KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2023/4355 E., 2023/11015 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/562 Esas, 2023/217 Karar
- Karar
- Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/29 Esas, 2022/23 Karar
Karar Metni
1.616 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurunun esastan reddi ile kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın feragat nedeniyle reddine ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi 26320 ada 1 parsel sayılı taşınmazın imar planında okul alanı olarak ayrıldığını, davalı idare tarafından her hangi bir kamulaştırma işlemi yapılmadan taşınmaza el atıldığından bahisle taşınmazın bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; arsa üzerinde herhangi bir tesislerinin bulunmadığını, fiziki el atma olmadığı için idari yargının görevli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne, taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazın tapusunun iptali ve Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığını, yargılama görevinin idari yargı yerine ait olduğunu, davanın imar planlarını yapan belediyeye karşı açılması gerektiğini, 222 sayılı İlköğretim Kanunu'nun 62 nci maddesi uyarınca bedelsiz tahsis gerektiğini, raporun yetersiz, bedelin yüksek olduğunu ileri sürülmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu hâliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir.
Kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği açık olup,
26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7421 sayılı Kanun) 3 üncü maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümlede dikkate alındığında açılacak bedel davasında adlî yargı görevli olduğundan, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değerinin tespit edilip birleştirilen dava yönünden davalı idareden tahsiline, dava konusu taşınmazdaki davacı payının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline dair kararda,
taşınmazın paydaşları tarafından açılan davada Ağustos 2011 değerlendirme tarihi itibarıyla tespit edilen 1.500 TL/m² birim bedelin Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2013/898 Esas, 2013/4049 Karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleştiği, dava konusu taşınmazın paydaşlarınca açılan davada Ocak 2021 değerlendirme tarihi itibarıyla belirlenen 5.100 TL/m² birim bedelin Dairemizin 2021/2078 Esas sayılı ilâmı ile uygun bulunduğu da dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik bulunmadığından davalı idare vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak; davacılar vekili tarafından dosyaya sunulan 21.12.2022 tarihli dilekçede davalı idareye karşı açmış oldukları davada dava konusu iddia ve taleplerinden ..., ... ve ... yönünden feragat ettiklerinin bildirildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)
311 inci maddesinde feragatin kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı, aynı Kanun'un 310 uncu maddesinde ise hüküm kesinleşinceye kadar her zaman davadan feragat edilebileceği hususlarının düzenlendiği, davacılar tarafından verilen vekaletnamelerde davadan feragat etme yetkisi bulunduğu ve vekilin bu yetkiye istinaden 6100 sayılı Kanun'un 307 ve devamı maddeleri gereğince usulüne uygun olarak davadan feragat ettiği anlaşılmış olup asıl dava davacıları yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davalı idare harçtan muaf olup davacılar tarafından yatırılan harçların karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine karar verilmiş ise de.
26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen ek madde 4'ün son fıkrasında “Bu kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” düzenlemesi yapılmıştır.
Kanun koyucu tarafından daha önce 09.11.1956 ile 04.11.1983 tarihleri arasındaki fiili el atmalarda maktu harca hükmedilmesi gerektiği 6487 sayılı Kanun değişikliği ile kabul edilmiş olup bu Kanun halen yürürlükte olduğundan 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında kabul edilen hükümle 04.11.1983 tarihinden sonra yapılan fiili el atmalarda da maktu harca hükmedilmesi gerektiğinin amaçlandığının kabulü gerekir.
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 125 inci maddesi uyarınca 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen 4 üncü maddenin üçüncü fıkrasının harca ilişkin özel bir düzenleme olduğu ve bu özel kanun hükmünün öncelikle uygulanması gerektiğinden davacılar tarafından yatırılan harçların kararın kesinleşmesi beklenmeden talep halinde yatıran tarafa iadesine karar verilmesi yönünden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; yargılama kapsamında yapılan keşif ve bilirkişi raporları ile toplanan deliller ve yerel mahkeme kararı kapsamında dava konusu taşınmaza davalı idarece kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığı halde, açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi yanında kamulaştırmasız el atan idare lehine bir de kendisini vekille temsil ettirdiğinden bahisle nispi vekâlet ücretine hükmolunmuş olması,
Anayasa Mahkemesi kararıyla ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6 ncı ve 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince davalı idare lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ve birleştirilen dava yönünden kabul kararı verildiği halde lehimize vekâlet ücretine hükmedilmemesi yönünden de kararın düzeltilmesini talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 1 inci maddesi ile 26.11.2020 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ile Ek Madde-1 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümlesi.
3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Dosya kapsamında yer alan fen bilirkişi raporunda, keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte, 1988 onay tarihli 1/1000 ölçekli imar planı kapsamında okul yeri olarak ayrıldığı ve taşınmazın başkaca paydaşlarınca açılan kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemli davaların kabulüne dair hükmün Dairemiz denetiminden geçerek kesinleşmesi sonucunda davalı idarenin taşınmazda malik olduğu da gözetildiğinde, kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü ile alınan rapor uyarınca taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4’ün son fıkrasında “Bu kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” düzenlemesi ile 04.11.1983 tarihinden sonra yapılan fiili el atmalarda da maktu harca hükmedilmesi gerektiğinin amaçlandığının kabulü gerektiğinden bahsedilmiş ise de bu davaların yasal kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun,
16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçlarının nispi olarak uygulanması gerektiğinden 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16.11.2022 tarihli ve 7421 Sayılı Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasının 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar için açılan davalarda uygulanma imkanı
bulunmamaktadır.
5. Kaldı ki eldeki davada dava konusu taşınmaz 1/1000 ölçekli uygulama imar planında eğitim tesis alanında kaldığından ve taşınmazın paydaşları tarafından açılan davalar sonucu idarenin taşınmazda paydaş olduğundan kamulaştırmasız el atmanın gerçekleştiği kabul edilerek taşınmazın bedeline hükmedildiğinden Ek Madde 4'ün uygulanması söz konusu değil ise de davalı idare harçtan muaf olup davalı taraf aleyhine hükmedilecek bir harç tutarı bulunmadığından bu hususta düzeltme yapılmamıştır.
6. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6 ncı maddesi uyarınca feragat nedeniyle reddine karar verilen bedel üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/4355, K. 2023/11015, 16 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama