KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/10839 E., 2025/12080 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/209 Esas, 2024/193 Karar
- Karar
- Kabul
Karar Metni
1.439 kelime·7 dk okuma·15 bölüm
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.09.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü yetki belgesine istinaden davalı vekili Avukat ... gelmiş, davacı idare vekili duruşmaya katılmamıştır.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Uşak ili, ..., ... 2063 ada 449 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın gerçek değerinin tespit edilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.11.2015 tarihli ve 2014/209 Esas, 2015/893 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 30.11.2015 tarihli ve 2014/209 Esas, 2015/893 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın değerinin tespitinde, şirkete yapılan özel amaçlı satışların emsal olarak alınması doğru olmadığı gibi dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla;
hükme esas alınan bilirkişi raporunda kıyasi emsal kabul edilen taşınmazın ise bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihi itibarıyla fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselleri mi oldukları ilgili Belediye İmar Müdürülüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup,
3194 sayılı İmar Kanunu'nun (3194 sayılı Kanun) 15 ve 16 ncı maddeleri uyarınca bir kısmı kamuya terk edilen taşınmazların Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre imar parseli olarak değerlendirilmesi gerektiği de gözetilerek alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporunun denetlenmesi ve aynı amaçla kamulaştırılan, birbirine komşu olan taşınmazlarla ilgili olarak açılan davalarda aynı değerlendirme tarihi itibarıyla benzer sonuçlara ulaşılması,
oluşabilecek farklılıkların da makul gerekçelerle açıklanması gerektiği hâlde, birbirine komşu taşınmazlar için haklı bir gerekçe gösterilmeden çok farklı metrekare birim fiyatları belirlendiğinden bu raporlara göre karar verilmesi mümkün olmadığından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yayımlanan ve değerlendirme tarihi olan 2014 yılına ait Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkındaki Tebliğe göre yapı sınıfları, bu yapı sınıflarına uygun birim fiyatları ve yaşları belirlenip buna göre yıpranma payı düşülerek değer biçilmesi gerekirken, acele kamulaştırma dosyasında alınan bilirkişi raporunda tespit edilen yapı bedelinin dava tarihine endekslenmesi suretiyle bilimsel olmayan yöntemle hesap yapan rapor doğrultusunda yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 20.12.2018 tarihli ve 2017/641 Esas, 2018/894 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemenin 20.12.2018 tarihli ve 2017/641 Esas, 2018/894 Karar sayılı kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir; ancak aynı amaçla kamulaştırılan ve birbirine komşu olan .... Mahallesi 444 ada 16 parsel sayılı taşınmaza 21.07.2014 değerlendirme tarihinde 807.60 TL/m², ... 315 ada 27 parsel sayılı taşınmaza 24.03.2014 değerlendirme tarihinde 714.98 TL/m², ...
315 ada 163 parsel sayılı taşınmaza 21.07.2014 değerlendirme tarihinde 807.59 TL/m² ve 315 ada 560 parsel sayılı taşınmaza 884.00 TL/m² birim fiyat takdir edildiği ve bu bedellerin Dairemiz denetiminden geçerek 2019/3055 Esas, 2019/3584 Esas, 2020/753 Esas, 2020/757 Esas sayılı kararlar ile onandığı anlaşıldığından, değerlendirme tarihi olan 24.03.2014 itibarıyla dava konusu taşınmaza takdir edilen m² birim fiyatı inandırıcı görülmediğinden,
aynı konumda bulunan ve değerlendirme tarihi yakın olan parseller için tespit edilen metrekare değerlerinden ayrılma nedenleri konusunda bilirkişi kurulundan ek rapor alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması, fen bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın geldisinden yola terk ve ifraz edilerek oluştuğu belirtilmiş olup, dava konusu taşınmazın ilk tesisinden itibaren tedavüllü tapu kayıtları getirilip, 3194 sayılı Kanun'un 15 ve 16 ncı maddeleri uyarınca taşınmazın bir kısmının kamuya terk edildiğinin tespiti halinde, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre imar parseli olarak;
aksi takdirde kadastro parseli olarak değerlendirilmesi gerektiği düşünülmeden eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olduğundan ve davacı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece 20.01.2022 tarihli ve 2021/216 Esas, 2022/55 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı
1.Mahkemenin 20.01.2022 tarihli ve 2021/216 Esas, 2022/55 Karar sayılı kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; her ne kadar mahkemece bozma kararına uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği, arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaz ile emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak zeminine değer biçilmesi yöntem itibarıyla doğru olduğu gibi resmî birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı da düşülerek üzerinde bulunan yapılara değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir;
ancak hükme esas alınan 06.10.2021 tarihli fen bilirikişi raporunda, dava konusu taşınmazın 315 ada 136 ve 315 ada 218 parsellerinin yola terk, ayırma ve birleşmesinden oluşmuş imar parseli niteliğinde olduğu belirtilmiş olup dava konusu taşınmazın ilk tesisinden itibaren tedavüllü tapu kayıtları getirilip, 3194 sayılı Kanun'un 15 ve 16 ncı maddeleri uyarınca taşınmazın bir kısmının kamuya terk edildiğinin tespiti halinde, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre imar parseli olarak;
aksi takdirde kadastro parseli olarak değerlendirilmesi gerektiği düşünülmeden eksik inceleme ile dava konusu taşınmazın kadastral parsel olarak kabulü ile karar verilmesi hatalı olduğundan ve faiz hükmü hatalı kurulduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemece ilam başlığından tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bedel yüksek belirlendiğini, dava konusu taşınmazın Gecekondu Önleme Bölgesi içerisinde yer aldığını, bu alana hiç rağbet olmamasına rağmen bedelin bu kadar yüksek belirlenmesinin kabul edilmeyeceğini, her bozma kararından sonra bilirkişilerin taşınmazın bulunduğu alanının kamulaştırma sonrası güncel halinden etkilenerek bedeli yükselttiklerini, dava tarihine göre değerlendirme yapmadıklarını, emsal satışların gerçeği yansıtmadığını, faiz hükmünün hatalı kurulduğunu, lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, faiz bitiş tarihlerinin hatalı gösterildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, taşınmazın gerçek bedelinin tespit edilmediğini, dava konusu taşınmazın bulunduğu mahallenin emlak vergisine esas metrekare rayiç bedellerinin kasıtlı olarak düşük tutulduğunu, aynı kamulaştırma kapsamında dava konusu taşınmazın komşu parsellerine daha yüksek bedeller takdir edildiğini ve bu bedellerin onandığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihaî kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde, dava konusu taşınmaz ile aynı kamulaştırma kapsamında kamulaştırılan imar parseli niteliğindeki bitişik ... 2063 ada 410 parsel sayılı taşınmaza takdir edilen bedelin Dairemizin 07.10.2021 tarihli ve 2021/3156 Esas, 2021/11087 Karar sayılı kararı ile onanarak denetimden geçtiği de gözetilerek bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
4. Fark kamulaştırma bedelleri olan 225.975,85 TL ile 127.311,56 TL'ye bu bedellerin ödenmesine karar verilen 20.01.2022 tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken, son karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının 4 üncü bendinin "b" ile gösterilen bentlerinden "mahkememizin son karar tarihi olan 09.07.2024" ibaresinin ayrı ayrı çıkartılması, yerlerine ayrı ayrı "20.11.2022" tarihinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davacıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/10839, K. 2025/12080, 30 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama