İçeriğe geç
AC
5. Ceza Dairesi Esas: 2025/11832 Karar: 2026/4680 Tarih: 2026

Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2025/11832 K.2026/4680

5. Ceza Dairesi 2025/11832 E. , 2026/4680 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2025/9 Değişik iş SUÇLAR : Tefecilik, güveni kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara vaki itirazın reddi Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 23.07.2024 tarihli ve 2024/40706 Soruş

Karar Özeti

5. Ceza Dairesi 2025/11832 E. , 2026/4680 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2025/9 Değişik iş SUÇLAR : Tefecilik, güveni kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara vaki itirazın reddi Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 23.07.2024 tarihli ve 2024/40706 Soruş

Karar Detayı

5. Ceza Dairesi 2025/11832 E. , 2026/4680 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2025/9 Değişik iş SUÇLAR : Tefecilik, güveni kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara vaki itirazın reddi Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 23.07.2024 tarihli ve 2024/40706 Soruşturma, 2024/39429 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair Kararına vaki itirazın reddine ilişkin merci Bakırköy 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.01.2025 tarihli ve 2025/9 Değişik iş sayılı Kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 02.01.2025’te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca 10.11.2025 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.11.2025 tarihli ve KYB-2025/130942 sayılı yazısı ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; ''5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin şikayet dilekçesi ile özetle, müştekinin 2020 yılı Ağustos ayında bir arkadaşından borç istediğini, ancak kendisinin parası olmadığını, ... isimli kişinin faizle borç para verdiğini söylemesi üzerine müştekinin bu şüpheli ile iletişime geçtiğini, şüpheli ...'ın 15.000,00 Türk lirası borcu 1 ay sonra 20.000 Türk lirası almak şartıyla müştekiye verdiğini, müştekinin bu süre içinde kararlaştırılan parayı ödeyememesi üzerine 3 ay vadeli 25.000,00 Türk lirası borç daha aldığını, şüphelinin bu borcu 70.000,00 Türk lirası ödemesi şartıyla müştekiye verebileceğini ancak bunun için de teminat verilmesi gerektiğini söylemesi üzerine müştekinin teminat olarak evini şüpheliye tapuda devrettiğini, müştekinin toplam 40.000,00 Türk lirası borcunu 70.000,00 Türk lirası olarak ödemesi halinde evi şüpheliden geri alabileceğini kararlaştırdıklarını, ancak verilen süre içinde müştekinin bu borcu da ödeyememesi üzerine şüphelinin taşınmazı diğer şüpheli ...'e devrettiğini, şüpheli ...'ın müşteki ile yaptığı görüşmede borcu olan 70.000,00 Türk lirasını ödemesi halinde evi geri alabileceğini söylediğini, ancak daha sonra bu şüphelinin de taşınmazı halasının kızı olduğunu iddia ettiği ...'a devrettiğini, müştekinin şüpheli ...'a borcunu ödemesine rağmen evin kendisine geri verilmediğini, müştekinin şüpheliler haklarında yasal işlemlere başlayacağı sırada şüpheli ...'ın da evi diğer şüpheli ...'e devrettiğini öğrendiğini, tüm şüphelilerin fikir ve eylem birliği içinde müştekiyi zarara uğrattıklarını belirterek şikayetçi olması üzerine şüphelilerin tefecilik yaptıklarına ilişkin somut delil bulunmadığı, taşınmazın devredilmesinin başlı başına hukuki mesele olduğu, güveni kötüye kullanma suçu yönünden meselenin hukuki ihtilaf olduğu, tefecilik suçu yönünden iddiaların soyut nitelikte olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Dosya kapsamına göre; 1-Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 22/01/2024 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, ifadesi alınmayan şüphelilerin ifadelerinin alınması, şikayet dilekçesinde bildirilen sanığın dinlenmesi, belirtilen eksiklikler tamamlandıktan sonra tekrar değerlendirme yapılması gerektiğinden bahisle soruşturmanın genişletilmesine ilişkin Bakırköy 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/03/2024 tarihli kararını müteakip, anılan Cumhuriyet Başsavcılığınca ifadesi alınmayan şüphelilerin ifadelerinin alındığı, soruşturmanın genişletilmesi kararında maddi hata yapılarak şikayet dilekçesinde sanık olarak belirtilen kişinin ifadesinin alınması gerektiğinin belirtildiği, esasen şikayet dilekçesinde ismi belirtilen kişinin tanık olduğu gözetilerek bu tanığın ifadesi alınmadan yeniden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde, 2-Taraflar arasında görülmekte olan Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/261 esas sayılı dosyasının soruşturma dosyası arasına alınması, gerekli görülmesi halinde o dosyada tanık olarak dinlenilen kişilerin tekrar ifadelerine başvurulması, müştekinin şüpheliler ... ve ...'ın aralarında akrabalık bağı bulunduğunu, birlikte hareket ederek kendisini zarara uğrattıklarını iddia etmesi karşısında bu şüpheliler arasında akrabalık ilişkisi bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, şüpheliler haklarında benzer suçlardan soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, bunların yanı sıra olayın aydınlatılmasına yarar diğer delillerin toplanmasının ardından yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.'' Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe Şikayetçinin 2020 yılı Ağustos ayında bir arkadaşından borç istediği, ancak arkadaşının parası olmadığı için şüpheli ...'ın faizle borç para verdiğini söylemesi üzerine şikayetçinin bu şüpheli ile iletişime geçtiği, ...'ın 15.000,00 TL'yi 1 ay sonra 20.000 TL olarak ödemek şartıyla şikayetçiye verdiği, şikayetçinin bu süre içinde kararlaştırılan parayı ödeyememesi üzerine 3 ay vadeli 25.000,00 TL borç daha aldığı, şüphelinin bu borcu 70.000,00 TL ödemesi şartıyla şikayetçiye verebileceğini ancak bunun için de teminat verilmesi gerektiğini söylemesi üzerine şikayetçinin teminat olarak evini şüpheliye tapuda devrettiği, şikayetçinin toplam 40.000,00 TL borcu 70.000,00 TL olarak ödemesi halinde evi şüpheliden geri alabileceğini kararlaştırdıkları ancak verilen süre içinde şikayetçinin bu borcu da ödeyememesi üzerine şüphelinin taşınmazı diğer şüpheli ...'a devrettiği, şüpheli ...'ın şikayetçiye 70.000,00 TL ödemesi halinde evi geri alabileceğini söylediği ancak daha sonra bu şüphelinin de taşınmazı halasının kızı olduğunu iddia ettiği ...'a devrettiği, şikayetçinin şüpheli ...'a borcunu ödemesine rağmen evin kendisine geri verilmediği, şüpheliler hakkında yasal işlemlere başlayacağı sırada şüpheli ...'ın da evi diğer şüpheli ...'e devrettiğini öğrendiği, tüm şüphelilerin fikir ve eylem birliği içinde şikayetçiyi zarara uğrattıkları iddiaları üzerine başlatılan soruşturma sonucunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 22.01.2024 tarihli ve 2022/69861 Soruşturma, 2024/2523 sayılı Kararı ile şüphelilerin tefecilik yaptıklarına ilişkin somut delil bulunmadığı ve iddiaların soyut nitelikte olduğu, taşınmazın devredilmesinin hukuki bir mesele olduğu, güveni kötüye kullanma suçu yönünden de meselenin hukuki ihtilaf olduğundan, bahisle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara şikayetçi vekilinin itirazı sonrası Bakırköy 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 24.03.2024 tarihli ve 2024/2410 Değişik iş sayılı Kararı ile ifadeleri alınmayan bir kısım şüphelilerin ifadelerinin alınması, şikayet dilekçesinde belirtilen sanığın dinlenmesi gerektiği belirtilerek soruşturmanın genişletilmesine karar verildiği, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 23.07.2024 tarihli ve 2024/40706 Soruşturma, 2024/39429 sayılı Kararı ile değinilen 22.01.2024 tarihli ilk karardaki aynı gerekçelerle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara şikayetçi vekilinin itirazı üzerine merci Bakırköy 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.01.2025 tarihli ve 2025/9 Değişik iş sayılı Kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği görülmüştür. 5271 sayılı Kanun'un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. Aynı Kanun'un 172. maddesi "(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir...", 173. maddesi“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3) (Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir..." hükümlerini içermektedir. Yukarıda yer verilen kanuni düzenlemelerde de belirtildiği üzere Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. Karara itiraz edilmesi halinde itirazı inceleyecek olan Sulh Ceza Hakimliğince, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verilebilecektir. Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; şikayet dilekçesinde adı geçen tanığın ifadesinin alınması, taraflar arasında görülmekte olan Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/261 Esas sayılı dava dosyasının bir suretinin temin edilmesi, gerekli görülmesi halinde bu dosyada tanık olarak dinlenilen kişilerin ifadelerine başvurulması, şikayetçinin şüpheliler ... ve ...'ın aralarında akrabalık bağı bulunduğunu, birlikte hareket ederek kendisini zarara uğrattıklarını iddia etmesi karşısında bu şüpheliler arasında akrabalık ilişkisi bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, şüpheliler hakkında benzer suçlardan soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, şikayete konu taşınmazın tapu kaydının getirtilmesi, şüphelilerin tefecilik yapıp yapmadığı hususunda kolluk araştırması yaptırılması, vergi mükellefi olduklarının tespiti durumunda haklarında vergi inceleme raporu düzenlettirilmesi, şüphelilerin alacaklısı oldukları icra dosyalarının araştırılıp varsa borçlularının şüphelilerden faiz karşılığında ödünç para alıp almadıkları hususunda tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulması sonrasında hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verildiği anlaşılmakla kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2.Bakırköy 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.01.2025 tarihli ve 2025/9 Değişik iş sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3.5271 sayılı Kanun'un 309/4. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için soruşturma dosyasının Mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,10.03.2026 tarihinde karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla