Karar Özeti
5. Ceza Dairesi 2024/3790 E. , 2026/2240 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/201 Esas, 2023/1859 Karar SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hü
Karar Detayı
5. Ceza Dairesi 2024/3790 E. , 2026/2240 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/201 Esas, 2023/1859 Karar SUÇ : İhmali davranışla görevi kötüye kullanma HÜKÜM : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.12.2022 tarihli ve 2022/38 Esas, 2022/343 sayılı Kararı ile sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında eyleminin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle bu suçtan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereği hak yoksunluğu uygulanmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Katılanlar vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvuruları üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 11.10.2023 tarihli ve 2023/201 Esas, 2024/1859 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesindeki hak yoksunluğuna ilişkin uygulamanın değiştirilmesi ve katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın eylemi nedeniyle katılanın mağduriyetinin oluşmadığına, icra dosyasında alacağın büyük oranda tahsil edildiğine ve kalan kısım için de tahsil imkanının bulunduğuna, müştekinin satış için masraf vermediğine, takibe konu senedin tahril edildiğinin bilirkişi raporu ile sabit olduğuna, ... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen menfi tespit davasının ve ... Asliye Ceza Mahkemesinde görülen resmi belgede sahtecilik davasının bekletici mesele yapılması gerektiğine, bir kısım alacağa ilişkin tahsilat yapıldığına, kalan kısım için de dosyada teminat mektubu bulunduğuna ve bu mektubun nakde çevrilme imkanının olduğuna, menfi tespit davası nedeniyle icra takibinin durdurulmasına karar verildiğine ve tahsilat yapılmamasında kusurunun olmadığına, kararın bozulması istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Denizli Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, alacaklı vekili sıfatıyla, borçlu ... hakkında ... İcra Müdürlüğünün 2013/688 sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü icra takibi sırasında, borçluya ait araç ve taşınmazlar üzerinde 16.09.2013 tarihinde uygulattığı haciz işlemlerinin ardından yasal süresi içerisinde satış talebinde bulunmayıp İcra Müdürlüğünce söz konusu haciz işlemlerinin düşürülmesine dair 13.03.2019, 16.09.20 19... .09.2019 tarihli kararların verilmesine, dolayısıyla taşınır ve taşınmazların üçüncü kişiler adına devir ve tescil edilmesine sebebiyet verdiği, böylece görevini kötüye kullandığı iddiasıyla açılan kamu davasında, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına ilişkin hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ise de; icra takibine konu bonoya ilişkin yürütülen ve ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/17 Esas sayılı dosyasında görülen menfi tespit davasında, mahkemenin 17.10.2025 tarihli 2025/374 sayılı Kararı ile ''Davanın kabulü ile, ... İcra Müdürlüğünün 2013/688 Esas sayılı dosyasına konu 15.08.2009 tanzim tarihli, 10.08.2010 vade tarihli, 150.000,00 TL bedelli senet nedeniyle ve icra takibinden dolayı davacının müteveffa davalıya ve mirasçıları olan dahili davalılara borçlu olmadığının tespitine..'' dair karar verildiği ve dosyanın istinaf aşamasında olduğu hususu gözetildiğinde, menfi tespit davasının akıbetinin araştırılıp sanığın savunmasının aksine suç kastıyla hareket ettiğine ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde gösterilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kabule göre de; 25.09.2019 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında hatalı şekilde 2019 olarak gösterilmesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.06.2008 tarihli ve 2008/149 Esas, 2008/163 sayılı Kararında da belirtildiği gibi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarındaki şartlar gözetilmek suretiyle seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hakim tarafından değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu nazara alınarak; 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması için suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmekte ise de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında yer alan "kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların esas alınması, manevi zararların bu kapsama dahil edilmemesi gerektiği" şeklindeki kabul karşısında, fiilin mağduriyete sebebiyet verme olarak kabul edilip edilemeyeceğinin ve varsa atılı görevi kötüye kullanma suçu açısından oluşan maddi zararın neden ibaret olduğunun somut olarak belirlenmesinden, maddi zararın tespiti halinde sanığa bu zararı giderme imkanı tanınmasından sonra sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları da irdelenerek yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda ulaşılacak kanaate göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, 5271 sayılı Kanun'un 231/6. maddesindeki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin "sanığın mağdurun zararını gidermemiş olması göz önüne alınarak koşulları oluşmadığından ve yeniden suç işlemeyeceği kanaati oluşmadığından" şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına hükmolunması, Sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 52/3. ve 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddelerine aykırı davranılması, 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesiyle değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi, Temel ceza alt sınırdan tayin edildiği halde yasal ve yeterli gerekçe göstermeden 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğu süresinin alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi ile sürenin "45 gün" yerine hatalı olarak "1 ay 15 gün" şeklinde belirlenmesi, Hukuka aykırı görülmüştür. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince verilen Kararın 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi gereği Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.02.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Denizli Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, alacaklı vekili sıfatıyla yürüttüğü icra takibinde uyguladığı hacizlerin ardından yasal süresinde satış talebinde bulunmayarak hacizlerin düşürülmesine ve malların üçüncü kişilere devrine sebebiyet verdiği iddiasıyla ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına ilişkin hüküm düzeltilerek istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir. Takibe konu bonoya ilişkin menfi tespit davasında borçlu olunmadığının tespitine karar verildiği ve dosyanın istinaf aşamasında olduğu belirlenmiştir.
Hukuki İlke: Menfi tespit davasının akıbeti araştırılıp suç kastının varlığına ilişkin deliller karar yerinde gösterilmeden mahkumiyet kurulamaz. HAGB bakımından TCK 231/6 uyarınca giderilmesi gereken zarar, basit araştırmayla belirlenebilir somut maddi zarar olup, TCK 231/6'daki objektif ve subjektif koşullar değerlendirilmeksizin yalnızca zararın giderilmediği gerekçesiyle HAGB'ye yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırıdır. Ayrıca TCK 52/3 ve CMK 232/6 uyarınca adli para cezasına esas tam gün sayısı gösterilmeli, TCK 53/5 süresi doğru hesaplanmalıdır.
Uygulama Sonucu: Hükmün bozulmasına ve dosyanın Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava Strateji Notu: İcra takibiyle bağlantılı görevi kötüye kullanma davalarında, takibe konu alacağın menfi tespit gibi hukuk davalarıyla tartışmalı olması bekletici mesele ve suç kastının yokluğu yönünden güçlü savunma sağlar; ayrıca HAGB değerlendirmesinde somut maddi zararın bulunup bulunmadığının irdelenmesi talep edilmelidir.
İlgili Makaleler
- TCK m.282 Aklama Suçu Savunması: Yargıtay 5. Ceza Dairesi Kıstasları TCK m.282 aklama suçunda Yargıtay 5. CD. içtihadı: öncül suç, kasıt, kalıp ve savunma stratejisi.