KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/10713 E., 2025/6347 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/450 Esas, 2021/1117 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Gölbaşı(Ankara) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/676 Esas, 2019/201 Karar
Karar Metni
1.098 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/A maddesi gereği tapu kaydındaki yüzölçümün azalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ..., ... köyü 495 parsel sayılı 41.200 m² miktarındaki taşınmazda 17.06.2010 tarihli ve 7894 yevmiye sayılı işlemle 40.000,00 TL bedelle 15/824 oranındaki hisseyi yatırım amacıyla satın aldığını, müvekkilinin Gölbaşı Tapu Sicil Müdürlüğünden 22.10.2018 tarihinde aldığı tapu kaydında hissesinin 54,23 m² 'ye düştüğünü gördüğünü, yaptırdığı inceleme sonucunda dava konusu parselde 2015 tarihinde kadastro yenilemesi işlemi yapıldığını ve bu işlem ile taşınmazın 41.200 m² olan yüzölçümünün 4519,20 m² düştüğünü öğrendiğini, müvekkilinin hissesinde 667,7 m² hisse kaybı oluştuğundan uğramış olduğu zararın davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan tazminat davasının yersiz olduğunu, reddi gerektiğini, 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi kapsamında yapılan çalışmalar sonucunda dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine, tersimat ve miktar hatası bulunduğu hususunda 20.02.1989 tarihinde şerh düşüldüğünü, o zamanki taşınmazın maliklerine söz konusu düzeltme işleminin 1997 yılında tebliğ edildiğini, davacının ise taşınmazı 2010 yılında satın aldığını kendisinin beyan ettiğini, dava konusu taşınmazın davacının iddia ettiği gibi hiçbir zaman 41.200 m² olmadığını, taşınmazın zemininde,
sınırlarında değişiklik olmaması nedeniyle davacının herhangi bir kaybı bulunmadığını, daha sonra imar uygulaması da yapıldığını, bu nedenlerle haksız, hukuki mesnetten yoksun olarak açılan davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine, davanın esasına girilmesi durumunda ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin tapu kütüğündeki yüzölçüme güvenerek taşınmazdan pay satın aldığını, resmi akit tablosunda 20.02.1989 tarihli ve 485 yevmiye nolu şerhin bulunmadığını, müvekkilinin bu şerhi bilmeden tapu kütüğünde yazılı miktara güvenerek pay satın aldığını, tapu sicilinde kayıtlı bulunan tüm şerhlerin resmi senette de olması gerektiğini, tapu müdürlüğünün 20.02.1985 tarihinde taşınmazın yüzölçümünün hatalı olduğunu bildiği hâlde, bunca sene bekleyerek kusurlu hareket ettiğini, müvekkilinin hatalı hisse satın almasına sebep olduğunu, bilirkişi raporuna itiraz ettikleri halde bu yönde karar verilmeden ve dava değerini artırmak için süre verilmeden acele karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aynı taşınmaza ilişkin Gölbaşı 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/294 Esas, 2018/243 Karar sayılı ve Gölbaşı 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/266 Esas, 2018/39 Karar sayılı dava dosyalarındaki belgelerden.
09.07.1951 tarihinde yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 495 parsel sayılı 41.200 m² yüzölçümündeki taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine istinaden tarla niteliği ile ... ve ... adlarına tespit edildiği, Hazine tarafından tapu kaydına dayalı açılan davanın Gezici Arazi Kadastro Mahkemesi’nce reddine tespit gibi tescile karar verildiği, kararın kesinleşmekle 03.03.1957 tarihinde hükmen tespit gibi tescil edildiği,
Çankaya Kadastro Müdürlüğünce 1998 yılında 3402 sayılı Kanun’un 41 inci maddesi uyarınca 477 ila 487, 489, 491, 493 ve 495 parsellerde 209 ve 210 nolu poligonlarda yanlış okuma ve tersimat hatası yapıldığı belirtilerek düzeltme işlemi yapıldığı, bu işlem sırasında 495 parselin yüzölçümünün 4.102 m² olarak düzeltildiği, 495 parselin paydaşlarından Zeki Yener tarafından 495 parsele ilişkin yapılan düzeltme işleminin iptaline ilişkin davanın Gölbaşı/Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2003/464 Esas, 2004/235 Karar sayılı ilamıyla düzeltme işlemiyle vasıf ve mülkiyet değişikliği yapıldığı gerekçesiyle kabul edildiği,
temyiz edilmeksizin kesinleştiği yine paydaşlardan ... tarafından 495 parsele ilişkin yapılan düzeltme işleminin iptaline ilişkin davanın Gölbaşı/Ankara Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/464 Esas, 2004/235 Karar sayılı ilamıyla aynı gerekçe ile kabul edildiği, temyiz edilmeksizin kesinleştiği, 495 parselin tapu kaydının beyanlar hanesine 20.02.1989 ve 03.07.1998 tarihlerinde “tersimat ve miktar hatası vardır” şerhinin konulduğu, yine 18.02.2005 tarihli 274 ve 1275 yevmiye numarasıyla “Bu taşınmazın Kadastro Kanunu’nun 41.maddesine göre düzeltme işleminin iptaline ilişkin karar dosyasındadır.
Gölbaşı Sulh Hukuk Mahkemesi” şerhinin konulduğu, davacının 495 parsel sayılı 41.200 m² nin yüzölçümlü taşınmazdaki 15/824 payı 17.06.2010 tarihinde satın aldığı, davacıya satışa ilişkin resmi satış akit tablosunda tersimat ve miktar hatası olduğuna dair şerhin bulunmadığı, 2015 yılında 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında 4.519,20 m² yüzölçümüyle 121224 ada 25 parsel numarasını aldığı, uygulama kadastrosunun 28.05.2015-26.06.2015 tarihleri arasında ilan edildiği, itiraz edilmediğinden kesinleşmekle 26.08.2015 tarihinde tapuda tescil işleminin yapıldığı,
böylelikle taşınmazın yüzölçümünde 36.680,8m² azalma olduğu, daha sonra 23.08.2016 tarihinde imar uygulamasıyla 2.978,79m² yüzölçümlü 123114 ada 8 parsele gittiği,1.540 m² nin düzenleme ortaklık payı olarak kesildiği, davacının 25.10.2019 tarihinde eldeki tazminat davasını açtığının anlaşıldığı,
bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişinin bu tescile dayanamayacağından ve iyi niyetli olduğu düşünülemeyeceği, somut olayda davacının çekişmeli taşınmazda kayden pay satın aldığı tarihte tapu kütüğünün beyanlar hanesinde miktar ve tersimat hatası vardır şerhleri bulunduğundan, 4721 sayılı Kanun'un 3 ve 1020,
1023 ve 1024 üncü maddeleri karşısında ve aynı nedenle açılan paydaş dosyasında davanın reddi kararı Yargıtay denetiminden geçtiği de gözetildiğinde tazminat davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmeyerek davacı vekilin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz itirazında bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/10713, K. 2025/6347, 29 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama