KÜNYE
5. Hukuk Dairesi 2024/11818 E., 2025/11304 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/61 Esas, 2024/2261 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/485 Esas, 2023/268 Karar
Karar Metni
889 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın geç ödenmesinden kaynaklanan munzam zararın tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların tapu ile malik olduklarını, .... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ...
3 pafta ... parsel sayılı 250 m² miktarlı tarla vasfındaki taşınmazın ifraz kadastro çalışmaları ve imar uygulaması neticesinde paftasında mevcut olmadığını, Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/28 D.İş sayılı dosyası ile dava konusu parsel ile tedahüllü (çakışık) olduğunun tespit edildiğini, dava konusu 3622 parselin eski ... ... numaralı, 1157 ada 20 parsele isabet ettiğini, bu parselin tapuda ...
Belediyesi adına tescil edildiğini, imar uygulaması ile müvekkillerine bir tahsis yapılmadığından kayden müvekkillerine ait olan ancak zeminde fiilen bulunmayan taşınmazın bedelinin tahsili için Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/200 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davanın açıldığı tarih itibari ile önemli ve değerli olan alacağın tahsil edildiği tarih olan 27.06.2022 tarihi itibari ile önemsiz bir tutar olduğunu, davacı müvekkillerin açtığı davada yargılamanın uzun sürdüğünü ve belirtilen sürede de ülkedeki yüksek enflasyon nedeni ile geç kavuştukları alacağın değer kaybına uğradığını,
davalı borçlunun borcunu geç ifasından dolayı alacaklı müvekkillerin ağır faiz yükü altında banka kredileri kullanmak zorunda kaldıklarını, yüksek miktarlarda zarara uğradıklarını, müvekkillerin bu nedenle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini, somut olayda müvekkillerin munzam zararının açık ve kesin olduğunu ileri sürerek müvekkillerinin uğradığı zararın tazminine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda davacılar tarafından müvekkili idare aleyhine açılmış olan İstanbul 12. İcra Dairesinin 2019/920 Esas sayılı takip dosyasında müvekkil idarece faiziyle birlikte ödeme yapıldığını ve dosya borcunun kapandığını, dava tarihi ile ödeme tarihi arasında belirli bir vakit geçmiş ise de bu süreçte tarafça tehir-i icra kararı alındığını, karar kesinleştikten sonra ödemenin yapıldığını, yargılama sürecinin uzun sürmesi ve haliyle idarece ödemenin geç yapılması hususlarında müvekkili idarenin herhangi bir kusuru bulunmadığını,
daha önce de belirtilen üzere hüküm altına alınan miktarın müvekkili idarece ödeme gününe kadar işleyen faizi ile birlikte ödendiğini, davacıların uğradıklarını iddia ettiklerini somutlaştıramadığını, zararın ispatlanmadığını, davacılar vekilinin müvekkillerinin bankalardan kullandığı krediler olduğunu belirtmiş ise de bu durumun herhangi bir zararı veyahut vakıayı ispata elverişli olmadığını, kullanılan kredilerin idarenin ödeme yapıp yapmaması ile herhangi bir ilgisinin olmadığını,
davacılar tarafından ülkede ekonomik koşullarda mevcut olumsuzluklardan hareketle kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair ispata yeter delil sunulmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Mahkemece belirttikleri deliller toplanmadan davanın reddine karar verildiğini, davacı müvekkillerinin tapu ile maliki oldukları taşınmazlarının davalı tarafından ortadan kaldırıldığını, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, bedelinin tahsili için açılan davada verilen karar ile tespit edilen taşınmazın bedelinin 9 yıl sonra davalı tarafından ana para +%9 yıllık faiz ile ödendiğini, müvekkillerinin yüksek faiz oranları ile borçlandığını, ödeme güçlüğü çektiğini, davanın açıldığı tarih itibari ile önemli ve değerli bir tutar olan alacağın, tahsil edildiği tarih olan 27.06.2022 itibari ile önemsiz bir tutar olduğunu,
davalı borçlunun borcunu geç ifasından dolayı alacaklı müvekkillerinin ağır faiz yükü altında yaşamlarını sürdürmek için banka kredileri kullanmak zorunda kaldığını yüksek miktarlarda zarara uğradıklarını, somut olayda munzam zararın açık ve kesin olduğunu, miktarın tayininin yargılamayı gerektirdiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların alacağını geç tahsil etmesi, yargılamanın uzamasından doğmakta olup bundan dolayı davalıya atfedilecek bir kusur bulunmadığı, davacıların da uğradıklarını iddia ettikleri zararlarını ispat edemedikleri gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle tazminat bedelinin geç ödenmesinden kaynaklanan munzam zararın tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/11818, K. 2025/11304, 11 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama