduğu ve dosya arasında bir sureti bulunan 08/02/2006 tarihli tutanağı tanzim ettiği, bu işlemden sonra sanığın, mağdura bir hafta sonra yeniden işyerine geleceğini ve eksikliklerin giderilmesini söyleyerek, eksikliklerden birisi olarak belirlediği çalışanlara yönelik işçi sağlığı ve iş güvenliği eğitiminin alınması konusunda da, mağduru ... isimli şahsa yönlendirerek işyerinden ayrıldığı, ancak mağdurun görüştüğü ...'ın fahiş ücret istemesi üzerine, daha düşük fiyat veren başka bir kişi ile anlaşmak istediği konusunda sanığa telefonla bilgi verdiği, sanığın, "kaz gelecek yerden tavuğu esirgiyorsunuz ... Bey" diyerek telefonu kapatması üzerine mağdurun, yapılacak sonraki teftiş sırasında sorun yaşamamak adına, daha ucuz kurs verecek kişiden vazgeçerek, sanığın önerdiği ... ile anlaşarak çalışanları için bu kişiden kurs aldırdığı, bu işlemlerden sonra sanığın yeniden mağdurun işyerine gelerek, daha önce tanzim edip bir suretini mağdura verdiği 08/02/2006 tarihli tutanağı mağdurdan alarak, işyeriyle ilgili herhangi bir eksiklik olmadığı şeklinde 14/02/2006 tarihli ikinci bir tutanağı tanzim ettiği anlaşılmış olup, katılan ... ve mağdur ...'a karşı sübuta eren eylemlerde sanığın icbar boyutuna varan bir söz ya da davranışının bulunmadığı da gözetilerek eylemlerinin, suç tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'nın 257/3. maddesinde düzenlenen zincirleme görevi kötüye kullanma suçu kapsamında kalmasına rağmen, hukuki nitelendirmede hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Sanığın eylemlerinin hükümden sonra yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunla değişik TCK'nın 250/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturup oluşturmayacağı da tartışılarak sonucuna göre TCK'nın 257/3. maddesinin yürürlükten kaldırılmış olması karşısında 6352 sayılı değişiklikten önceki haliyle TCK'nın 257/3 ve 53. maddeleri ile 6352 sayılı Kanunla değişik TCK'nın 250/1, 250/4 ve 53. maddelerinin somut olaya uygulanarak lehe kanunun belirlenmesi zorunluluğu, Kabule göre de; Suç 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması, Sanığın üzerine atılı resmi belgeyi yok etme suçundan verilen mahkümiyet hükmünün incelemesinde ise; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş ... Grup Başkanlığında baş iş müfettişi olarak görev yapan sanığın, görevi sebebiyle düzenlediği 08/02/2006 tarihli tutanağı yok ettiğinin iddia edilmesi karşısında, öncelikle sanık hakkında resmi belgeyi yok etme suçu ile ilgili olarak 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yetkili merciden soruşturma izni alındıktan sonra dava açılması gerektiği gözetilmeksizin, genel hükümlere göre açılan davaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 12/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla