KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/11629 E., 2025/10424 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/4287 Esas, 2024/1872 Karar
- Karar
- Kabul
- İlk derece mahkemesi
- Manisa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/129 Esas, 2022/101 Karar
Karar Metni
1.256 kelime·6 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı ve pilon yeri bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince 10.09.2024 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.
Ek karar davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince dava değeri dikkate alınarak temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de 15.04.2022 tarihli ve 31810 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli ve 2021/34 Esas, 2022/21 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 341 inci maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin "kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalar" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği gözetildiğinde;
temyiz yoluna başvurulabilen kararları düzenleyen 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi için de aynı hususun uygulanması gerektiğinden 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 10.09.2024 tarihli ek kararın ortadan kaldırılması gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle, ek karar kaldırılmasına karar verildikten sonra; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde; Manisa ili, Yunusemre ilçesi, ... Mahallesi 14 parsel sayılı taşınmazın 2.074,08 m²lik kısmı için daimi irtifak hakkı bedelinin ve 1,66 m²lik kısmı için direk yeri bedelinin tespiti ile müvekkili idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.03.2022 tarihli ve 2020/129 Esas, 2022/101 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ile bir kısım dahili davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli ve 2022/1460 Esas, 2022/2743 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın sulu arazi niteliğinde olduğu kabul edilerek 2013 yılı Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü dane mısır, salçalık domates ve buğday ürünlerine ait maliyet cetveline göre net gelir hesabı üzerinden bedel tespiti yapan bilirkişi kurulu raporuna göre karar verilmesinin doğru olduğu gibi, Yunusemre İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün 19.09.2022 tarihli cevabi yazısına göre, 2013 yılı maliyet cetveli düzenlenmediği ve Manisa'nın 2015 yılında Büyükşehir Belediyesi statüsüne kavuşmuş olduğunun bildirilmesi karşısında,
2013 yılı Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verileri esas alınarak değerlendirme yapılması, %4 kapitalizasyon faiz oranı uygulanması, maliyet cetvelinde yer alan üretim giderinin brüt gelire oranı dikkate alınarak üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ü oranında uygulanması ve taşınmaz üzerinden geçen elektrik iletim hattının geçtiği güzergaha uygun olarak değer düşüklüğü oranı hesaplanması yerinde ise de,
davacı idare vekilinin ve bir kısım davalılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile münavebeye alınan ürünlere ilişkin maliyet cetvelindeki veriler esas alınarak ve dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgeden Yargıtay denetiminden geçen dosyalarda objektif değer artışının %200 oranında uygulandığı gözetilerek usul ekonomisi gereği bu hususta ek rapor alınmadan 2013 yılı verilerine göre ayrıntılı hesaplama yapılıp taraflara tebliği ile istinafa gelen davalıların taşınmazdaki payları karşılığı saptanan fark bedel depo ettirilip,
kök muris ...'e ait mirasçılık belgesi doğrultusunda ... mirasçıları ile ... davaya dahil edildiğinden halde karar başlığında davalı olarak gösterilmek suretiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin üç numaralı alt bendi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli ve 2022/1460 Esas, 2022/2743 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili ile bir kısım dahili davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; tapu maliki ... kızı 01.07.1907 doğumlu ... T.C. kimlik numaralı ...’ın nüfus kaydında ölüm tarihinin “bilinmeyen” olarak yazıldığı anlaşıldığından.
5490 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca adı geçenin doğum tarihi de dikkate alınarak ölüm araştırması yapılması hususunda ilgili Nüfus Müdürlüğüne müzekkere yazılarak nüfus kaydındaki araştırmanın sonucu beklenip, ölü olduğunun tespiti halinde davacı idare vekiline veraset ilamının ibraz edilmesi için yetki ve süre verildikten ve mirasçıları 2942 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinin 5 inci fıkrası uyarınca davaya dahil edildikten ve aynı şekilde adresleri tespit edildikten sonra mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilerek,
mirasçılarının tespit edilememesi halinde ise 3561 sayılı Kanun gereği adı geçen davalıya mahallin en büyük Mal Memurunun kayyım tayini ile yargılamaya devam olunması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması nedeniyle sair yönler incelenmeksizin kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalarda kesin karar verilemeyeceğine dair Anayasa Mahkemesi kararının bulunduğunu bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararının kaldırılması gerektiğini,bozma öncesi karar tespit edilen kamulaştırma bedeli yönünden bozulmadığı halde fark kamulaştırma bedeli hesaplanmasının hatalı olduğunu,i taşınmaza kuru arazi olarak değer biçilmesi gerektiğini, masrafların düşük ve objektif değer artışının yüksek belirlenmesi suretiyle tespit edilen bedelin yüksek olduğunu, faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin kabul edilen bedelden fazla takdirinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma konusu irtifak hakkı ve pilon yeri bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşıldığından, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalı lehine hükmedilen vekâlet ücreti kabul edilen miktarı geçemeyeceğinden, vekille temsil edilen davalılar lehine 4.609,41 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde fazlaya hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 10.09.2024 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Davacı idare vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (B) bendinin (l) harfi ile gösterilen alt bendinde yer alan “17.900,00 TL maktu'' ibaresi çıkartılarak yerine ''4.609,41 TL'' ibaresi yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/11629, K. 2025/10424, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama