KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2009/19444 E., 2010/14824 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
706 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili, birleşen dava ise, Kamulaştırma Kanununun 36. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- KARAR –
Asıl dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili, birleşen dava ise, Kamulaştırma Kanununun 36. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl davanın davacısı, birleşen davanın ise davalısı olan ... mirasçılarının vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelerden; dava konusu edilen 976 ve 1664 parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili olarak; taşınmazların bulunduğu bölgede tapulama çalışmaları yapılmadan önce ... tarafından 22.05.1971 tarihinde; ..., ... ve ... köyü tüzel kişiliği aleyhine tapu iptali ve tescil davası açıldığı, bu dava devam ederken yapılan tapulama çalışmaları sırasında 19800 m2 yüzölçümlü 976 parselin tapulama tutanağının Bornova Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduğu dikkate alınıp malik hanesi boş bırakılarak mahkemeye intikal ettirildiği, 1664 parselin ise, her nasılsa davalı olduğu gözetilmeksizin ... adına tahdit ve tespit edilerek,
1975 yılında tapulama tespitinin kesinleşmesi üzerine anılan kişi adına tescil edildiği, fakat Bornova Tapulama Mahkemesinin 1988 yılında kesinleşen 1979/45-1983/132 sayılı kararı ile 976 ve 1664 parsel sayılı taşınmazların ... adına hükmen tesciline karar verildiği anlaşılmıştır.
Öte yandan; dava konusu edilen 976 ve 1664 parsel sayılı taşınmazlar, Jandarma Motorlu Alayının konuşlanması amacıyla il idare kurulunun 04.03.1976 tarihli kararı ile kamulaştırılıp, kamu yararı kararında dahi 976 parselin itirazlı olduğu, 1664 parselin ise malikinin ... olduğu belirtilmiş, fakat bundan sonra her nasılsa 1664 parsel ile ilgili olarak kamulaştırma işlemi kayıt maliki olan ...'a yönelik olarak devam ettirildiği halde, 976 parsel ile ilgili kamulaştırma işlemi, taşınmazda hak sahibi olmayan ...'e yönelik olarak yapılmış ve bu kamulaştırma işlemleri sonunda 1664 parsel ile ilgili olarak,
Kamulaştırma Kanununun 16. maddesi uyarınca açılan davalar sonunda 1664 ve 976 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesi üzerine, 1664 parsel sayılı taşınmazın ... adına olan tapu kaydının iptal edilerek hükmen tescil yolu ile Hazineye intikal ettiği, ancak 976 parsel ile ilgili olarak ... aleyhine açılan dava sonunda, taşınmazın Hazine adına tesciline ilişkin olarak verilen Bornova 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1976/120-22 sayılı kararının, bu taşınmazın zaten davalı olması nedeniyle ... adına oluşmuş bir tapu kaydı bulunmadığından, infaz edilemediği dosya kapsamı ile sabittir.
Bu durumda; dava konusu edilen 976 ve 1664 parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili olarak tapu maliki olan ... tarafından, hem dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yapılan tapulama çalışmalarından, hem de İçişleri Bakanlığı adına yapılan kamulaştırma işlemlerinden önce 1971 yılında açılan tapu iptali ve tescil istemli dava sonunda Bornova Tapulama Mahkemesinin 1988 yılında kesinleşen 1979/45 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonunda, taşınmazların en son kayıt maliki olarak, ... adına tapu kaydı oluştuğu dikkate alındığında, söz konusu kararın kayıt maliki davacının mülkiyet hakkına, mülkiyet ihtilafına ilişkin dava tarihi olan 1971 yılından itibaren geçerlilik tanıdığını kabul etmek gerekir.
Hal böyle olunca; davalı İşişleri Bakanlığı adına 1976 yılında yapılan kamulaştırmaya dayalı olarak 6830 sayılı Kamulaştırma Kanununun 16. maddesi uyarınca açılan tapu iptali ve tescil davaları sonucunda, 976 parsel ile ilgili davanın gerçek kayıt malikine yöneltilmemiş olması nedeniyle Hazine adına oluşturulan tescil kararının yolsuz olduğu tartışmasızdır.
Öte yandan, 1664 parsel ile ilgili olarak ise 1971 yılında açılıp, 1988 yılında kesinleşen Tapulama Mahkemesinin 1979/45 esas sayılı dosyası ile verilen karar neticesinde ...'ın taşınmazlara hükmen tescil yolu ile malik olduğu gözetildiğinde, bu parsel ile ilgili olarak Hazine adına oluşan tapu kaydının dahi yolsuz olduğunun kabulü gerekir. Zira, 1664 parsel sayılı taşınmazın kayıt malikinin ... olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile de sabittir. Daha evvelden, ... tarafından, 1664 parsel ile ilgili olarak İçişleri Bakanlığı aleyhine açılan meni müdahale davasının reddine dair verilen ve kesinleşen karar bulunması tapuya kayıtlı mülkiyet hakkını ortadan kaldıran bir durum oluşturmaz.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu edilen 976 ve 1664 parsel sayılı taşınmazlara (geçerli bir hukuki nedene dayalı olarak) malik olan ... mirasçıları tarafından açılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında işin esasına girilerek talep hakkında bir karar verilmesi, idare tarafından açılan birleşen davanın ise reddedilmesi gerektiği, düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2009/19444, K. 2010/14824, 19 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama