KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2017/13351 E., 2017/9082 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
327 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
- KARAR –
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Sulu tarım arazisi niteliğindeki ... ilçesi, ... köyü ... parsel sayılı taşınmaza olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden değer biçilmesi yöntem olarak doğrudur. Ancak;
1-Kamulaştırılan taşınmazın davacı ... adına tesciline karar verildikten sonra talep de olmadığı halde, re'sen Hazine adına tesciline hükmedilmesi,
2-Dava konusu taşınmaz sulu arazi niteliğinde olduğundan kapitalizasyon faizinin % 4 oranında uygulanması gerekirken, bu oranın % 6 kabulü suretiyle eksik bedel tespiti,
3-Üretim masraflarına sermaye faizi de eklenmek suretiyle, üretim masrafı yüksek kabul edilerek az bedele hükmedilmesi,
4-2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine 6459 sayılı Yasanın 6. maddesi ile eklenen hüküm uyarınca, dava dört ay içerisinde sonuçlandırılamadığından, Anayasa Mahkemesi’nin 19.12.2013 tarih ve 2013/817 başvuru numaralı 1. bölüm kararı da göz önüne alınarak, kamulaştırma bedeline 14.10.2011 tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için yasal faiz yürütülmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
5-DSİ Genel Müdürlüğü, 02.11.2011 tarihinde yürürlüğe giren 662 sayılı K.H.K.'nın 58. maddesi uyarınca genel bütçeli idareler kapsamından çıkarılarak, özel bütçeli idareler arasına alınmıştır. Bu nedenle 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi hükmünden kaynaklanan yargı harçlarından muafiyetinin ortadan kalktığı gözetilerek, harç alınmasına karar verilmesi gerekirken, davacı idarenin harçtan muaf olduğu belirtilerek, harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi,
6-Davalının payı 1058/2176 olduğu halde, hüküm fıkrasında sehven 1058/276 yazılması,
Doğru görülmemiştir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2017/13351, K. 2017/9082, 23 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama