Karar Özeti
5. Ceza Dairesi 2022/2221 E. , 2023/12422 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : İcbar suretiyle irtikap (tüm sanıklar hakkında), kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi ve başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama (sanık ... hakkında) HÜKÜMLER : Sanık .
Karar Detayı
5. Ceza Dairesi 2022/2221 E. , 2023/12422 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : İcbar suretiyle irtikap (tüm sanıklar hakkında), kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi ve başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama (sanık ... hakkında) HÜKÜMLER : Sanık ... hakkında atılı suçtan beraat, diğer sanıklar hakkında atılı suçlardan mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Katılan Hazine ve suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığı vekilleri, sanıklar ... ve ... müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2011/100 Esas, 2015/375 sayılı Kararının temyizi üzerine yapılan ön incelemede: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre icbar suretiyle irtikap suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan İçişleri Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7417 sayılı Kanun) yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesiyle değişik 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun (3628 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin ikinci fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde sanıklar ... ve ... yönünden müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle kamu görevlisi olmayan sanık ... hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan açılan kamu davasına 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının katılma ve bu suçtan verilen hükmü temyiz hakkı olmadığı anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca katılanlar Hazine ve İçişleri Bakanlığı vekilleri, sanıklar ... ve ... müdafileri ile sanık ...'un hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereğince temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.04.2011 tarihli ve 2010/5733 Soruşturma, 2011/6063 Esas, 2011/341 numaralı İddianamesiyle sanıklar Ahmet ve ... hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 250 nci maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesi gereği üçer kez, sanık ... hakkında icbar suretiyle irtikap, kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi ve başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçlarından, 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 250 nci maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesi gereğince üç kez, aynı Kanun'un 245 inci ve 262 nci maddelerinin birinci fıkraları ile 58 inci maddesi uyarınca birer kez cezalandırılmaları ve tüm sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hak yoksunlukları uygulanması talebiyle kamu davası açılmıştır. 2. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2011/100 Esas, 2015/375 sayılı Kararı ile sanık ... hakkında üzerine atılı icbar suretiyle irtikap suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, sanık ... hakkında mağdurlar ..., ... ve ...'e yönelik icbar suretiyle irtikap suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası ve 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 250 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca iki kez 4 yıl 2 ay hapis cezası; sanık ... hakkında aynı mağdurlara yönelik icbar suretiyle irtikap suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 37 nci maddesinin birinci fıkrası ve 38 inci maddesi delaletiyle 250 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca iki kez 4 yıl 2 ay hapis cezası; başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlamaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 245 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 25 tam gün karşılığı 500 TL adli para cezası; kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 262 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına, sanıklar ... ve ... hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi gereğince irtikap ve kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçların bakımından tekerrür hükümlerinin uygulanmasına hükmolunmuştur II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan ... vekilinin temyizi, sanıklar hakkında irtikap suçundan kurulan mahkumiyet ve beraat hükümlerinin bozulması istemine ilişkindir. B. Katılan Hazine vekili, sanık ... hakkında verilen beraat hükmünün bozulması istemiyle temyiz talebinde bulunmuştur. C. Sanık ... müdafiinin temyizi, sanığın üzerine atılı suçların sübut bulmadığına, değer azlığı hükümlerinin uygulanması gerektiğine dairdir. D. Sanık ... müdafiinin temyizi, sanığın suç işleme kastı ile hareket etmediğine, suçun sübut bulmadığına, değer azlığı hükümlerinin uygulanması lüzumuna ve sanığa aynı eylemi nedeniyle üç ayrı suçtan ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna yönelik olup, ayrıca sanığın bila tarihli dilekçesiyle hükmün bozularak dosyanın mahkemesine gönderilmesini talep ettiği görülmüştür. III. OLAY VE OLGULAR Suç tarihinde polis memuru olan sanıklar ... ve ...'ın ... Hizmetler Büro Amirliğine ait ekip aracıyla resmi kıyafetli olarak devriye görevi yaptıkları, ...'in ise sanıklardan ... arkadaşı olduğu ve aynı ekip aracına bindiği, sanıkların önce ... Caddesi üzerinde bulunan ... Otelinin önünde durdukları, sanıklardan Ahmet araçta beklerken ... araçtan inerek sivil kıyafetli ve polis memuru olmayan ... ile birlikte otele girdikleri, ...'un otel görevlileri ... ve ...'e otelde kayıtsız üç kişinin kaldığını söylediği ve ...'i kenara çekerek "siz bizi kızdırdınız kayıtlar doğru değil size ceza keseceğiz dediği ve kapıda bekleyen polis aracının yanına gidip geldiği siz bir şey ayarlayın biz bunu halledelim" diye söylediği, bu sırada mağdur ... ile de konuştukları, sanıklardan ...'un mağdur ...'in gömleğinin cebinden banka kartını alarak şifresini sorduğu ve kart ile en yakın bankamatikten para çekmeye çalıştığı ancak çekemediği, bunun üzerine sanıklar ... ve ...'un ... isimli mağdura kasada kaç para olduğunu sordukları ve 90 TL kağıt ve 20 TL de bozuk para olduğunun söylenmesi üzerine ...'un 90 TL parayı bana ver diyerek bu parayı alıp cebine koyup "2 gün sonra tekrar geleceğim 90 TL alacağım" dediği ve kapı önündeki polis aracına binerek oradan ayrıldıkları, aynı gün içinde Taksim'den geçerken ekip aracını kullanan polis memuru sanık ...'ın aracı durdurduğu, sanık ...'un aracın sürgülü kapısını açıp arka koltuğuna oturduğu sırada U dönüşünün yasak olduğu bir noktada mağdurlardan ... kullandığı ve içerisinde tanıkların bulunduğu aracın U dönüşü yapmak istediğini gören sanık ...'ın hoparlörden anons yapıp aracın sağda durmasını sağladığı, stajyer memur konumunda olan sanık ...'in ekip aracından inmediği, sanıklar ... ve ... araçtan inip mağdur ... ve arkadaşlarının bulunduğu aracın yanına gittikleri bu kişileri araçtan indirdikleri, bu sırada sanık ...'un elinde telsiz olduğu, sanık ...'ın davranışları ile ...'a amir havası verdiği, mağdur ve tanıklar tarafından durumun bu şekilde anlaşıldığı, sanıklar ... ve ...'un, mağdur ...'ye kendisini göz altına alacaklarını söyledikleri, aynı zamanda sanık ...'ın mağdur ve tanıkların kimliklerini toplayıp araç içerisinde bekleyen sanık ...'e GBT kontrolü için götürdüğü, kontrolde herhangi bir sorun çıkmadığı, sanık ...'un, araç şoförü olan mağdur ...'nin cüzdanını kontrol ettiği, içerisinde para olmadığını görünce mağdurdan bankamatikten para çekmesini istediği, 500 TL para çektikleri, sanık ...'un bu paranın 200 TL'sini mağdur ...'ye verdiği, 300 TL'sini kendisine aldığı ve tekrar aracın yanına geldikleri, sanık ... ile konuşmasından sonra mağdur ve tanıkları bırakmaları şeklinde gerçekleşen olaylarda, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; sanık ...'ın mağdur ...'ye karşı eylemi ile mağdurlar ... ve ...'e yönelik eylemleri için ayrı ayrı icbar suretiyle irtikap suçundan iki kez mahkumiyetine, sanık ... hakkında da sanık ...'ın işlemiş olduğu irtikap suçlarına azmettiren olarak iştirak ettiği değerlendirilerek icbar suretiyle irtikap suçundan iki kez, mağdur ...'e karşı banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlamaya teşebbüs ve kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçlarından ayrı ayrı birer kez mahkumiyetine, sanık ... hakkında ise üzerine atılı irtikap suçunu işlediği sabit görülmediğinden beraatine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanık ... hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan verilen beraat hükmüne yönelik olarak yapılan incelemede; Sanığın leh ve aleyhindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen mahkemenin beliren takdir ve kanaatine göre, yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B. Sanık ... hakkında kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede; Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 262 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre suç tarihinin 26.02.2010 olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. C. Sanıklar ... ve ... hakkında icbar suretiyle irtikap suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak yapılan incelemede; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine, mağdurlardan alınan toplam para miktarına ve mağdurların ekonomik durumlarına nazaran suça konu menfaat miktarının değer azlığı hükümlerinin uygulamasını gerektirmeyeceğine göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Ancak; Suç tarihi olan 26.02.2010 günü polis memuru olan sanık ...'ın diğer sanık ...'u görevi gereği kullandığı polis ekibi aracına çağırdığı ve mağdurlara karşı adı geçen sanığın polis amiri olduğu izlenimi yarattığı, sanıkların bir suç işleme kararının icrası kapsamında ve aynı gün içerisinde birden fazla mağdura karşı icbar suretiyle irtikap suçunu işledikleri anlaşılan somut olayda; sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uygulanarak tek bir zincirleme olarak icbar suretiyle irtikap suçundan hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulması, Kabule göre de; İcbar suretiyle irtikap suçlarını 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık ... hakkında aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmaması, Hukuka aykırı bulunmuştur. D. Sanık ... hakkında başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlamaya teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede ise; Sanık ...'un, ... Otelinde çalışan mağdur ...'e ait banka kartını alarak bankamatikten para çekmeye çalıştığı ancak yanlış şifre girmesi nedeniyle çekemediği, ardından da otele dönerek otelin kasasında nakit olarak bulunan 90 TL parayı aldığı somut olayda; 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi uyarınca işlenen bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet verilmesi halinde fikri içtima hükümlerinin uygulanacağı ve fikri içtima kuralına göre en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı ceza verilmesi gerektiği nazara alınarak başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlamaya teşebbüs suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerine sanık hakkında atılı suçtan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR 1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle İçişleri Bakanlığı vekilinin sanık ... hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince, ek Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Sanık ... hakkında icbar suretiyle irtikap suçundan verilen beraat hükmüne yönelik olarak yapılan incelemede; Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2011/100 Esas, 2015/375 sayılı Kararında katılanlar Hazine ve İçişleri Bakanlığı vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılanlar vekillerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye ve ek Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 3.Sanık ... hakkında kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede; Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2011/100 Esas, 2015/375 sayılı Kararına yönelik sanık ... ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 4. Sanıklardan ... hakkında icbar suretiyle irtikap, ... hakkında ise icbar suretiyle irtikap ve başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlamaya teşebbüs suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan incelemede; Gerekçe bölümünde (C) ve (D) bentlerinde açıklanan nedenlerle İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2011/100 Esas, 2015/375 sayılı Kararına yönelik katılan ... vekili, sanık ... müdafii ile sanık ... ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, sanıklardan ...'un irtikap suçu yönünden ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkı da gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği, Tebliğname'ye ve ek Tebliğname'ye sonucu itibarıyla uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.12.2023 tarihinde karar verildi.
İlgili Makaleler
- TCK m.282 Aklama Suçu Savunması: Yargıtay 5. Ceza Dairesi Kıstasları TCK m.282 aklama suçunda Yargıtay 5. CD. içtihadı: öncül suç, kasıt, kalıp ve savunma stratejisi.