KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/11408 E., 2025/9855 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2449 Esas, 2024/2119 Karar
- Karar
- Yeniden esas hakkında verilen karar
Karar Metni
1.707 kelime·9 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 319 parsel (ifrazen 770) parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmaz için davacı kurumca takdir edilen bedelleri kabul etmediklerini, bedellerin düşük olduğunu belirterek taşınmazın bütün özellikleri dikkate alınmak suretiyle gerçek kamulaştırma bedelinin tespit edilmesini, davacıya ait taşınmaza ... Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/134 Esas sayılı dosyasında kamulaştırmasız el koyma nedeniyle tazminat davası açıldığını, müvekkilinin taşınmazına yol yapıldıktan sonra kamu yararı kararı verildiğini, arta kalan kısım işe yaramaz hale geldiğinden bu kısmın da kamulaştırılmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi heyetince ... Müdürlüğü verilerinin esas alındığı belirtilmiş olup uyguladıkları münavebe ürünlerindeki gelir gider kalemleri ile ilgili herhangi bir veri sunulmadığını, objektif değer artış oranının yüksek belirlendiğini, arta kalan kısımda değer azalışı olmayacağını, müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; arta kalan kısım yönünden yeterli inceleme yapılmadığını, arta kalan kısım için belirlenen değer azalışının düşük olduğunu, dava konusu taşınmazdan yakın zamanda sulama kanalı geçirileceği dikkate alınmadan kuru arazi olarak değer biçilmesinin hatalı olduğunu, kapitalizasyon faizinin hatalı belirlendiğini, dava konusu taşınmaz ... yoluna 30 metre mesafede olup objektif değer artış oranının düşük belirlendiğini, belirlenen bedelin yüksek olduğunu, net gelirin ... Müdürlüğü verilerine göre yüksek belirlendiğini, buğday ve ayçiçeği münavebesi uygulanma gerekçesinin açıklanmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde yöntem olarak bir isabetsizlik görülmediği, ancak istinaf ve temyiz denetiminden aynı bölgedeki taşınmazlar yönünden geçen dosyalar ile dosya kapsamına alınan ..., ..., ..., ... ve ...
Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2021 verileri de getirtilip incelenmiş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda çerezlik ayçiçeği fiyatı uygun ise de, dosya arasındaki ... İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün 2021 yılı tarım verilerine göre buğday kg satış fiyatı ortalama 2,50 TL iken raporda 2,25 TL alındığı, ...
İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü maliyet cetveline göre sermaye faizi, genel idare giderleri ve arazi kirası eklenmeden masraf toplamına göre giderin buğday ürünü yönünden 319,00 TL/da çerezlik ayçiçeği yönünden 363,00 TL/da olduğu, çerezlik ayçiçeği veriminin ise istinaf denetiminden geçen dava dosyalarında aynı kamulaştırma kapsamında aynı sınıf komşu parsellerde 150 kg alınmış iken dava konusu taşınmazda daha düşük alınması uygun bulunmadığından; buğday fiyatının 2,50 TL/kg, buğday ürünü giderinin 319,00 TL/da, çerezlik ayçiçeği giderinin 363,00 TL/da, ... ayçiçeği veriminin 150 kg/da alınması,
kapitalizasyon faiz oranının dava konusu taşınmazla aynı bölgedeki 2.sınıf kuru tarım arazisi niteliğindeki taşınmaz yönünden Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2019/9749 Esas sayılı dosyasında % 5 oranında olması gerektiğinin belirtildiği de gözetildiğinde dava konusu taşınmaz yönünden de % 5 olarak alınması,
istinaf incelemesinden geçen dava konusu taşınmaza yakın 889 ada 2 ve 889 ada 4 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin dava dosyalarında taşınmazların konumları ve tarımsal amaçlı mevzi imar planında olmaları nedeniyle %100 oranında objektif değer artışı uygun görüldüğünden ve dava konusu taşınmaz da bu taşınmazlarla aynı bölgede bulunduğundan, objektif değer artış oranının % 100’ den fazla alınmasının taşınmazın konumu, bilirkişi raporunda yazılı özellikleri de dikkate alındığında doğru bulunmadığı anlaşıldığından % 100 ile sınırlı objektif değer artış oranı uygulanması,
kamulaştırmadan arta kalan kısmın yüzölçümü yeterli ise de taşınmazın kamulaştırma öncesi geometrisi düzgün iken sonrasında kalan kısmın şeklinin bozulduğu nazara alındığında kamulaştırma nedeniyle kalan kısımda değer kaybının % 10’ dan az olamayacağı anlaşıldığından bu yönlerden yeniden değerlendirme yapılması suretiyle kamulaştırma bedelinin hesaplanması için raporu hükme esas alınan bilirkişi kurulundan ek rapor alınmış olup,
ek rapor doğrultusunda kamulaştırma bedelinin 1.181.994,32 TL olduğunun tespiti ile fazla bloke edilen 188.901,32 TL bedelin davacı idareye iadesine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından bu yönden yeniden hüküm kurulması gerektiği gibi, 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki "Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde,
tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir" hükmü Anayasaya aykırı görülerek iptaline karar verilmiş olup Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararında Anayasanın 153 üncü maddesinin 3 üncü Fıkrası gereğince iptal hükmünün belirli bir süre erteleneceği yönünde de bir hüküm bulunmadığı gibi Anayasanın 153 üncü maddesinde “iptal kararları geriye yürümez” hükmü iptal kararlarının kesinleşen işlemlere etki etmeyeceği anlamında olup,
elde bulunan uyuşmazlığın sürdüğü davalarda “geriye yürümeme” kuralının uygulanamayacağından dava tarihi esas alınarak belirlenen kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için Anayasanın 46 ıncı maddesinde belirtilen en yüksek faiz olan “Kamu Alacaklarına Uygulanan En Yüksek Faiz” oranının uygulaması gerektiği kabul edilmiş olup, faize yönelik düzenleme usul hükümlerine ilişkin olduğundan derhal uygulanması gerektiği de gözetilerek taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle yeniden hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca dava tarihinden kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir.
4.Buna karşın; aynı kamulaştırma kapsamında Dairemiz denetiminden geçen dosyalarda 2019 ve 2020 değerlendirme tarihi itibarıyla buğday ve bostan münavebesi uygulandığı gibi, dosya arasına alınan ..., ..., ... İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri ile ... İl Tarım ve Orman Müdürlüğü münavebe cetvellerinde bostan(kavun) ürününün de yer aldığı anlaşılmakla, gerekçesi açıklanmadan dava konusu taşınmazda buğday ve çerezlik ayçiçeği münavebesi uygulanması yerinde değildir.
5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır.
Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan. “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun. “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile.
“Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiği hâlde dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiz uygulanması hatalı olup bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.
Somut olayda. İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın tespit edilen kamulaştırma bedelinin dava tarihinin 4 ay sonrasından karar tarihine kadar geçen süre için yasal faiziyle birlikte davacı idareden tahsiline karar verilmiştir. Bu karar taraf vekillerince istinaf edilmiş, ancak asıl alacağın fer'isi niteliğindeki faiz alacağına ilişkin davalı vekilinin bir istinaf talebi olmamıştır.
Buna rağmen Bölge Adliye Mahkemesince Anayasa Mahkemesinin iptal kararından bahsedilerek işletilecek faize ilişkin re'sen yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı faiz uygulamasına ilişkin olarak bu kez taraf vekillerince temyiz edilmiş ancak Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinden önce yürürlüğe girmiş olan Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince bu konuda istinaf sebepleri arasında bir talepte bulunulmadığından bu yöndeki temyiz sebepleri temyiz incelemesinde ele alınamayacaktır.
Hâl böyle olunca;
Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi gerekmekte ise de;
Davalı taraf vekilinin Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsedilen iptal kararının uygulanmasına ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir talebi söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen bozma kararına diğer yönleri ve sonucu itibarıyla katılmakla birlikte "Değerlendirme" bölümünün 5 No.lu bendinde yazılı olan ve Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesini derdest haldeki somut olaya ilişkin yorumlayan gerekçesine açıkladığımız nedenlerle katılmıyoruz. 26.06.2025
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/11408, K. 2025/9855, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama