KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/11393 E., 2025/9250 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/961 Esas, 2024/1262 Karar
- Karar
- Esastan ret
Karar Metni
1.123 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince kamulaştırma bedelinin verilen süreler içerisinde depo edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... köyü 68 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa vasfında kabul edilerek emsal araştırması yapılmak suretiyle rayiç değerinin tespit edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa vasfında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, emsal alınan taşınmaz satışının eski tarihli ve özel amaçlı satış olduğunu, emsal karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, kararın tescil yönünden kesin olduğuna ilişkin hüküm kurulması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dairenin kaldırma kararı sonrasında davacı tarafa, tapuda intifa hakkı sahibi olarak gözüken ... oğlu ... ile ölü ... mirasçısı ...'ı davaya dahil etmek üzere süre verildiği, davacı tarafça bu kişilerin davaya dahil edildiği ve gerekli tebligat işlemleri yapılarak taraf teşkilinin sağlandığı, dava konusu taşınmazın imar durumuna ilişkin ... Belediye Başkanlığının cevabi yazısında parselin belediye sınırları içerisinde bulunduğu, 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında konut alanında kaldığı belirtilmiş olup arsa vasfında kabul edilerek kıymet takdirinde bir isabetsizlik görülmediği, dava
konusu taşınmaza somut emsal olarak alınan ...
Mahallesi 1853 parsel (yeni 149 ada 61 parsel) sayılı taşınmazın uygulama görmemiş kadastro parseli olduğu, dava konusu taşınmazın emlak vergisine esas rayiç değerinin arazi vergi beyanı şeklinde belirlendiği, emsal taşınmazın ise 27,00 TL olduğu, mukayese oranının da bu doğrultuda yapıldığı, emsal taşınmazın özel satış olduğuna dair herhangi bir veri bulunmadığı, tüm bu nedenlerle dava konusu taşınmazın ve somut emsal olarak alınan taşınmazın imar uygulaması görmemiş kadastral parseller olduğu, düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmadığı,
dolayısıyla bilirkişi raporunda da bu yönde değerlendirme yapılması doğru olduğu gibi dava konusu parselin somut emsale yakın mesafede bulunup, dava konusu parsel ile somut emsalin kadastral parsel olması nedeniyle düzenleme ortaklık payı düşülmemesinin doğru olduğu anlaşılmakla bilirkişi heyetince taşınmazın arsa vasfında olduğunun kabulü ile emsal incelemesi yapmak suretiyle 2942 sayılı Kanun'un 11 ve 12 nci maddeleri çerçevesinde taşınmazın değerini belirlemeleri ve buna göre bilirkişilerin dava konusu taşınmazla emsal taşınmazın konum,
nitelik ve vergi beyanları itibarıyla karşılaştırma yaparak benzer özellikleriyle üstün ve eksik yanlarını da belirtmek suretiyle 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi çerçevesinde her iki taşınmazı kıyaslamak suretiyle dava konusu taşınmazın değerini belirlemelerinde isabetsizlik bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun karar vermeye yeterli ve elverişli olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen birim fiyatının aynı bölgeden Daireye daha evvel yansıyan dosyalardaki metrekare fiyatlarıyla uyumlu olduğu,
aynı mahalde bulunan 485 parsel sayılı taşınmazın 14.02.2018 dava tarihi itibarıyla belirlenen 323,81 TL/m² birim değerinin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, yine Dairenin denetiminden geçerek Yargıtay onama kararı ile 66 parsel sayılı taşınmazın 384,00 TL/m² birim değerinin aynı şekilde kesinleştiği, aradaki farklılıkların ise aynı emsal taşınmaz ile dava konusu taşınmazların mukayesesi suretiyle belirlenen orandan kaynaklandığı anlaşılmakla, dava konusu taşınmaz için 2018 yılı metrekare birim fiyatı olarak belirlenen 383,00 TL/m² bedelin uygun bulunduğu,
her ne kadar İlk Derece Mahkemesince hüküm fıkrasının sonuna, yasa yoluna ilişkin olarak tescil/terkine ilişkin hüküm ile bedele ilişkin hüküm ayrımı yapılmaksızın "verilen kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere" şeklinde ibare yazılmışsa da 2942 sayılı Kanun'un 7139 sayılı Kanun ile değişik 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrasında tescil/terkine ilişkin kararın kesin olduğu açıkça düzenlenmiş olup, belirtilen yanlışlığın sonuca etkili olmadığı,
dolayısıyla terkine ilişkin hükmün infazında sakınca yaratmayacağı anlaşıldığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin de yerinde görülmediği, intifa hakkı sahibi yargılama aşamasında sunduğu beyan dilekçesinde kamulaştırma bedeline ilişkin hakkından feragat ettiğini belirttiğinden bedelin intifa hakkı sona erinceye kadar bir milli bankaya çıplak mülkiyet sahibi adına yatırılarak bu bedelin nemalarından intifa hakkı sahibinin yararlanmasına lüzum görülmediği gerekçesiyle davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki ... ili, ... ilçesi, ... köyü 68 parsel sayılı taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/11393, K. 2025/9250, 19 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama