KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/10194 E., 2025/10742 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/4871 Esas, 2024/2159 Karar
- Karar
- Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
- İlk derece mahkemesi
- Aliağa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/635 Esas, 2023/320 Karar
Karar Metni
1.581 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı ...'un davasının aktif husumet yokluğundan reddine, davacı ...'ın davasının kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davacı ...'un davasının usulden reddine, davacı ...'ın davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ... vekili ile davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacı ...'ın davasının kısmen kabulüne, davacı ...'un davasının aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ile davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların hissedarı oldukları İzmir ili, ..., ... Mahallesi 1246 parsel (yeni 100 ada 21 parsel) sayılı taşınmazın " 1. Derecede arkeolojik sit alanı" kapsamına alınarak taşınmazın tapu kaydına 24.10.2000 tarihinde bu yönde şerh konulduğunu, dava konusu taşınmaza davalı ... tarafından fiilen el atıldığını, başlatılan kazı çalışmalarının halen devam ettiğini, davacıların mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek taşınmazın bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı olarak düzenlenen uzlaşma prosedürü yerine getirilmeden açılan davanın reddi gerektiğini, davalı ... tarafından uzlaşma başvurusunda bulunulmadığını, dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceğini, taşınmazın sit alanı olarak ilanının mülkiyet hakkına müdahale olarak değerlendirilemeyeceğini, davalı idarenin sorumluluğuna gidilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ...'un davasının usulden reddine, davacı ...'ın davasının kısmen kabulü ile taşınmaz bedelinin 30.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, bedeline hükmedilen davacı payının tapusunun iptali ile davalı Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ile davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza 1983 yılı öncesi fiili el atmadan söz edilemeyeceğini, fiili el atmanın ancak arazi sahibinin rızası aranmaksızın yapılan müdahaleleri ifade ettiğini, oysa ki, arazi sahipleri ile kazı başkanları arasında imzalanan çeşitli protokoller çerçevesinde, mutabakata varılan kira bedellerinin arazi sahiplerine ödenmesi suretiyle taşınmaza müdahalede bulunulduğunu, dolayısıyla 1983 öncesi taşınmaza fiili el atmadan söz edilemeyeceğini, taşınmazın dava tarihi itibarıyla niteliğinin arsa olduğunu, arsa olarak değer biçilmesi gerektiğini, el atma tarihi 1983 sonrası kabul edilerek davacı lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı Hazineye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat yükümlüsü olarak Davalı ... gösterilirken yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalılardan tahsiline karar verildiğini, davalı Hazinenin yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumluluğuna gidilemeyeceğini, hükmün infaza elverişli olmadığını, dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceğini, taşınmaz malikleri ile yapılan kira sözleşmeleri ve uzlaşma protokolleri çerçevesinde taşınmazda kazı çalışmalarının yürütüldüğünü,
taşınmazda yapılan kazı çalışmalarının 1983 öncesine dayandığını, kazı için 1980 yılından itibaren belirli aralıklarla mülkiyet sahiplerine kira bedeli ödendiğini, taşınmazın bedelinin çok yüksek belirlendiğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kazı yapılan alanın net olarak tespit edilmediğini, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların taşınmazı edinimlerinin 2009 yılı ve sonrasına dayandığını, öte taraftan taşınmazın " 1. Derecede arkeolojik sit alanı " olduğuna dair şerhin taşınmazın tapu kaydına 24.10.2000 tarihinde konulduğunu, tapu kayıtlarının herkese açık olup sicilde kayıtlı bilgilerin daha sonradan bilinmediğinden bahisle hak kaybı iddiasında bulunulamayacağını, taşınmazın sit alanı olduğunu, bu nedenle tazminata hükmedilemeyeceğini, aksinin kabulü halinde hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu,
fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadan açılan davada talebin ıslah edilemeyeceğini, ıslah edilen bedel üzerinden ıslah harcı yatırılmış gibi usule aykırı karar verildiğini, davacıların taşınmaz üzerindeki tasarruf haklarının kısıtlanmadığını, kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceğini, kamu yararı gereği taşınmazın koruma altına alınarak sit alanı olarak ilan edildiğini, aleyhe yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyadaki bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmaza el atmanın 1975 yılında başladığının anlaşıldığı, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Geçici 6 ncı maddesi uyarınca, 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen el atılan taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma davalarında, taşınmazın el atma tarihindeki niteliği esas alınarak dava tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerektiği, taşınmazın el atma tarihindeki niteliğinin " arazi " olarak belirlendiği,
davacı ... tarafından dava açılmadan önce uzlaşma başvurusunda bulunulduğu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu gereği kamulaştırma yetkisinin davalı ...
Bakanlığına ait olduğu, dolayısıyla husumetin Kültür ve Turizm Bakanlığına yöneltilmesi gerektiği, Hazine yönünden davanın husumetten reddi gerektiği, Hazine aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilemeyeceği, taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde, davacıların edinimlerinin miras nedeniyle intikal olduğu, murislerinin edinimlerinin ise sit alanı olarak yapılan belirlemeden önce olduğu,
bu nedenle davacıların taşınmazdaki kısıtlamayı bilerek edindiklerinden bahsedilemeyeceği, 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında fiilen kamulaştırmasız el atılan taşınmazlara ilişkin olarak açılan davalarda harç ve vekâlet ücretinin maktu alınması gerektiği, eldeki davada, davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmaması ve vekâlet ücretinin maktu belirlenmesi yerinde ise de davalı Hazinenin de sorumluluğun her iki davalıya ait olduğu algısı oluşturacak şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı,
Hazineye bu anlamda sorumluluk yüklenemeyeceği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaza el atma tarihindeki niteliğine uygun olarak 2014 yılı itibarıyla değer biçilip davacı ...'a ait hissenin tamamı için tapu iptal ve tescil kararı verilmesinin yerinde olduğu, nitekim davacı ...'ın hissesinin tamamını karşılar şekilde yapılan belirlemeye bir itirazının olmadığı, bu hali ile davalıların kazı alanlarının doğru ölçülmediği yönündeki itirazının sonuca etkisinin bulunmadığı,
18.01.2024 tarihli ve 32433 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 30.11.2023 tarihli ve 2023/101 Esas, 2023/207 Karar sayılı kararı ile kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarına ilişkin olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen “Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.” hükmü Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiği gözetilerek hüküm tesisi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacı ...'ın davasının kısmen kabulüne, davacı ...'un davasının aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ile davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceğini, taşınmaz malikleri ile yapılan kira sözleşmeleri ve uzlaşma protokolleri çerçevesinde taşınmazda kazı çalışmalarının yürütüldüğünü, taşınmazda yapılan kazı çalışmalarının 1983 öncesine dayandığını, kazı için 1980 yılından itibaren belirli aralıklarla mülkiyet sahiplerine kira bedeli ödendiğini, taşınmazın bedelinin çok yüksek belirlendiğini, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kazı yapılan alanın net olarak tespit edilmediğini, davanın reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazın İzmir 1 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 20.09.1990 tarih ve 2253 sayılı kararıyla belirlenen birinci derecede arkeolojik sit alanı içinde yer aldığı, Kyme Antik Kenti'nin agora, tiyatro, tapınak, stoa, kale ve liman gibi önemli yapıların bulunduğu taşınmaz olduğu, 1980 yılından itibaren belirli aralıklarla taşınmazda kazı çalışmalarının yapıldığı, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 24.10.2000 tarihinde "1. derece arkeolojik sit alanı " olduğuna dair şerh konulduğu anlaşılmaktadır.
3. 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 21 inci maddesiyle değişik 2942 sayılı Kanun'un geçici 6 ncı maddesi uyarınca, "09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında” fiilen kamulaştırmasız el atılan taşınmazlara ilişkin açılacak davalarda taşınmazın el atma tarihindeki nitelikleri esas alınarak dava tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerekir. Dava konusu taşınmaza 04.11.1983 tarihinden önce fiilen el atıldığı gözetilerek el atma tarihindeki niteliği esas alınarak dava tarihindeki değerinin tespit edilmesi ve kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin davalı ... Bakanlığından tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı ... vekili ile davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı ...'dan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı ... ile davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/10194, K. 2025/10742, 8 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama