KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2022/8602 E., 2025/11011 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/558 Esas, 2022/110 Karar
- Karar
- Kısmen kabul/ Kısmen ret
Karar Metni
1.164 kelime·6 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda,davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 88 ada eski 3 parsel (yeni 8 ve 9 parsel) ve 90 ada eski 6 parsel (yeni 26 parsel) sayılı taşınmazların müvekkillerinin mirasbırakanları ...., .... ve ...’a davalı idare tarafından geçerli bir kamulaştırma yapmaksızın ve taraf teşkili sağlamaksızın mahkeme kararı ile 1974 yılında taşınmazların İSKİ Genel Müdürlüğü adına yolsuz olarak tescil edildiğini, müvekkillerini ve murislerine usulüne uygun tebligat bulunmadığını ve bedel de ödenmediğini, bu nedenle belirlenecek tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
1. Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; 221 sayılı Kanun gereği dava konusu taşınmazların kamulaştırıldığından davanın reddi gerektiğini, idarenin yapmış olduğu tüm işlemlerin kanuna ve usule uygun olduğunu, tapuya kayıt ve tescil edildiğini, dava konusu taşınmazın kamulaştırması 221 sayılı Kanun gereği tamamlandığını, taşınmazın ... Su Yolu (II. ...’ın eşi ... Tarafından Miladi 1582 yılında yaptırılmış) Memba Alanına ya da su yoluna tahsisli olup amme hizmetine 1582 yılından itibaren tahsis edildiğini, 2 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğini ve taşınmazın bedelinin bu nedenle istenemeyeceğinden davanın reddini talep ve beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2018 tarihli ve 2016/502 Esas 2018/177 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli ve 2018/2889 Esas 2020/1247 Karar sayılı kararı ile davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli ve 2018/2889 Esas, 2020/1247 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu 90 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tapusunun 26.08.1966 tarihinde oluştuğu ve davacıların bu taşınmaz için dava hakkını bu tarih itibarıyla elde ettikleri anlaşıldığından 221 sayılı Kanun’un uygulama olanağı bulunmamaktadır,
bu durumda 221 sayılı Kanun hükümleri uygulanmayacağının kabulü ile mahallinde yapılan keşif sonucu dava konusu 90 ada 6 (ifrazen 90 ada 26) taşınmazın dava tarihindeki değerinin biçilmesinde ve alınan rapor uyarınca bedelinin tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup 88 ada 3 (ifrazen 88 ada 8-9) parsel sayılı taşınmaz 221 sayılı Kanun uyarınca hükmen davalı idare adına tescil edilmiş olup bu dava hasımsız olarak yürütüldüğünden,
idare adına yapılan tescil yolsuz tescil niteliğinde olsa da dava konusu taşınmazın 17.01.1958 tarihinde kadastro tespiti sonucu o tarihteki malikleri adına tespit edildiği ve dava açma hakkının da bu tarihte elde edildiği, dava konusu taşınmaza 09.10.1956 tarihinden çok önce ...
Suyu Memba Sahası ve İsale Hattı nedeniyle el atıldığı, davacılar murislerinin 13.01.1963 tarihine kadar gayrimenkullerin bedelini dava hakkı bulunduğu hâlde, 221 sayılı Kanun ‘un 4 üncü maddesinde yer alan dava hakları, hak düşürücü süresi içinde kullanılmadığından, bu parsele ilişkin davanın reddine karar verilmesi, gerekirken, yanılgılı değerlendirme şekli ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kasulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, kısmen kabul kararının hatalı olduğunu, paydaşlar tarafından açılan davanın kabulüne karar verildiğini, kabul edilen parsel yönünden faizi ile tahsiline karar verilmemesinin yerinde olmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu parsellerin ... Suyu'na ait Memba Alanı ve Galeri parselleri olduğu 1582 yılında ...'ın zevcesi ... tarafından yaptırılmış ve vakfedilmiş olup, dava konusu taşınmazlar 1933 yılında İSKİ Genel Müdürlüğüne devredildiğinden ve 90 ada 6 parsel sayılı taşınmaz için de 1922 yılında zabit kayıtları oluştuğundan, davanın bu parsel yönünden de reddedilmesi gerektiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Yapılan incelemede; dava konusu 90 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının 26.08.1966 tarihinde oluştuğu ve davacıların bu taşınmaz için dava hakkını bu tarih itibarıyla elde ettikleri anlaşıldığından bu parsel yönünden işin esasına girilerek taşınmazın dava tarihindeki değerinin biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Dava konusu 88 ada eski 3 parsel (yeni 8 ve 9 parsel) sayılı taşınmazlara ilişkin kök tapu kaydının 17.01.1958 tarihinde kadastro tespiti ile oluştuğu ve sunulan belgelerden dava konusu taşınmazlara 9.10.1956 yılından önce el atıldığının sabit olduğu anlaşılmış olup, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 4 üncü maddesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/ 352 Karar sayılı kararları ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 Karar sayılı ve 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas,
1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.4.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği de gözetildiğinde bu parseller yönünden davanın reddine karar verilmesi yerindedir.
4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. Davalı idare harçtan muaf olmadığı hâlde harçtan muafiyetine ilişkin karar verilmesi hatalıdır.
6. Kabul edilen bedele dava tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi doğru değildir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı idare vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacılar vekilinin Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının;
a) Hüküm fıkrasının bedele ilişkin 1 .bendinin b harfi ile gösterilen bölümünde yer alan “700.514.82TL nin”ibaresinden sonra “dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile”ibaresinin yazılması,
b) Kamu düzeni gereğince, hüküm fıkrasının harca ilişkin 2.bendinin tümüyle çıkartılması, yerine “ Alınması gerekli 54.40 TL harcın peşin ve ıslah harcı toplamı olan 60.60 TL ‘den mahsubu ile kalan kısmın talep davacı tarafa iadesine, ”cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/8602, K. 2025/11011, 14 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama